Canımız, büyük liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri ve siyasi kişiliği dışında özel hayatındaki tavır ve tutumlarını hep merak etmişimdir. Yöneticiliğinde ve liderliğinde gösterdiği duruşunu ilişkilerine ne kadar yansıtabildiğini düşünürken bu kitabın fikir verebileceği düşüncesiyle, farklı bir ilgiyle okudum Gazi ve Fikriye'yi. Yazar Hıfzı Topuz gazeteciliği ile ön plana çıkmış, yazdığı birçok roman ve anı kitaplarıyla ülke edebiyatına değerli katkılar sunmuş kıymetli bir yazar olup bu eserinde tamamen kaynaklara dayalı, objektif bir eser kaleme almayıp kurgusal bir metin yaratmıştır. Dolayısıyla bu durum gerçeklik ile ilişkisi bakımından bazı noktalarda okuyucunun kafasında soru işaretleri bırakabilir.
Kitabın isminden Mustafa Kemal Atatürk ile Fikriye Hanım arasındaki ilişkinin ağırlıklı olarak ele alındığı bir eser olduğu izlenimi uyandırılsa da daha çok tarihi bir roman havası seziliyor. Milli mücadele yılları kitabın temelini oluşturmakla birlikte Atatürk'ün Fikriye ve Lütfiye Hanım ile ilişkileri daha yüzeysel bir biçimde ele alınmış. Bu bakımdan beklediğimi bulmakta zorlandığımı belirtmeliyim. Başka bir deyişle, kitapta Atatürk'ün ikili ilişkilerine çok daha fazla yer verilmesini beklerdim.
Kitabın Hıfzı Topuz'un edindiği bilgi ve deneyimlerinden hareketle eksik kalan bilgilerin de söz konusu olması sebebiyle kurgusal bir romana dönüştürülerek hazırlanması, kitapta değinilen bazı noktalar bakımından yazarın bakış açısını ve samimiyetini sorgulatıyor. Dikkatimi çeken en önemli noktalardan bir tanesi, Atatürk'ün sürekli alkol kullanan birisi olarak lanse edilmesi oldu. Atatürk'ün alkol kullanan bir insan olduğu bilinen bir gerçek. Ancak her bulduğu fırsatta bir alkol sofrasının kurulmasını talep ettiğini belirtmek de kulağa inandırıcılıktan oldukça uzak geliyor.
Bir diğer rahatsız edici konu ise Lütfiye Hanım karşısında Atatürk'ün pasifize edilmesi. Lütfiye Hanım karakter olarak dominant özelliklere sahip bir kadın olabilir ve bu gayet anlaşılabilir bir durumdur, özellikle Fikriye Hanım ile kıyaslandığında. Ancak kitapta bu durum öylesine bir dille anlatılmış ki birçok ülkeye karşı vatanını, milletini gözünü kırpmadan müdafaa etmiş, dünya liderlerine önünü ilikletmiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk, çocukluğundan beri tanıyıp sevdiği, kolladığı Fikriye Hanım'a karşı Lütfiye Hanım'ın kaba ve saygısızca tavırlarına karşı sesini çıkaramayan, bu iki kadın arasındaki ilişkisinde sıkışıp kalan, çaresiz bir adama dönüşüyor. Açıkçası buna inanmak bir hayli güç. Evet, Atatürk ilişkilerinde beklediğini bulamamış, sorunlar yaşamış olabilir ancak için içinden çıkamayan, sorunlar karşısında çözümsüz kalan bir adam olması onun karakteriyle uyuşmayan bir durum.
Kitap her ne kadar Fikriye Hanım'ın başına gelenleri ele almaya çalışsa da Atatürk'ün Lütfiye Hanım ile ilişkisinin de kısa ömürlü olması ve Atatürk tarafından bitirilmiş olması da kanımca değinilmesi gereken bir husustu. Kitap bu haliyle Lütfiye Hanım'ın Fikriye Hanım'ı alt etmesi ve Fikriye Hanım'ın başına gelenlerden sonra Atatürk ile Fikriye Hanım'ın ilişkilerini sorunsuz şekilde sürdürdüğü izlenimi veriyor. Kitapta kısa bir bölümde belirtildiği üzere Atatürk, rasyonel düşünce yapısına sahip karakteriyle duygusal ilişkilerin mantığının önüne geçmesine ve asıl hayat amacından sapmasına izin vermek istemeyen bir lider. Sırf bu durum dahi kendisinin Lütfiye Hanım ve Fikriye Hanım ile olan ilişki üçgeninde sıkışıp kalması ihtimalini gerçeklikten oldukça uzak kılıyor.
Atamızdan bahseden her kitap benim için okunmaya değer. Kendisine olan sevgi ve saygımız asla bitmez, bitemez. İlişkileri yönetmek, bir orduyu yönetmekle kıyas edilemez elbette ancak tüm dünyaya liderliğini, saygınlığını göstermiş, ispatlamış bir kişinin ikili ilişkilerini ele alan bir eserin daha özenli ve dikkatli hazırlanması gerektiğini düşünüyorum. Beklentilerimi tam olarak karşılamasa da okunmaya değer buluyorum bu kitabı.