Hepimizin içinde bir "delilik" vardır ama farklı bir şekilde yaşarız. Bazılarımız açık açık ortaya koyar deliğini bazılarımız kendi içinde yaşar bazılarımız ise fark etmez bile içindeki deliliği...
Kitap, akıl hastanesine yatmış Deborah'ın gözünden anlatıyor bize hikayeyi. Yarı otobiyografik bir roman aynı zamanda. Deborah'ın dünyasına girebilmek onu anlayabilmek oldukça karmaşık ve zorlu bir süreç. Çünkü Deborah'ın kendi içinde kurduğu bir dünya var...
Akıl hastanesindeki doktor sayesinde Deborah'ın düşüncelerini ve duygularını fark edebiliyor ve çalkantılı, iniş çıkışlı tedavi sürecine tanık oluyoruz.
BANA GÖRE!
Her insanın hayattaki en büyük şansı:
İyi bir ailede doğmak
İyi bir öğretmene denk gelmek
İyi bir doktora rastlamak...
İlk sayfalarda akıcı olsa da yarısından sonra zorlu bir okuma sürecinin olduğunu söylemekte fayda var. Şizofren bir kızın gözünden okuyoruz ne de olsa...
(ortada karmakarışık bir zihin var!)
Kaçımız deborah gibiyiz?
Kaçımızın hayalindeki ile yaşadığı bir?
Hepimiz içimizdeki şeytanı ya da meleği en az Deborah kadar beslemeyiz?
Deborah sözümona şizofreni, kendi hayal dünyasında yaşayan bir insan, peki sebebi ne?
Yaşadığı dünyadan hoşnut olmama durumu. O halde içimizde yaşayan yüzlerce Deborah’a selam olsun.
Joanne Greenberg