Puan vermedi·293 syf.····Okunma: 21 Nisan 2026 21:40 9 aylık bir bebeğim var bu yüzden kitap okumak için uzun zamanlarım olmuyor. Bazen bir kitabı bir aya bitirdiğim oluyor. Ama Hamnet... Bir hafta sürmedi galiba. Ağlaya ağlaya bitirdim kitabı. Filmi izlemeye henüz cesaret edemedim o da nasip artık.
Kitap evladını kaybeden Agnes'in hikayesini anlatıyor bize evladıyla birlikte kendisini de kaybeden sonra kaybettiklerini arayan... Ne demişler 'O aramakla bulunmaz ama bulanlar yine de arayanlardır.'
Ahhh Agnes vahh Agnes. O kadar güzel bir kadın ki. Gerçekten kadın olarak kalmış güçlü bir kadın. Genelde kitaplarda filmlerde güçlü kadın imajı kadını maskülen göstermekle erkek gibi giydirmekle yapılıyor. Sanki güçlülük eşittir erkeklik gibi bir algı var maalesef. Ama Agnes gücünü
tamamen dişiliğinden alıyor. Şifacılığı, anlayışlılığı, fedakarlığı,
anneliği, evlatlığı, eşliği belki biraz cadılığı... Her şeyiyle kadın, her şeyiyle mükemmel.
Yazar Agnesi gölgede bırakmamak için Shakespeare adını hiç geçirmemiş kitapta çocuklarının babası, Marynin oğlu Agnesin kocası diye bahsedilmiş hep ama kitabin ismini Hamnet koyarak beklentiyi Agnes'den kaydırmış sanki. Kitabın ismi yüzünden okuma boyunca hep Hamnet'ten daha
fazla bahsedecek diye düşündüm farklı bir beklentiye girdim. Halbuki kitap baştan aşağıya Agnes. Kitap boyunca Hamneti çok az okuyoruz onu tam olarak tanımıyoruz ama yokluğunu
derinden hissediyoruz. Bir annenin evladı için tuttuğu yası en derinden hissediyoruz ve bu kayıp için Agnesle birlikte oturup ağlıyoruz.
Kitap gerçek olaylara dayanarak kurgulaştırılmış bir hikayeyi anlatıyor bize. Ancak gerçekler nerde bitiyor kurgu nerde başlıyor bunu tabiki de okuyucu olarak biz bilemiyoruz. Yazarın uzun araştırmaları sonucu yazılmış ve iyi ki de yazılmış.
Tüm okurlar adına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum bizi bu kadar ağlattığı için...