VEJETARYEN – HAN KANG
Bu kitap bende bir “hikâye” hissinden çok bir rahatsızlık duygusu bıraktı.
Sanki sayfalar ilerledikçe değil de, insanın içi daraldıkça ilerliyorsun.
Yeong-hye’nin et yemeyi reddetmesi basit bir karar gibi başlıyor ama aslında bu, onun dünyayla kurduğu bağın kopuşu. Bu bağın tam olarak ne zaman koptuğu ya da buna neyin sebep olduğu ise bir bilinmez olarak kalıyor.
Toplumun “normal” dediği her şeyin dışında kalmaya başladıkça, herkes onu düzeltmeye çalışıyor. Ama kimse gerçekten onu anlamıyor.
Okuması kolay değil, ama unutması da mümkün değil.
Yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve kitapları arasında garip bir benzerlik görüyorum: et yemeyi bırakan kadın, konuşmayı bırakan kadın, zamanla görmemeye başlayan adam…
Hep bir bireyin toplumdan kopuşu temalı hikâyelere yer veriyor.
Buna ek olarak, olayların üç farklı gözden anlatılması da dikkat çekiciydi.
Yeong-hye’yi tek bir yerden değil, parçalı ve eksik bakışlarla görüyoruz; bu da onun kimliğini daha da uzak ve anlaşılmaz yapıyor.
Özellikle eşinin Yeong-hye’ye bakışı en rahatsız edici kısımlardan biriydi. Onu bir “insan”dan çok, toplum içinde düzeni bozmayan, kontrol edilebilir bir figür gibi görmesi… Yeong-hye değişmeye başladıkça onu anlamaya çalışmak yerine “düzeltme” çabasına girmesi, hikâyenin en soğuk ve sert tarafını oluşturuyor.
Yazarın anlatımı gerçekten etkileyici.
Sakin ve sade bir dille yazıyor ama tam da bu sakinlik, hikâyeyi daha çarpıcı ve rahatsız edici bir hale getiriyor.
Hayal gücü ise sıradan bir konuyu bile alışılmışın dışında bir yere taşıyabiliyor.
Basit gibi görünen bir hikâyenin altında, uzun süre akılda kalan, düşündüren ve kolay kolay geçmeyen bir dünya kuruyor.