Gönderi

Türkler Feth eder, Zapt etmez.
Günümüzde, Sel­çukluların ülkenin mevcut buldukları sakinlerini kılıçtan geçirdikten sonra bu toprakları kendi soylarından gelen insanlarla yeniden doldurduklarını gösteren hiçbir delil bulunmadığı gibi, modern nüfusun fiziksel tipleri de böyle bir varsayımı tam mana­sıyla çürütür niteliktedir. Türkleş­miş Anadolulular, diğer yerleşik İslami kavimler gibi yeni bir Ortadoğu medeniyeti inşa etmeye koyulmuşlardı. Yakındoğu medeniye­tine kıyasla bu medeniyet, M.S. 1300'den itibaren çok daha cazip bir hayat tarzı haline gelmişti. Sadece ezilmişler için bir sığınak oluşturmakla kalmıyor, beceri ve ihtiras sahipleri için istikbali olan bir kariyer de vaad ediyordu. Genç Osmanlı gücü (ve daha sonraları fethedeceği komşu Türk beylikleri) saf değiştiren Rum soyluları ve devlet yetkililerinin katkılarıyla inşa edilmiştir.
Sayfa 181 - Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih
·
866 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Yahya Saygan
Gönderi Sahibi
Bu konuya verilebilecek klasik örneklerden biri de Evrenos ailesidir. Bu ailenin bahtı Bursa'nın son Rum valisinin eliyle açılmıştır. Şehri, uzun bir süre müdafaa ettikten sonra Doğu Roma hüküme­ tinden ümidi keserek Osmanlılara teslim etmiş ve akabinde Türk ve Müslüman olurken, görünüşe bakılırsa, şehir sakinlerinin ve soyluların büyük bir kısmı da kendisini izlemiştir. İki nesil sonra, soyundan gelenlerden birinin Osmanlı imparatorluğu adına Ma­kedonya'yı fethedip, akabinde Mora'ya ilk Osmanlı seferini dü­ zenlediğini de görüyoruz. Bu hizmetlerinden ötürü aileye -on dokuzuncu yüzyılın başlarına kadar ellerinde tuttukları- Yenice Vardar'da bir tımar verilmiştir. Yakındoğu dünyasında kalmış bulunan en iyi güçlerin genç Ortadoğu cemaatleri tarafından asimile edilmesinde, Yakındoğuluların Ortaçağdaki batılı işgalciler­ den duydukları nefretin katkısı olduğuna şüphe yoktur. On be­şinci yüzyılın sonlarına kadar devam eden, Batı Anadolu'daki Rum milliyetinin yerine Türklerin geçmesi hareketinin devamı niteliğindeki, güneydoğu Avrupa'daki Osmanlı fetihleri, büyük oranda Fransız ve Italyan kökenli hükümdarların zararı pahasma gerçekleşmiştir. Avrupa'daki Ortadoğu yayılmacılığının yegâne amilleri OsmanlIlarken, Batı Anadolu, büyük oranda -Gediz ve Menderes vadilerindeki Saruhan ve Aydın beylikleri gibi- diğer yeni Türk güçleri tarafından türkleştirilmiştir. Böylece, iki farklı safha halinde tüm Anadolu, yeni Ortadoğu dünyasına ait Türkçe konuşan Müslüman cemaatlerin yurdu olmuştur. Anadolu tarihindeki ikinci önemli husus ise on dördüncü yüzyılın başlarında sayıları kırkı aşan müstakil Türk beyliklerinin bir çatı altında toplanmasıdır. Avrupa'daki toprak kazançlarıyla giderek güçlenen Osmanlı devleti, doğudaki Türk komşularına doğru dönmüş, bu beyliklerin tamamı -kendi lehlerine müdahale eden Timurlenk'e rağmen- on beşinci yüzyılın sona ermesinden evvel fetholunarak ilhak edilmiştir. Böylece, tam 400 yıl boyunca parçalanıp üzerinde harbedilen Anadolu bir kez daha, bu defa­sında Rumlar yerine Türklerin baskın milliyet olarak ön plana çıktığı, bir siyasi birlik haline gelmiştir. s.182