Sylvia Plath’in kendi yaşamından izler taşıyan bu kült eser, 1950’lerin parıltılı dünyasında başarılı bir kariyerin eşiğindeyken, içindeki o karanlık boşluğa, yani "sırça fanusa" hapsolan Esther Greenwood’un sarsıcı hikayesini anlatıyor.
Kitap sadece bir depresyonun günlüğü değil; toplumsal beklentilerin, kadın olmanın ve kusursuz görünme zorunluluğunun insan ruhunda açtığı yaraların bir portresi…
•
Çok etkilendim, üzüldüm, empati yaptım, sorguladım… Yazarın bu kitabı yayımladıktan sadece bir ay sonra intihar edip hayata veda ettiğini bilerek okumak, her satırını benim için daha da derin ve anlamlı kıldı. Sylvia PlathSırça Fanus