Dag Solstad'ın oldukça sui generis bir karakter olan Bjørn Hansen üzerinden kurduğu hikayenin ikinci halkası olan 17. Roman, ilk kitaptan tam 17 yıl sonra yazılmış. Açık söylemek gerekirse, yazılması çok da şart olmayan bir devam kitabı gibi duruyor. Üçlemenin orta kitabı olarak her şeyden biraz taşıyor ama aynı zamanda bir eksiklik hissi de bırakıyor. Bu yüzden, Dag Solstad'ın dolu dolu anlatısı içinde görece yavan kalan bir kitap olduğu da söylenebilir. Ama Bjørn Hansen öylesine ilginç bir karakter ki, o efsanevi ilk kitaptan sonra bu romanı ele almamak da pek mümkün değil.
İlk kitap, olay örgüsü bakımından sıradan insanların hayatında yaşanabilecek sıra dışı gelişmeler üzerinden ilerlese de, sonunda müesses nizama karşı söylenmiş büyük bir HAYIR'a dönüşüyordu. 17. Roman ise klasik bir Dag Solstad anlatısı gibi yılların içinden başlıyor. İlk kitabın bittiği yerden sonra geçen 17 yıl boyunca Bjørn Hansen'in hapis cezasını ve sonrasında Oslo'da sürdürdüğü silik ve yalnız hayatı okuyoruz. Anlatının şimdisinde ise Hansen, yıllar sonra oğlu Peter'a ve onun ailesine yaklaşmaya çalışıyor. Yüzeyde mesele, baba ile oğul, dede ile torun arasında yeniden bir temas kurulup kurulamayacağı gibi görünüyor olsa da Solstad burada asıl olarak yaklaşmak isteyen ama yaklaşamayan bir insanı anlatıyor. Solstad, bu yaklaşamamanın yarattığı o tuhaf sıkışmayı da okura çok iyi hissettiriyor.
Solstad ilk kitapta Ibsen üzerinden çeşitli alt metinler kuruyordu. 17. Romanda da benzer biçimde Søren Kierkegaard'ın Ölüme Götüren Hastalık kitabı önemli bir yer tutuyor. Kierkegaard ve bu kitap, yalnızca yatakta ya da yolculuk sırasında açılıp bakılan bir okuma malzemesi gibi görünse de, aslında romanın ruhuna yayılıyor. Solstad, yaklaşmak isteyen ama yaklaşamayan bir insanı anlatırken daha derinde, Kierkegaard'ın tarif ettiği anlamda umutsuz, kendisiyle bile barışamayan, kendisini taşıyamayan ve sonunda kendi hayatına yabancı hale gelen Bjørn Hansen'i yazıyor.
Roman, üçlemenin ara kitabı gibi okunabilir. Ama Bjørn Hansen böyle geçiştirilen bir orta kitabı hak etmiyordu.