Atsız... Küçükken ismini duyardım, fakat okumak için olgunlaşmayı bekledim. Yaptığım en büyük hatalardan biri belki de budur.
Çünkü Atsız'ın eserlerini gençken daha doğrusu, daha delikanlı zamanlarımda okusaydım, bugüne nazaran daha disiplinli, gayretkar ve çalışkan olabilirdim.
Hayallerimin peşinden koşma cesaretini ve bir amacı daha erken yaşlarda edinebilirdim.
Atsız için birçok şey söylemek mümkündür. Benim gördüğüm ise yanlışlara öfkeli bir adam.
Yanlışları doğru yapabilecek bir gençlik ve bir millet daima hayali olmuş.
Bugünkü yanlışlar bizi nasıl öfkelendiriyorsa belli ki Atsız da bir noktada "Yeter!" diyerek eserler kaleme almaya başlamış ve en azından kurtarabildiğini kurtarmaya çalışmıştır.
Bazı düşünceleri çok keskin, bazıları oldukça düşündürücü ve bir noktada gerçekten gerekli, tabi bazı düşünceleri de sorunu kökünden çözme isteği ile dolu olduğundan sert ve kimilerine göre ekstrem.
Benim düşüncelerimi soracak olursanız Atsız'ı tek cümle ile özetleyebilirim:
Bataklıkta sinekler mi var? Öyleyse bataklığı kurut sinek ile uğraşma!
Birçok konuda belki Atsız'ın kararlılığı ve keskinliği olsaydı içimizde bugün bu kadar amaçsız olmazdık.
Sözün özü kitabı bu kadar geç okumak benim hayatımın en az 15 yılını boşuna geçirmişim gibi hissetirdi. Şu an hayatıma bir pişmanlık daha eklendi. Keşke daha önce Atsız'ı okusaydım!
Atsız'ı haksız bulanlara bazı sorularım var: Siz de yapılan yanlışlar dolayısıyla öfkeli değil misiniz? Bu öfke sizi çözüm bulmaya itici bir güç olarak iş görmüyor mu? Yanlışlara susmaktan bıkmadınız mı?
Zamanında Atsız'ı rahatsız eden hususların hâlâ devam etmesi sizce bir tesadüfen mi ibaret?
Düşününce bugün birçoğumuzun içinde şekillenen bir Atsız var,sadece beslendiği kaynaklar farklı.