MİLENA’YA MEKTUPLAR
Franz KAFKA
Milena’ya Mektuplar, bir aşk hikâyesinden çok daha fazlası…İki insanın birbirine dokunamadan, sadece kelimelerle kurduğu bir bağın en saf ve en kırılgan hâli.
Franz Kafka ile Milena Jesenská’nın yolu, Kafka’nın eserlerini Çekçe’ye çevirtmek istemesiyle kesişiyor ve zamanla ikisinin de hayatında derin izler bırakan bir yakınlığa dönüşüyor. Üstelik bu yakınlık aralarında mesafeler olduğu için satır aralarında büyüyor.
Toplamda yüz otuz bir mektup ve üç karttan oluşan bu yazışmalar yalnızca iki yıl sürüyor. Sadece iki kez bir araya geliyorlar ama okurken bu süreye inanmak zor çünkü hissettirdiği yoğunluk, sanki çok daha uzun bir hikâyenin içindeymişiz izlenimi veriyor.
Kafka mektuplarında o kadar açık ki; korkularını, çaresizliğini, içindeki o bitmeyen sıkışmışlığı saklamıyor. Dış dünyanın baskısı, hastalığı, kendi zihninin yarattığı karanlık… Hepsi satırların arasında hissediliyor. Milena ise onun için bir nefes gibi. Onu yatıştıran, güç veren, bazen de farkında olmadan yaralayan biri…
“Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak gibidir…” der Kafka. Bu cümleyi okuduğumuzda anlıyoruz zaten; mektuplar gerçekten de saklanmadan yazılmış. İçinden geçen ne varsa olduğu gibi bırakılmış sayfalara.
Ama hikâyemizin buruk bir yanı var diyebiliriz çünkü biz bu aşkı hep tek bir taraftan dinliyoruz. Çünkü Milena’nın mektupları kendi isteğiyle yok edilmiş. Geriye sadece Kafka’nın yazdıkları kalmış. Bu yüzden okurken, eksik bir şeyler hep hissediliyor ama belki de o eksiklik, hikâyeyi daha da gerçek kılıyor.
Başlangıçta Kafka için bir umut olan bu mektuplar, zamanla onun için bir ağırlığa, hatta bir acıya dönüşüyor. Yazdığı her kelimenin ona yük olduğunu hissettiği anlar bile var. Ve belki de en çarpıcı olanı da bu büyük bağın başladığı gibi yine mektuplarla sona eriyor olması.
Kitabımızı okurken sadece bir aşk hikâyesine tanıklık etmiyoruz. Bir insanın iç dünyasına, en savunmasız hâline, kelimelere sığınışına tanıklık ediyoruz.
Yazarımızın eserlerini düşününce daha ne çok okunacaklar var diyorum ve türü sevenlere de kesinlikle TAVSİYE ediyorum.
Syf: 399 Franz KafkaMilena'ya Mektuplar