Tarih sahnesinde sallanan bir impartorluğun yada kurulu bir sistemsiz düzenin yıkılışı esnasında: analarının gözbebeği yavrularının, kimi zaman birilerinin, parayı, dini, gösterişi cazibeli kılıp heva ve hevesleri uğruna kahraman, şeyh, şıh rolüne soyunduğu ve birilerinin de (belki aynı sebepler adına belki farklı) isimsiz şüheda adı altında feda piyonu olduğu gerçeği... İnsanın tarihim deyip baktığı tarihin, dinim deyip sarıldığı dinin geçmişte yaşayanları tarafından doğru bildiğimiz şekilde yaşanmamış olmasının utancı okkalı kroşeler gibi indi yine yeniden yüreğime. Hata da yanlış da insana mahsustur ancak kahramanlıkların arasından sıyrılagelen yanlışların doğurduğu sonuçlar susmayacak iken o kahramanlıklar da buruk acılar olarak dizildi gönlüme. Yaşatılan acıların yaşatana elbet geri döneceği gibi bir gerçek kabul etmek istemesek de var. Soykırım uyguladıysa geçmişimin kahramanları, torunları olarak bizler bundan korkmalı değil miyiz dedirtti vicdanıma. Neticede dünyanın en acı gerçeklerinden birisi de dünyada kalacak dünya malının hiç birimizin gözüne önemsiz gelmemesi. Ailede miras, köyde tapu, ülkede nüfuz kavgaları bitmez. "En iyisi benim ve ailemin (milletimin) kursağından geçmeli." diyen sömürgeci düşüncelerini taşıyan birileri çevirecekleri entrikalarla birbirimize kırdırarak bile yok edebilirler bir gün, Atatürk'ün "çalışkandır, zekidir" diyerek gazladığı biz tembel torunlarını. Bir kızıl elma hayaliyle, korumak ve hükmetmek adına 28.12.1516'dan 09.12.1917-1918'e kadar 401-402 yıl hüküm sürülen bu topraklarda milyonlarca insan evladı, milyonlarca altın, elmas ve emek harcanmış ancak; alınan yanlış kararlar ve uygulanan yersiz politikalar sonucu, yüzünü görmediği, adını hatırlamadığı, kemiklerini dahi oralarda bıraktığı şühedanın belirsiz destanlarıyla el elde baş başta kalmış Türkiye sınırları çerçevesinde.
Yanisi kızıl elma ülküsü ile dünyayi yönetmek ve adalet sağlama fikriyle fetih üstüne fetihler gerçekleştirme halleri, illaki kabul görecek değildi bütün ülkelerde. Kimilerine dost olurken düşman kazanmaları da mutlak olacaktı. Üstelik jeopolitik olarak konumu büyük önem arz eden bir ülkede yaşıyor iken.Ama yine de ne pahasına olursa olsun kararlı oldukları düşüncelerinden vazgeçmediler ve ön göremedikleri aslı düşman dost eliyle bir karmaşanın ortasında başsız adam gibi sağa sola yumruk savurdular. Netice adı sanı bilinmeyen kemikleri kendi topraklarından uzak bir şüheda topluluğunun kahramanlık destanı oldu.Benim okuyup biraz da araştırarak anladığım bunlar, bu acı hatıralardan.