Kitabın özetidir. Kendime hatırlatma olarak yazıyorum.
Jülide ve ishak. Jülide bir ressam, ishak tesisatçı. Jülide ishak’ın üst katında oturuyor. İshat herkes tarafından sevilen, dürüst, iki çocuk babası ve karısı gültenle sıradan bir hayat yaşayan bir adamken bir gün Jülideyle kaçtıkları haberi mahalleye bomba gibi düşüyor. Olaylar bundan sonra başlıyor. İlk olarak jülidenin eski erkek arkadaşı Gökçe’nin Moda’daki evine gidiyorlar. Sonrasını sonra düşüneceklerdir. O gece dinlenecekleri en uygun yer orasıdır çünkü Gökçe’de yurt dışındadır. Ancak sabah uyandıklarında Jülide evde yoktur. İshak saatlerce bekler panikler sonunda biri gelir ama gelen Jülide değil Gökçe’dir. İş karakolluk olunca Jülide çıkar gelir. Meğer gözleri körlüğe adım adım ilerleyen bir hastalıkla mücadele edermiş. Her şeyi ishak’a anlatıp gönlünü aldığı sırada ishak’ın Erzincan’daki babasının öldüğü haberini alırlar. İshak annesi ölünce babasının yeniden evlendiğini, üvey annesi istemeyince de ishak’ı babasının İstanbul’da yatılı okuttuğunu, okul bitince de memlekete dönmediğini anlatır. Jülidenin ısrarıyla Erzincan’a giderler. Yıllar sonra ilk kez üvey annesini ve üvey kardeşlerini görür. Mezarında babasına veda eder. İstanbula dönerken tulum peyniri almak için girdikleri bir markette yaşlı bir kadın ishak’a hayatının sırrını anlatır. Meğer annesi doğumda ölmemiş. Adı da Nuran değil Nora imiş. Ermeni asıllı olduğu için aileler evliliğe karşı çıkmışlar. İshak doğduktan kısa bir süre sonra Nora aklını kaybetmiş. Aylarca hastahane de yatmış. İyileşmeyince de Nora’nın ailesi onu Fransa’ya götürmüşler. Yıllar sonra Nora oğlunu almak için geri dönmüş ama yine hastalanmış. Babası gelip onu tekrar Fransa’ya götürmüş ve Nora orada ölmüş. İshak annesinin arkadaşlarının izini sürerek, jülideyle birlikte geçmişin izlerini arar. İlginçtir ki, Jülide de kocası Ceyhun ölünce bir süre o hastahane de yatmak zorunda kalmış. Hatta depresyon sonucu resim yapmayı bırakmış ama Noranın yaptığı bir tablodan etkilenerek yeniden resme başlamış. Birbirini hiç tanımayan iki insanın hayatlarının bir yerleri birbiriyle iç içe örülmüş. Hayatın sürprizleri…
Tüm hikaye netleşince Jülide ona artık eve dönmesini söyler. İshak’ı eve bağlayan bir şey yoktur. Çünkü karısı okul bittikten sonra kendisine çok sahip çıkan patronu Aykut’un yasak aşkıydı. Evlilikleri bu rezaleti ört baş etmek için Aykut’un ricasıyla yapılan bir formaliteydi. Hatta iki çocuğunun biyolojik babası da Aykut’tu. Jülidenin bunları bilerek ishak’a eve dön demesi , ishak’ın çok zoruna gitse de çocukları çok özlediği için evine döner. İkisi de hayatlarıyla hesaplaşır, düzene sokarlar. Aylar sonra Jülide ishak’ı arar ve eve davet eder. Ona bir hediye hazırlamıştır. Tüm o yolculuk boyunca ishak annesini tanıyan herkese annesinin tarif ettirmişti. Jülide bu tariflerden yola çıkarak ishak’ın annesinin resmini yapmıştır. İshak hiç görmediği annesini ilk kez Jülide sayesinde görmüştür.
Çok melankolik bir kitaptı. Karakterler biraz zorlama geldi bana. Ama yine de olay örgüsü insanı hızla içine çekiyor.