Karşıtlıklar, uyumsuzluklar, yetememişlikler ve insanüstü kaygılarla çerçevelenmiş bir fotoğrafın içine sıkışmış bir yaşam içinde; o fotoğrafın durağanlığını kabul etmeyip hiçbir diyalektiğin çözemediği hiçbir mahlukatın kendi portresinden çıkıp anlamaya çalışmadığı ya da çalışmış gibi yaptığı ve bunu bir koz olarak cebinin en sağlam kısmına ittiği bu girift yapıdaki zihni ben nasıl taşıyayım.