·512 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Nisan 2026 00:00 Aile bağları, dostluk, aşk, vatan sevgisi, eğitim sistemi, aidiyet üzerine harika bir kitap.
Devlete baba diyen, onu baba yerine koyan bir zihniyet...
Çağın çok ötesinde bir eğitim kurumu: Köy Enstitüleri.
Bir tarafta 32 yıldır memleketine ve sevgiye hasret büyüyen Yasemin, diğer tarafta biricik torunlarına hasret giden Hamdi ve Asude çifti...
Köy Enstitüsünde yetişen dedenin torununa bıraktığı emanetler... Küçük bir sandığa geçmişinden ve kendinden neler sığdırabilirsin? Her bir emanet o kadar ince düşünülmüş ve öyle anlamlı ki...
Kitap, Yasemin'in miras için New York'tan İstanbul'a gelip dedesinin evine yerleşmesiyle başlar. Henüz iki yaşındayken ülkesinden ayrılan Yasemin'in dedesinin bıraktığı miras ve emaneti alıp gitmekten başka bir düşüncesi yoktur. Fakat dedesinin dostlarıyla çevrili bu sıcacık ortamı bırakmak sandığı kadar kolay değildir.
Dedesi Hamdi, Köy Enstitüsüne başladığı gün günlük tutmaya başlar. Bu günlükler sayesinde bizler de Hamdi ve onun gibi köy çocuklarıyla Köy Enstitülerinin tuğla tuğla, harç harç inşa edilişine şahitlik ederiz.
Hasan Ali Yücel'in "Bu memlekette kendi kendine açıp solan çiçek bırakmayacağız." sözleri bu kurumun özeti diyebilirim. Burası öyle bir enstitü ki burada yetişenler; arıcılık, demircilik, ipek böcekçiliği, kooperatifçilik, balıkçılık gibi birçok meslek öğreniyorlar. Yani mezun olduklarında işleri hazır.
Yasemin, emanetleri her açtığında onunla birlikte ben de duygudan duyguya savruldum. Hele ki babaannesinin ona bıraktığı emaneti öğrendiğimde gözlerim dolu dolu oldu ve boğazıma bir yumru oturdu.
Dede ve babaanne hayata bu emanetlerle tutunuyorlar adeta. Dile bile kolay değil. Tam 32 yıllık bir hasret ve maalesef sonu vuslat değil.
Dede ve babaanne bıraktıkları emanetlerle öldükten sonra bile torunlarıyla iletişim kurmanın bir yolunu buluyorlar. Bu emanetler sayesinde hiç tanımadığı aile üyelerini tanıma fırsatı bulur Yasemin. Açtığı her emanet onu başka bir Yasemin'e dönüştürür.
Kitapta en sevdiğim yerler enstitünün anlatıldığı bölümlerdi. Hamdi Amca'nın günlüğünü gözlerim dolarak, çağın çok ötesindeki bu kurumu ise hayranlıkla okudum.
Yazarın anlatımı o kadar duru ve temiz ki... Ortaya koyduğu karakterlerin her biriyle eşsiz bir kitaptı. Konudan sapmadan okuyucuyu kendisine bağlayan oldukça akıcı bir kitaptı. Çok çok severek okuduğum bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.
Kitaplı günler.