·168 syf.····Okunma: 20 Nisan 2026 00:34 "Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler", 2022 yılında vefat etmiş olan merhum yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. Uzun süredir okunacak kitaplar listemdeydi. İsmi itibariyle bu kitap ile ilgili beklentilerim yüksekti diyebilirim. Kitap, her ne kadar İslam toplumunun önemli sorunlarına değiniyor ve yer yer günümüz Müslümanları adına iç muhasebesi yapıyor olsa da beklentilerimi tam olarak karşılamadı.
Yazar, İslam dünyasının günümüzde yaşadığı sorunları; İslam’ın hayatı düzenleyen pratik bir yaşam biçimi olmaktan çıkarılıp sadece teorik bir bilgi konumuna indirgenmesi, Batılılaşma özentisi ile öz değerlerden kopulması ve Müslümanca düşünme yeteneğinin kaybedilmesi üzerinden okunmakta.
Bu bağlamda, Özdenören'e göre Müslüman toplumundaki çözülmenin ana sebepleri şunlar:
- İmanın pratiğe (amele) yansımaması
- Batı Taklitçiliği
- İslâm'ın Batılı düşünce ve yaşam tarzı üzerinden yorumlanması
- Oryantalist bakış açısına teslim olma
- Geçmişe Sığınma ve Eylemsizlik
Genel olarak bu kitabın içeriği dahilinde, yazarın merkeziyetçi/ortodoks bir yaklaşım sergilediğini; dolayısıyla yazarın içtihat kapısını açık tutmakla birlikte pratikte metin merkezli geleneksel yorumu öncelediği ve sorunları doğrudan Batı/oryantalizm eleştirisi ve ahlâkî yozlaşma üzerinden tanımladığını söylemek mümkün.
Yazarın İslâm dini ve fıkhı konusundaki bilgisini eleştirecek donanıma, bilgi seviyesine elbette sahip değilim ama yazarın söylemlerini tam anlamıyla ikna edici bulmadım.
Örneğin Batılı/oryantalist düşünceyi eleştirirken "humanizm" kavramına karşı da negatif yaklaşım sergilemesini yadırgadım. Gazali, Mevlânâ ve Hasan Onat okumalarımda daha makul, daha kuşatıcı bulduğum değerlendirmeler olduğunu ifade edebilirim. Rasim Özdenören'in "humanizm"i Batı empozesi olarak ele almasına rağmen, Mevlânâ'nın eserlerinde, özellikle Mesnevi'de insan odaklı bir yaklaşım görülmekte.
Rasim Özdenören ahlâkî duruşun toplumsal/politik aksiyona ve Batı emperyalizmine karşı bir duruşa dönüşmesini savunurken Gazali daha çok bireyin kendi iç dünyasını, niyetini, neyin dinin özünde yer alıp neyin kutsallaştırılan gelenekten ibaret olduğunu sorgulamasını öne çıkarmakta. Gazali'nin geleneğin dokunulmazlığa sahip olduğu durumlarda din adı altında kutsallık zırhına bürünebileceğini ifade ettiğini, Özdenören'in daha gelenekçi bir yaklaşım sergilediğini de gözlemliyoruz.
Faiz konusunun anlatıldığı bölümde vadeli satış/alışverişe kapının kapatılmasını da çok gerçekçi ve uygulanabilir bulmadım. Taha Akyol'un Türkiye'nin Hukuk Serüveni adlı kitabında, Osmanlı Devleti zamanında konuya ilişkin gerçekleşen hukuki çalışmalar ve İslâmi içtihatlardan bahsediliyor. Ama günümüzde özü zedelemeden ama maksadı da aşmadan iktisadi, fıkhî ve sosyal açıdan bu konuya makul bir açıklama getirebilecek donanımlı, konunun uzmanı akademisyenlerin, ilahiyatçılarının da değerlendirmesini de görmek isterim. (Bildiğim kadarıyla Ebu Hanife, Ebu Yusuf gibi fıkıhçılar, bu konuda, borcun alındığı dönemdeki satın alma gücünü ödendiği tarih itibariyle karşılayacak şekilde ödeme yapılmasını tavsiye ediyorlar.)
Yazarla ilk tanışma kitabım olması itibariyle veya kitabın yazım biçiminin deneme türünde olması nedeniyle içeriği çok da didaktik çerçeveden değerlendirip doğru-yanlış ekseninde ele almanın uygun olmayabileceği ihtimalini de dışlamıyorum.
Yazarla tanışma kitabım olan bu kitapta edindiğim izlenimler bunlar. Müteakip okumalarda elbette yeni pencereler açılabilir.