Gönderi

Spoiler Allert!
Puan vermedi·290 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 00:34
Pirandello'nun Biri, Hiçbiri, Binlercesi eserini incelerken mikro-kozmos sosyoloğu Erwing Goffman'ın damga kitabından faydalanmıştım. Söz konusu incelemede Goffman'ın Günlük Hayatta Benliğin Sunumu eseri ise bir değini düzeyinde yer bulmuştu. Anlaşılan o ki, Pirandello ile Goffman arasındaki bu paralellik, muhtelif eserlerde de devam ediyor. Zira bu kitap (aslında tahmin ettiğim üzere) bir "Günlük Hayatta Benliğin Sunumu" eseri. O halde önce Goffman. Günlük Hayatta Benliğin Sunumu eserinde Goffman, failler arası sosyal ilişkilerin karşılıklı etkileşimle biçimlenişini tiyatro metaforu üzerinden modeller. Buna göre bir tiyatroda olduğu gibi sahnenin kurgulanışı, aktörün sahnede performans sergilemesi, aktörün belirli roller için belirli personalardan oluşan bir envanterden faydalanması ve perde önü ve arkasındaki benlik değişimleri, günlük ilişkilerimizde benzer bir formülasyon aracılığıyla devamlı inşa ve biçimlenmelerle oluşturulur. Bu inşa karşılıklı bir oyun (play) mutabakatı temelinin üzerinde yükselir. Yani öznel ve öznelerarası kabullere dayanır. En başından kurgulayacak olursak, X kişisi A sayıda sosyal düzlemde sahneye çıkmak zorundadır. X kişisi kendi evi içerisinde bir baba, işyerinde bir usta, kahvehanedeki oyun ekibinin bir üyesi, üye olduğu kültürel etkinlikte bir katılımcıdır. Failin (X) sosyal ilişki kurduğu A sayıdaki her düzlem bir sahnedir ve fail her sahneye karşılıklı beklenti ve kabullerle oluşturulmuş bir rolün gerektirdiği personasıyla(maskeyle) iştirak eder. Evde otoriter yönetici, işte çalışkan usta, kahvehanede matrak dost, kültür faaliyetinde bir entellektüel olma gerekliliğine dinamik ve yarı belirlenmiş bir senaryo içerisinde karşılık vermeye çalışır. Tüm bu süreçler, perde arkasındaki hazırlıklar ve perde önündeki icralar arasında kişi tarafından devamlı iç müzakereler, inisiyatifler ve kararlarla yönetilir. İnsan, mental ve bedensel enerjisini sarfettiği, postürüne belli bir form verdiği, yüzüne, giyimine ve bedenine çeşitli müdahalelerde bulunduğu (ve yerinde/zamanında hepsini iptal ettiği) bu idare sürecinde perde arkasında tüm soyutlanmış töz haliyle bir kişi (person), perde önünde donanımlı haliyle bir kişiliktir (persona). Ancak süreçte, (benliğin idare edilişinde) arz talep dengesinin bozulması sonucunda kesintiler oluşur. En şiddetli kesintilerden biri olan Damga, belirtildiği gibi Pirandello'nun Biri, Hiçbiri, Binlercesi'nde Moscarda'nın hikayesiydi. Matthias Pacsal, öte yandan, rol karmaşasıyla ve benliği idare edişinde zorlandığı bir süreçte başına gelen sürpriz bir gelişmeyle yaşar kesintiyi. Karmaşık bir arkadaşlık ilişkisi etrafında şekillenen aşk ve evlilik hikayesinin yarattığı zorluklar, ailesinde yaşadığı kayıpların yarattığı zorluklar, miras kalan varlıklar etrafında deneyimlediği, dolaylı olarak borçlular ve dolandırıcılar etrafında yaşadığı zorluklar ve işsizliğinden kaynaklanan zorluklar Matthias Pascal'ı hayatını idare etme becerisinin son kertesine getirir. Teorik tabirle tüm maskeleri aşınmaktan, devam ederse yüzünün aşınacağı bir aşamaya gelir. Kütüphaneciliğin kıt kanaat gelirinin teskin edemediği bunalım aşamasında eve dönmek yerine can havliyle köyünden kaçar. Geri dönmenin ikilemiyle kıvranırken kasaba yakınında kendisi olduğuna inanılan bir kişinin ölüsü bulunur. Bu tesadüfü özgürlüğün kapısının açılması olarak yorumlayan Matthias Pascal Avrupa gezintisine çıkar, talih ona ikinci bir kez kumar masasında güler ve yüklü bir kazanç elde eder. Pirandello, sırf kahramanının istediği ikinci şansı elde etmesi için bu imkanları tesadüfler aracılığıyla kasten bahşeder. Ve onu yeni bir başlangıcın sıfır noktasına getirir de. Deneyimli genç bir adam, elinde ikinci bir şans, talih ona yardım edebilecegi kadar etmiş. Artık yapması gereken tek şey özgürce yaşam okyanusunun içine atlamak... Ancak sıfır noktasında, elde yüklü miktarda bir servet varken sonsuz olasılığa açık olan dünya, yaşama dahil olur olmaz olasılıkların darlaştığı, kapı ve pencerelerin küçüldüğü o eski görüntüye benzemeye başlar. Saç sakal ve giyimi değiştirmek, oynak olup çirkin bir görüntü veren sağ gözü ameliyat etmek, şık giyinmek, tamamen kendi isteğine göre oluşturulmuş bir hikayenin taşıyıcısı olmak... Hiçbir şey fayda etmez. Yeni ismiyle Adriano Meiss olan Matthias Pascal, kendini aynı zindanın içinde bulur. Var gücüyle mücadele eder, yine yenilir. Sosyal dünyanın çelik kafesi onu tekrar bir şartlandırılmış "sirk" insanına dönüştürür. Komedi, üzüntü bunalım ve her türlü insani bağlayıcı bağla yine bağlanır. Soyut bir hayal olan ideal özgürlük sıfır noktasında ve sonsuzluktadır. İnsanın kim olduğu, ölüm kadar mukadderdir. Matthias pascal bu idrak aşamasıyla tıpkı kral Gılgamış gibi kim olduğunu, nerden geldiğini ve nereye gitmesi gerektiğini kabul eder. Adriano Meiss, ceketiyle bastonunu Roma'da Tiber nehrinin kenarında, bir notla birlikte bırakır, kendini nehre atar. Matthias Pascal köyüne döner. Pirandello sen çok yaşa.
Edebiyat
Mattia Pascal Sahiden Yaşadı mı Yaşamadı mı?Luigi Pirandello · Everest Yayınları · 2015292 okunma
·
164 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.