Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 24 Nisan 2026 07:21 Bugün sizlere insan psikolojisinin en mahrem noktalarına, derinlerine kadar irdelenen, tüm çıplaklığı ile okurun önüne dökülen, realist varoluşsal bir roman paylaşımı ile geldim.
Esaslı yazılan her varoluşsal romanda olduğu gibi bu roman da okurunun huzurunu kaçıracak, ona hem kitaptaki karakterleri hem de kendisini sorgulama, değerlendirme fırsatları sunacak
Evet Suat Koroğlu bu romanında bizlerin huzurunu kaçırmaya geldi. Sadece huzur da kaçırmıyor. Öyle bir okuma deneyimi sunuyor ki aslında dışarıdan baktığımızda düşünmeden eleştirdiğimiz, ön yargılarımız ile yaklaştığımız, saygı duyamadığımız, empati kuramadığımız hayatları farklı bir bakış açısıyla görme fırsatı da sunuyor. "Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir hatırlayın. Sınanmamışlığın verdiği bir kibir var, o kibirden acilen vazgeçin. Hayat uzun ve hikâyen henüz bitmedi." Mesajını veriyor.
Kitapta Serap ve Serdar ile tanışıyoruz. Onlar seçmedikleri hayatlara doğan, çocuklukları ile şekillenen karakterlere sahip iki iş arkadaşı. İkisi de mutsuz ve yalnız, evliliklerinden bekledikleri doyumu alamıyorlar. Çünkü her ikisi de çocukluk travmalarından çıkıp büyüyüp olgunlaşamamış, hayatlarında şekillendirip kararlar alırken bunların etkisinden çıkamamışlar. Serap'ın gördüğü bir rüya ve sonrasında bunu Serdar'a anlatması ile aralarında hem duygusal hem fiziksel yakınlık başlıyor. Her ikisi de birbirlerinde deva bulacaklarını düşünürken birbirlerini tüketen ve istediklerini bulamayan kişilere dönüşüyorlar.
Mutsuz yalnız bir çocukluk maalesef ileride de mutsuz ve yalnız yetişkinler ve yuvalara dönüşüyor.
Kitapta beni en çok etkileyen kısım Serap'ın gidişinden sonra ki gün gün anlatılan bölümdü.
Okurken insanı düşündüren bir anlatıma sahip kitap. Farklı duyguları yaşatabiliyor okurlarına. Kitapta karakterlerin iç seslerini ve düşüncelerini okuyoruz