Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun. Kitap incelemesine gelince;
Ferit Aydın’ın "Tarikatta Rabıta ve Nakşibendilik" eseri, özellikle Anadolu coğrafyasında "maneviyat" adı altında pazarlanan birçok mistik hurafenin ve Tevhid inancına aykırı uygulamanın maskesini düşüren, oldukça cesur ve ilmi derinliği olan bir çalışmadır. Kitabı bir Selef-i Salihin perspektifiyle incelediğimizde, karşımıza çıkan manzara şudur: İslam’ın özündeki "aracısız kulluk" prensibi, "rabıta" denilen yapay bir köprüyle nasıl tahrip edilmiştir?
Yazarın kendisinin bu yapının içinden gelmiş olması ve sülalesinin ilmi geleneği, kitabın argümanlarını sıradan bir eleştirinin ötesine taşıyarak bir "içeriden tanıklık" vesikasına dönüştürüyor. İncelemenin can alıcı noktalarını şu başlıklarla özetleyebilirim:
1. Tevhid Ekseninde Bir Şirk Biçimi Olarak Rabıta:
Kitapta açıkça ifade edildiği üzere rabıta; müridin, şeyhini karşısında canlandırarak ondan "feyiz" alması, hatta onun suretine bürünmesi (telebbüsü rabıta) esasına dayanır. İslam’ın "İbadetullah" (yalnızca Allah’a kulluk) emrine karşılık, tasavvufun "Marifetullah" maskesi altında insanı tanrılaştıran (antropomorfist) bir anlayışı yerleştirmeye çalıştığı belgelenmektedir. Bir kulun, zihninde bir beşeri tanrısal güçlerle donatarak ondan yardım (istimdat) dilemesi, Kur’an’ın reddettiği "aracılar edinme" mantığının modern bir tezahürüdür.
2. Tarihsel ve Kültürel Kökler:
Eserin en güçlü yönlerinden biri, rabıtanın İslam’ın ilk üç neslinde (Selef) hiçbir izinin olmadığını, aksine 19. yüzyılda Hâlid-i Bağdâdî ile kurumsallaştığını ispat etmesidir. Yazar, bu uygulamanın kökenlerini Hinduizm (Yoga), Budizm (Nirvana) ve Şamanizm gibi paganist geleneklerde aramaktadır. Bu durum, Rasulullah (s.a.v.)'in "Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o onlardandır" uyarısının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
3. İstismar Edilen Ayet ve Hadisler:
Yazar, Nakşibendi çevrelerin rabıtaya delil olarak sunduğu Tevbe 119 ("Sadıklarla beraber olun") veya Maide 35 ("Vesile arayın") gibi ayetlerin nasıl bağlamından koparıldığını tefsir usulü çerçevesinde izah etmektedir. Bu ayetlerin, zihinde bir şahsı putlaştırıp ondan metafizik güç beklemekle hiçbir ilgisi olmadığı net bir şekilde ortaya konulmuştur.
4. Silsile ve "Ermişlik" Efsaneleri:
Kitapta, tarikatların meşruiyet zemini olarak kullandıkları "Silsile-i Sâdât"ın tarihi tutarsızlıkları ve kopuklukları da deşifre ediliyor. Kurmaca menkıbelerle inşa edilen "evliya" tipolojisinin, Kur’an’ın takva sahibi mümin tanımıyla nasıl çeliştiği gözler önüne serilmektedir.
Sonuç Olarak:Ferit Aydın gelenekselleşmiş hurafelerin dinin aslı gibi algılanmasına itiraz etmektedir. Bu kitap, zihnini beşeri prangalardan kurtarmak, Tevhid inancını bulandıran mistik sisleri dağıtmak ve sadece Allah’a yönelmek isteyen her muvahhidin kütüphanesinde bulunması gereken bir eserdir. Hakikati arayanlar için bir uyarıcı, taklit zincirlerini kırmak isteyenler için ise bir rehber niteliğindedir.