·392 syf.····Okunma: 24 Nisan 2026 13:14 "Sadece ölmekten korkanlar randevu alır Sadece onlar, randevuyla gidilen amaçlara sahiptir. 4 yıl sonra mutlaka mezun olur, 6 yıl sonra bir işe girmezse delirir, 10 yıl sonra bir yolunu bulup ev alır, 50 yıl sonra da en fazla on farklı ölümden biriyle hayatı terk ederler!"
Hakan Günday külliyatını Daha ile tamamlamış oldum. Bitirdiğimde içimde tuhaf bir boşluk vardı; sanki yazar biraz daha yazsa, o karanlık ve sarsıcı dünyayı biraz daha aralasa iyi olacakmış gibi. Keşke daha çok anlatsa, daha çok kazısa insanın içini. “Canavar doğulur mu, yoksa sonradan mı canavar olunur?” sorusu kitabın omurgası gibi. Bu sorunun cevabını Gazâ’nın hayatında adım adım izliyoruz. Daha çocuk yaşta, babası Ahad’ın insan kaçakçılığına tanık olan bir çocuk… Tanık olmakla kalmayıp, büyüdükçe zorla o karanlığın bir parçasına dönüşen biri. Oysa Gazâ’nın istediği bu değil. İstemediği bir hayatın içinde, yavaş yavaş bir canavara evrilişini okumak insanın içini parçalıyor. Kitabı elime aldığım andan itibaren Ahad’a karşı keskin bir öfke hissettim. Gazâ’ya ise… karmaşık duygular. Yer yer ona kızdım, hatta tiksindiğim anlar oldu. Ama ne olursa olsun, o 10 yaşındaki hâline sarılmak istedim. Çünkü Gazâ canavar olarak doğmadı; adil olmayan bir dünyanın içinde, başka bir seçeneği kalmadığı için canavarlaşmayı seçti. Günday bu kitapta insan kaçakçılığı, mültecilik, ahlak ve toplumun şiddetle kurduğu ilişkiyi acımasız bir dürüstlükle ele alıyor. Siyasetin ve demokrasinin iki yüzlülüğünü, insanların görmezden gelmeyi tercih ettiği gerçekleri sert bir dille yüzümüze vuruyor. Bu kitap, okuyucuya atılmış sert bir tokat gibi. Eğer daha önce Günday okumadıysanız, Daha iyi bir başlangıç olabilir. Ama dili yer yer ağır ve yoğun; bunu bilerek başlamakta fayda var. Ben ise onun diline çoktan kapılmış bir okur olarak, bu karanlık anlatının her satırını hayranlıkla okudum.Hakan Günday’ın kitapları benim için neredeyse birer pusula gibi. Hayata ve insana bakışında rahatsız edici bir dürüstlük var ve bu bakışı içten içe benimsediğimi fark ediyorum. Umarım daha çok yazar. Çünkü anlatacakları bitmemiş gibi hissediyorum.