Puan vermedi·396 syf.····Okunma: 11 Ocak 2026 14:20 #Spoiler İçerir#
“Sanıyor musun ki sevdiklerimiz ölünce bizi gerçekten de terk ederler? Zora düştüğümüzde onları her zamankinden de berrak bir şekilde hatırlamadığımızı mı sanıyorsun?”
“… eğer insanın içinde bir çürüme varsa, kimsenin elinden bir şey gelmez…”
“Aslında tutsakları içeride tutmak için duvara ve denizlere ihtiyaçları yok. Çünkü zaten hepsi kendi kafalarının içinde kısılmış durumdalar, neşeli tek bir şey düşünebilecek durumda değiller.”
Dursley’lerde sıkıcı ve korkunç bir yaz geçiren Harry’nin, Vernon Eniştenin kız kardeşinin misafir olarak gelmesiyle günleri daha da kötü geçer. Marge halayı yanlışlıkla(!) büyüyle şişirince işler çığırından çıkar ve Harry tüm eşyalarını alıp evi terk eder. Çaresizce sokaklarda yürürken hızır otobüsü imdadına yetişir. Doğruca çatlak kazana giden Harry, arkadaşlarıyla orada buluşur ve birkaç gün içinde Hogwarts’a gider. 12 yıldır Azkaban’da tutsak olan Sirius Black Voldemort’un sadık hizmetçisidir ve onun yarım bıraktığı işi tamamlamak için Harry’nin peşine düşer. Yüksek korumaya rağmen Sirius’un Hogwarts’da görülmesi korku ve endişeyi arttırır. Harry’nin gerçekleri öğrenmesiyle işler iyice karışır.
Kitabı okurken keşke bu da filme dahil edilseydi dediğim çok yer oldu. En komik sahne Ron’un Harry’yi telefonla aramasıydı, nasıl konuşacağını bilemediği için bağırarak konuşması ve Vernon Enişteye denk gelmesi çok komikti. Benim için en üzücü sahne ise ruh emicilerin her saldırmasına Harry’nin annesinin son anındaki çığlığını duymasıydı. Daha sonraları babasını da duyması ve onları duyabilmek için ruh emicilere karşılık vermemesi çok üzücüydü. Harry’nin Anne babasına olan sevgisi ve onların yokluğundaki mutsuzluğu çok güzel hissettirilmişti.
Kitap tahlili ve yorumun devamı için link profilde