Gerhart Hauptmann’ın Havari adlı eseri, tek bir karaktere ya da tek bir hikâyeye sığmayan, farklı hayatlar üzerinden insanın iç dünyasındaki çatışmaları anlatan oldukça yoğun bir metin. Sayfalar ilerledikçe karakterler değişiyor ama his aynı yerde kalıyor: insanın kendi içinde yavaş yavaş dengesini kaybetmesi.
Kitapta en çok dikkat çeken şeylerden biri, inançların ve duyguların ne kadar kişisel ve kırılgan bir hâl alabileceği. Karakterler bazen susarak, bazen de küçücük bir duyguyu büyüterek kendi içlerinde kayboluyorlar. Bu yüzden okurken sadece yaşananları değil, insanların o yaşananları nasıl anlamlandırdığını da görüyorsun. Ve hiçbir şey siyah ya da beyaz değil; herkes biraz eksik, biraz dağılmış.
Hauptmann’ın dili oldukça sade ama derinliği tam da buradan geliyor. Abartıya kaçmadan yazılmış olmasına rağmen, metin ilerledikçe insanı içine çeken bir yoğunluk oluşuyor. Özellikle doğa tasvirleriyle karakterlerin ruh hâlinin paralel ilerlemesi, okurken hissi daha da kuvvetlendiriyor.