İlkögretmen, eğitimin gücünü, fedakarlığı ve toplumsal değişimi etkileyici bir dille ele alır.
Roman, 1920’li yılların başında, Kırgızistan’ın ücra bir köyü olan Kurkuruğa'da geçer.
Sovyet Devrimi'nin ardından cehaletle savaşmak için köye gönderilen idealist genç bir öğretmen olan Duyuşen’in mücadelesini anlatır.
Duyuşen, köye geldiğinde ne bir okul binası ne de okuma yazma bilen birini bulur. Köylüler, eski geleneklerine bağlı oldukları için eğitime şüpheyle bakarlar.
Duyuşen, terk edilmiş bir ahırı kendi elleriyle onararak okula dönüştürür.
Kitabın en önemli karakterlerinden biri olan yetim kız Altınay, Duyuşen’in en parlak öğrencisidir.
Duyuşen, onu sadece okutmakla kalmaz, aynı zamanda zorla evlendirilmek istendiği gerici geleneklerin elinden kurtarmak için hayatını riske atar.
Duyuşen, kışın karlar altında çocukları sırtında taşıyarak okula götürecek kadar büyük bir azim sergiler.
Köylülerin alaylarına ve fiziksel zorluklara rağmen pes etmez.
Yıllar sonra Altınay, ünlü bir akademisyen olur.
Köyüne döndüğünde, Duyuşen’in ektiği tohumların nasıl yeşerdiğini ve bir öğretmenin bir insanın ve bir toplumun kaderini nasıl değiştirebileceğini derin bir saygıyla anar.
Velhasılı Kitap;
Karanlığı aydınlatmanın tek yolunun eğitim olduğunu vurgular...