#k:120038s Stefan Zweig Ailesinden kalan miras sayesinde lüks ve huzurlu bir yaşam süren bir adamın, artık hiçbir şeyden zevk almamasını konu alır. Bir pazar günü at yarışları için hipodroma gider ve orada bir suç işler. İşlediği suçun verdiği heyecan ve haz sayesinde, kaybettiği duygularını yeniden hissetmeye başlar. Aynı günün akşamında bir lunaparkta vakit geçirir ve toplumun alt tabakasından insanların bulunduğu bu ortamda, kendi duygularını ve iç dünyasını yeniden keşfeder. Yazar, burada da diğer eserlerinde olduğu gibi ruhsal tahlillere yer verir.
Kitabı okurken, yazarın ruhsal çöküşünü ve ardından insanlara iyilik yapmaya başlamasını, hayattan yeniden zevk almasını kişisel gelişim açısından etkileyici buldum. Sonu, beklediğimden farklıydı. Bu durum bana, “Acaba insan gerçekten anlaşılırsa değişebilir mi?” sorusunu düşündürdü.