Puan vermedi·542 syf.····Okunma: 16 Nisan 2026 14:09 David Fromkin’in "Barışa Son Veren Barış" adlı eseri, Orta Doğu’nun modern çehresinin nasıl şekillendiğini anlamak isteyenler için temel başvuru kaynağı niteliğindedir.
Kitap, özellikle 1914-1922 yılları arasına odaklanarak Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü ve bölgenin Batılı güçler tarafından yeniden haritalandırılmasını derinlemesine inceler.
Kitabın başlığı, I. Dünya Savaşı'nı bitiren barış antlaşmalarının aslında Orta Doğu'da yüzyıl sürecek bir savaşın başlangıcı olduğu ironisine atıfta bulunur.
Fromkin’e göre 1922’de varılan "çözüm", bölgeye barış getirmekten ziyade, çözümsüzlüğü kalıcı hale getirmiştir.
Fromkin, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın temelini, I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında İngiltere ile Fransa’nın bölgeye yönelik uyguladığı stratejik hatalara dayandırır.
Yazarın temel tezi, bugünkü sınırların yerel halkların dinamiklerinden ziyade, Avrupalı güçlerin kendi aralarındaki rekabet ve yanlış anlamalar üzerine inşa edildiğidir.
Fromkin’in en dikkat çekici yönü, tarihi tek bir nedene indirgememesi ve süreci çok katmanlı bir şekilde analiz etmesidir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü yalnızca iç zayıflıklarla değil; aynı zamanda Birleşik Krallık ve Fransa gibi büyük güçlerin çelişkili ve çoğu zaman öngörüsüz politikalarıyla birlikte ele alır.
Özellikle Sykes-Picot Anlaşması ve Balfour Deklarasyonu gibi gelişmeler üzerinden, Batı’nın bölgeyi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden kurguladığını ortaya koyar.
Kitabın en güçlü tarafı, bugünkü Orta Doğu sorunlarının tarihsel köklerini açık ve ikna edici bir şekilde göstermesidir.
Fromkin, modern sınırların ve devletlerin doğal değil, büyük ölçüde dış müdahalelerle şekillendiğini savunur.
Ancak bunu yaparken indirgemeci ya da komplocu bir dil kullanmaz; aksine hatalı kararlar, yanlış öngörüler ve kısa vadeli çıkarların uzun vadeli sonuçlarını vurgular.
Orta Doğu’daki modern çatışmalar, büyük ölçüde I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Batılı devletlerin bilinçli ya da hatalı politikalarının ürünüdür.
Yani bugünkü sınırlar, devletler ve krizler “doğal” değil, büyük ölçüde dış müdahalenin sonucudur.
Osmanlı İmparatorluğu savaşın sonunda dağılır. Bu çöküş, Orta Doğu’da büyük bir otorite boşluğu yaratır. Bölge halkları kendi kaderini tayin etmek isterken, dış güçler devreye girer.
Kitap, sadece Osmanlı’nın dağılmasını değil, İngiliz İmparatorluğu’nun bölgeye bakış açısındaki değişimleri de ele alır.
Masa Başında Çizilen Sınırlar: Sykes-Picot gibi gizli anlaşmaların ve Balfour Deklarasyonu gibi kararların, bölgede nasıl geri dönülemez çatışmalara zemin hazırladığı anlatılır.
Büyük Oyun: Rusya, Fransa ve İngiltere arasındaki nüfuz mücadelesinin, yerel aktörlerin taleplerini nasıl gölgelediği vurgulanır.
“Barışa Son Veren Barış”, aslında bir barışın değil, gelecek yüzyılın çatışmalarının başlangıcını anlatır.
Günümüzde Siyonizm ve Emperyalizmin hâlâ Ortadoğu’da yürüttüğü kanlı operasyonların başlangıç ve temel nedenlerini anlamak isteyenler için okunması gereken kitaplar arasında olduğunu söyleyebilirim.