İslam düşünce tarihinin en temel metinlerinden biri olan Günümüz İnsanına Fususu'l-Hikem 'in kelime anlamı "Hikmetlerin Yuvaları" dır. İbnü'l Arabî bu eserin Peygamberimiz tarafından, manevî bir işaret ( rüya /müşahede) yoluyla kendisine emanet edilen bir hediye olduğunu ve bu nedenle de eserin müellifi değil mütercimi sayıldığını özellikle vurgular.
Esere, kısa bir girizgahtan sonra "Kelime-i Âdemî’deki İlâhî Hikmet" bölümüyle başlayıp yirmi yedi peygamberin hususî varoluş hikmetlerini anlatan Muhyiddin İbn Arabi son olarak "Kelime-i Hz Muhammed'deki İlâhi Hikmet" bölümüyle bitirir.
Kronolojik bir sıra takip etmeden her Peygamberdeki tecelli ve özellikleri farklı bir açıdan yorumlayan İbn Arabî bize aktardığı bu hikmetlerle pek çok konuda bambaşka bir anlayış ve hissediş imkânı sağlıyor. Aklı meâşla anlaşılması imkân dahilinde olmadığını düşündüğüm mevzuları, hakkını vererek hissedip kavrayamasam da bana metafizik alanda farklı bir görüş keyfiyeti kazandırdığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Eser için İbn Arabî 'nin bakış açısıyla baştan sona hassaten Tanrı -insan ve insan - kozmik âlem ilişkisi çerçevesinde inşa edilmiş bir sistemin (Vahdet-î Vucûd) açıklaması ve peygamberler üzerine sıradışı bir inceleme diyebilim.
"Tanrı- insan-varlık" hakkında benzer konular üzerine sorular hep olmuştur ve her düşünür kendi ilmî müktesebatı ölçüsünce bu sorulara cevap bulmaya çalışmıştır. İsabet etsin ya da etmesin şahsen bu çaba ve çalışmaları, içerdiği konular bakımından çok değerli buluyorum. Her fikrine ve teorisine katılmasak da ( bazen bu durum anlayamamak yada anlamlandıramamakla ilgili olabiliyor) düşünce dünyamıza bambaşka ufuklar kazandırdığını düşünüyorum.
Çok hacimli olmamasına rağmen, aynı konu hakkında farklı isimleri açıklarken birbirine tezat teşkil eden düşüncelerini anlamaya çalışmaktan, ayrıca eserin hemen hemen bütününü teşkil eden semboller, teşbihler ve paradoksal ifadelerinden dolayı benim için oldukça zor bir metindi ve doğal olarak da uzun soluklu bir okuma oldu .
Eserin tam olarak bende oluşturduğu duygu, yüksek bir dağın zirvesine tırmanma hissiydi. Evet zorlandığım, yorulduğum ve zaman zamanda kaybolduğum bir yolculuktu bu, fakat yüksek bir dağa tırmanmış olanlar bilir ki bu yorgunluk ve emek aynı zamanda bize olağanüstü manzaralar da vadeder.
Eserin sonuna geldiğimde elbette ki bir zirve deneyimi yaşadım diyemem.. tıpkı müessirin de zirve hakkında düşünüp, yazıp zirveyi tecrübe edemeyişi gibi.
Eseri kendimce sorduğum ve cevap bulamadığım, heybemdeki zor sorularıma eklenen yeni yeni sorular eşliğinde sona erdirdim.
Rabbimizden kendim ve eseri okuyanlar için tüm kâlbimle bu kelimelerin hakikâtine vâsıl olmayı diliyorum.
Not: İbnü'l Arabî 'nin ıstılahına ve terminolojisine yabancı olanlara eseri kesinlikle önermem.
🪻Vesselam