Bazı kitaplar sadece okunmak için değil, bir eşiği aşmak için yazılmıştır. Demian, benim için o eşiğin ta kendisi. Sinclair’in 'aydınlık dünya'dan kopup kendi karanlığıyla yüzleşmesi, aslında her insanın hayatında bir kez vermesi gereken o büyük savaşı anlatıyor.
Hesse, Abraxas imgesi üzerinden bize iyinin ve kötünün ötesinde, bütünsel bir varoluşu fısıldıyor. 'Kuş yumurtadan çıkmak için savaşır. Yumurta dünyadır. Doğacak olan, bir dünyayı yıkmak zorundadır.' cümlesi, romanın sadece özeti değil; aynı zamanda insanın kendi hakikatine ulaşması için verdiği o sancılı yıkımın manifestosu.
Demian ise bir karakterden ziyade, her birimizin içindeki o 'bilge öteki'nin sesi gibi. Kendi içindeki tanrıyı ve şeytanı barıştırmadan, insan gerçekten kendisi olabilir mi?