Puan vermedi·372 syf.····Okunma: 25 Nisan 2026 13:25 Bu kitabı okumak ne kadar zorsa, üzerine bir şeyler yazmak da bir o kadar ağır... "Ensest" ve "çocuk istismarı" kelimeleri kağıt üzerinde bile bu kadar can yakarken, bu karanlığa maruz kalan o küçücük ruhların yükü altında ezildiğimi hissediyorum.
Büşra Sanay, toplum olarak görmezden geldiğimiz, yokmuş gibi davrandığımız ve üzerine kalın örtüler serdiğimiz o korkunç gerçekle bizi yüzleştiriyor. Sahi, sorunların üzerini örterek bunca istismarı yok edebilir miyiz? Bizim konuşmaya dahi çekindiğimiz sahneleri ne yazık ki küçücük bedenler bizzat yaşıyor. Üstelik bu konuda sandığımızdan çok daha bilinçsiziz. Buzdağının görünen kısmıyla şoke olurken, bilinmeyenlerin çokluğu kan dondurucu.
İncelemede kabullenmesi en zor nokta ise tehlikenin "dışarıdan" değil, en "içeriden" gelmesi. Bir çocuğu yabancılara karşı korumayı biliyoruz; peki ya tehlike en yakınından geliyorsa? Bir baba, abi, dede ya da amca... Bu ihtimalin düşüncesi bile bir çocuğun dünyasındaki tüm güven duygusunun yerle bir olması demek. Tam bir yıkım.
Kitaptaki sarsıcı gerçek hikayeler gösteriyor ki; bir çocuğun hayatını kurtaracak olan şey, yetişkinlerin dikkati ve cesaretidir. Annelerin çocuklarını her şeyden önce dikkatle gözlemlemesi, o küçük işaretleri doğru okuyabilmesi ve en önemlisi çocuğuna inanması gerekiyor. Korkup geri çekilmek yerine, çocuğun arkasında sarsılmaz bir dağ gibi durmak hayati önem taşıyor. Aynı sorumluluk öğretmenler için de geçerli; bir çocuğun davranışlarındaki en ufak bir değişimi, içine kapanıklığı ya da korkuyu fark edecek olan ilk kişi onlardır.
Gerçekten kimseye güvenilmeyecek kadar karanlık bir dönemden geçiyoruz. Bu yüzden çocuklarımızın bedeni sadece kendilerine aittir fikrini aşılamalıyız. "Yakınıdır" diyerek sınırların aşılmasına müsaade etmemeli, kimsenin kimsenin çocuğuna sınırları ihlal ederek dokunmasına izin vermemeliyiz. Bir çocuğu sevmek için onu kucağınıza almanız, yanınızda uyutmanız gerekmez. Uzaktan sevmek, onların sınırlarına saygı duymak aslında onları gerçekten korumaktır. En çok da herkesten sakınarak, o en "güvenli" dediğimiz alanlardan bile şüphe duyarak...