Yaşamanın aslında ölüme karşı bize sunulmuş zorunlu bir seçenek olduğunu görüyoruz.Kabul ve kararlılık gerektiren bir kitap. Ölüm var. Kabul etmek zorunda olduğumuz ve sonrasında tek seçeneğimiz yaşamak.Tam da bunu fark ettiren kitaplardan biri.
Başta tüm olanaklara sahip olan Fugui, zamanla kumarda tüm servetini kaybeder; ancak ailesi yine de yaşamak zorundadır ve bir kulübede yaşamına devam eder.
Fugui, babasını kaybettikten sonra da yaşamak zorunda olduğunu fark eder. Arsa kiralayarak hayata tutunmaya devam eder ve o arsada çalışır.
Annesi hastalanır ve yine yaşama tutunması gerekir. Şehre doktor bulmaya giderken zorunlu askerliğe alınır ve kendisini savaşın ortasında bulur. Savaştan döndüğünde annesinin öldüğünü, kızının konuşma yetisini kaybettiğini görür. Ve yine yaşamak zorundadır.
Tüm aile yaşamak zorundadır ve herkes üzerine düşeni yapar. Eşi kemik erimesine rağmen bahçede durmaksızın çalışır. Oğlu yalın ayakla okula gider, kuzuları besler; kuzuları beslemekten okula geç kalır. Kızı dilsizdir ama her işin peşine koşar. Fugui ise durmaksızın yaşamak için çalışır.
Önce oğlu kan kaybından ölür, ama aile yine yaşama tutunur. Kızlarını evlendirirler; ancak kızları hamileliğinde doğum sırasında hayatını kaybeder. Ardından eşi de ölür.
Yaşamak lazımdır. Ölen kızından kalan torunu ve hayatta olan damadıyla yaşamaya tutunur. Ancak bu kez damadı da ölür ve torunuyla baş başa kalır. Sonrasında torunu da ölür.
En sonunda kimsesi kalmamıştır. Ama yaşamak lazımdır… Çalışarak, bir öküz satın alarak, onunla konuşarak hayata tutunmaya devam eder.
Hayat işte bu değil mi? YaşamakYu Hua