9/10
·310 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
Stuart Sutherland, tarafından kaleme alınmış, insan zihninin sistematik hatalarını görünür kılmayı amaçlayan önemli ve popüler bilim eseridir. Ancak bu önem, kitabın eleştiriden muaf olduğu anlamına gelmez. Aksine, eser dikkatle incelendiğinde hem kuramsal hem de yapısal bazı sorunlar barındırdığı açıkça görülür. Kitabın en temel problemi, “irrasyonellik” kavramını ele alış biçiminde ortaya çıkar. Sutherland, çoğu durumda rasyonelliği ekonomik fayda ve tutarlılık üzerinden tanımlarken, insan davranışının çok katmanlı doğasını yeterince hesaba katmaz. Yazar, bir kararı sadece "mantık ve istatistik" kurallarına uymadığı için irrasyonel ilan eder. Ancak evrimsel psikolojiye göre, atalarımızın hayatta kalmasını sağlayan hızlı ve sezgisel kararlar (Sutherland'in mantıksız bulduğu şeyler), aslında biyolojik olarak son derece rasyonel olabilir. O "mantıksız" dediği panik, aslında yaşamın ta kendisini koruyan kadim bir refleksti. Mantık, hayatta kalanın lüksüdür; ama hayatta kalmayı sağlayan şey çoğu zaman mantığın o soğuk odalarında bulunmaz. Oysa modern psikoloji, kararların yalnızca mantık ve fayda üzerinden değil; sosyal bağlam, duygular ve bilişsel sınırlılıklar çerçevesinde şekillendiğini göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında, yazarın bazı davranışları “irrasyonel” olarak etiketlemesi, aslında indirgemeci bir yaklaşımın sonucudur. Eserin bir diğer zayıf noktası yapısal organizasyonudur. Kitap boyunca benzer düşünce hatalarının farklı örneklerle tekrar edilmesi, yer yer gereksiz bir uzama hissi yaratıyor. Bu durum, anlatının etkisini artırmak yerine zaman zaman zayıflatıyor. Özellikle akademik arka plana sahip okurlar için bu tekrarlar, analitik derinlikten çok yüzeyselliğe işaret edebilir. Bununla birlikte, kitabın yazıldığı dönemin etkileri de göz ardı edilemez. 1990’lı yılların başında kaleme alınmış olması, eserin bazı teorik dayanaklarının günümüz bilişsel psikolojisine kıyasla geri kalmasına neden olmuştur. Özellikle ve bilişsel bilimlerde sonradan geliştirilen modeller, Sutherland’ın bazı çıkarımlarını tartışmalı hale getirmektedir. Sutherland'ın insan doğasına karşı zaman zaman "alaycı" veya "annoyance" (sinir bozucu) bir ton takındığını düşünüyorum. Okurken yazarın okuyucuya "üstten baktığı" hissinide es geçmeyelim. Ve kitabın ilerleyen bölümlerinde yazarın insan ırkına karşı sabrının tükenmiş gibi görünmesi ve genel olarak "insanlar aptaldır" gibi bir havaya bürünmesinide kenara not ettim :)))) Evet sen bir kar tanesi değilsin. Sen, Stuart Sutherland’in laboratuvarında üzerine ışık tutulmuş, rasyonel kararlar veremediği için azarlanan, kusurlu bir et yığınından ibaretsin. Sutherland için sen, yanlış programlanmış bir yazılımsın. Yani; Sayfaları çeviriyorsun. Sayfa 14: Aptalsın. Sayfa 82: Yine aptalsın. :)))) Kitabın organizasyonlardaki irrasyonelliği ele alan bölümüne gelirsek, Sutherland’in kullandığı verilerin büyük ölçüde politik yoruma açık olması nedeniyle dikkat çekmektedir. Bu durum, yazarın öne sürdüğü argümanların bazı noktalarda kendi içinde zayıflamasına yol açmakta ve söz konusu bölümü eserin en sorunlu kısımlarından biri haline getirmektedir. Bazı kütüphaneciler ve eleştirmenler (örneğin Library Journal), kitabın sıradan bir okuyucu için fazla "kuru" bir dile sahip olduğunu ve geniş kitlelerden ziyade psikoloji öğrencileri ile profesörlerine daha uygun olduğunu belirtmişlerdir ve ben buna sonuna kadar katılıyorum :)))) Bazı bölümlerde sunulan deney sayısının ve istatistiksel verilerin çok fazla olması, konudan kopmaya sebep oluyor ve bir diğer benzer eleştirim bölümlerin bazen birbirini tekrar ediyormuş hissi vermesiyle ilgili. Çok fazla farklı alandan (tıp, ordu, günlük hayat) örnek verilmesi, odaklanmayı güçleştiriyor.... Kitap boyunca yüzlerce hata türü ve deneyi anlatılır; ancak okuyucu "Peki, ben bu hataları yapmamak için tam olarak ne yapmalıyım?" sorusuna geldiğinde kitap çok somut ve uygulanabilir bir yol haritası sunmuyor aslında benim bütün meselem bu. Yani zehir tamam hocam ama panzehir nerede yok.... Daha çok bir "hatalar kataloğu" gibi hissettirdi çok üzgünüm.... Kısaca yazarın masasındaki cetvel dümdüzdü; rakamlar ise itaatkardı. Ona göre insan, bir kararı verirken cebindeki hesap makinesini çıkarmalı, olasılık denizinde sadece mantığın pusulasıyla yüzmeliydi. Eğer pusula saparsa, insan "hatalı"ydı. Eğer kalp, istatistiğin sesini bastırırsa, insan "aptal"dı. Tamam Sutherland kitabında bize kusurlu olduğumuzu kanıtlıyor. Ama asıl mesele, bu kusurlarla nasıl daha insan kalabileceğimizdir... "İrrasyonel", modern psikoloji külliyatına giden yolda önemli bir duraktır ama asla son durak değildir. Bu kitap, harika bir "ne olduğumuz" dökümü ama "kim olduğumuzun" cevabı değil. Bundan dolayı şimdi derin bir nefes al. Ve o kitabı yavaşça rafa geri bırak. :))) Bu tarz "bilişsel hatalar" üzerine daha güncel ve daha az "azarlayan" bir şeyler okumak isterseniz, ben Rolf Dobelli'nin Hatasız Düşünme Sanatı ya da daha bilimsel bir temel için Daniel Kahneman'ın Hızlı ve Yavaş Düşünme eserlerini tavsiye ederim :)))) Ve ben belki aradığım panzehiri bu sayfalarda bulamadım ama en azından hangi zehirlerle kuşatıldığıma dair bazı ipuçları aldım. Bazen, neyi yapmamak gerektiğini bilmek, ne yapacağını bilmek kadar değerlidir. Okuyup okumayı size bırakıyorum...
İrrasyonelStuart Sutherland · Domingo Yayınevi · 2015624 okunma
·
662 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bu kitabı yarım bırakma nedenim de tam da buydu işte 'aptalsın' görüşü. 'Bu kadar mantıklı olamazsın sen bir insansın Stuart laboratuvar faresi muamelesi yapma' demiş kenara fırlatmıştım. İç sesimin mükemmel bir yansıması olmuş. İncelemeye hayran kaldım Cem harikasın be😁