Uysal kız hakkındaki düşüncelerimi açmam gerek. Ama önce kendime bir soru sormalıyım.
İnsan neden dünyadan kaybolmak ister?
Bunu ben de çok kez kalbimde hissetmişimdir.
Sonra tabii kalbimde başka bir çok şeyi daha hissetmişimdir.
Anlıyorum ki o kız ile adam arasındaki en büyük fark, adamın düşünceden düşünceye dalmasına karşılık kızın kendisi için yaşayamayışından dolayı bence, yegane düşüncesi olan "ölmek" ti.
Kızın bu sıkışmış hayattan kurtulmasının başka bir yolu var mıydı bilemiyorum. Kendisini aşıp yapmayacağı çirkin şeyleri bile yapmıştı. Evet daha çok hapsolmuştu.
Adam, kaderi değiştirmek için beş dakika geç kaldığını düşünüyordu ama aynı zamanda kız da çoktandır kaybolmak için geç kaldığının düşüncesi içerisindeydi.
İnsan bir anda ben öleyim der mi, peki? Beş dakikadan daha fazla bir süre boyunca gururlu adamın düşünceleri, kendisini hapsetmişti.
Adamın perdeleri indikten sonraki davranışları ise aslında her zaman düşündükleriydi.
Kızın düşündüğü, adamın düşündükleri ve sonunda kısacık bir an...
İşte böyle bir hikayeydi.
Sessizlik, sessizlik, sessizlik!
Sessizlik dayatması, bu bir anlatmadan anlaşılma isteği...
İçinde yabancılık var, yorulmuşluk sonra...
Belki de hatalı düşüncelere daldım, bilmiyorum.
Ama
Okuduğunuz için teşekkür ederim.