Mülk kavgası görünümü altında bir varoluş mücadelesini okuyoruz. Neredeyse 80-90 sayfa boyunca hikayeye giremiyoruz. Kitap ilerledikçe okur bunun sebebini de anlıyor. Çünkü yazarın tekrarlara dayalı, nefes nefese ilerleyen cümleleri, ile ana karakter Bergljot’un zihnindeki o bitmek bilmeyen muhasebeyi hem anlıyor hem alışıyor.
Haklı olmanın yalnızlığını yaşayan Bergljot, sadece bir kez olsun "Sana inanıyoruz ve yanındayız" denmesini bekliyor. Ancak bu beklentinin karşılanmaması, onu giderek daha takıntılı ve keskin bir dile itiyor. Okurken karakterin bu haklı ama yorucu öfkesini iliklerinizde hissettiğiniz sert sarsıcı bir eser.