Daha ilk öyküsünde yoğun bir duygu atmosferi kuran, üç öyküden oluşan etkileyici bir kitap Havari. “Ahh Thiel…” diyerek onun hikayesine dalıyor ve bir yandan da kendi hayatınızdaki silik kalmış, eksik parçalar üzerine düşünmeye başlıyorsunuz. Benim için oldukça sarsıcı bir okuma deneyimi oldu özellikle bu öykü. Thiel’in eşi henüz lohusalık döneminde hayatını kaybetmişti ve Tobias ismini verdiği oğluyla başbaşa kalmıştı. Fakat oğlunun emanet ettiği yaşlı kadının yanında sıkıntılı zamanlar yaşadığını gördükten sonra, oğlu için yeniden evlenmeye karar verdi. Bunun onun için iyi olacağını düşünüyordu. Ayrıca ölen eşine, çocuğunun her zaman esenliğini düşüneceğine dair de söz vermişti. Fakat hiçbir şey olduğu gibi olmadı. En çok etkilendiğim öykü oldu diyebilirim.
Yayınevinin öykü kitapları çok güçlü, içerik seçimleri çok başarılı. Çevirilerdeki özen ise metne ayrı bir derinlik katıyor, okuma deneyimini daha da zenginleştiriyor.
Kitabın başında yazar hakkında verilen detaylı bilgiler de oldukça kıymetli. Okuduğum yazarların hayatlarına dair ipuçları edinmeyi seviyorum, çünkü bu bilgiler, eserlerin hangi duygulardan ve hangi yollardan geçerek ortaya çıktığına dair fikir veriyor.
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
Kitapta bizi "Hat Bekçisi Thiel", "Havari" ve "Soana'nın Kâfiri" isimli üç farklı dünya karşılıyor. İlk öykü olan ve benim de favorim olan Hat Bekçisi Thiel'de, bir demiryolu bekçisinin vicdanı, ailesi ve kaderi arasındaki sarsıcı sıkışmışlığı
anlatılıyor. Çok üzücü bir trajediydi. Çocuğa çok üzüldüm:( Neler olduğunu anlatamıyorum spoiler olur ama en çarpıcı öykü kesinlikle buydu bence.
İkinci öykü kitaba ismini veren Havari’de, kendisini bir kurtarıcı sanan bir karakterin doğadaki içsel sanrılarına tanık olurken; son öykü Soana'nın Kâfiri ise bir rahibin aşk ve doğa karşısında inançlarını sorgulamasını konu alarak, yaşamın dogmalardan daha güçlü olduğunu vurguluyor.
Ben üçünü de ayrı ayrı çok sevdim. Yazar Gerhart Hauptmann’ın bu kadar derinlikli ve sarsıcı öyküler yazabilmesinin arkasında, aslında dünya edebiyatı tarafından tescillenmiş devasa bir deha yatıyor. Kendisi, Alman edebiyatında doğalcılık (natüralizm) akımının en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor ve 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş bir yazar.
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
Gerhart Hauptmann’ın Havari adlı eseri, tek bir karaktere ya da tek bir hikâyeye sığmayan, farklı hayatlar üzerinden insanın iç dünyasındaki çatışmaları anlatan oldukça yoğun bir metin. Sayfalar ilerledikçe karakterler değişiyor ama his aynı yerde kalıyor: insanın kendi içinde yavaş yavaş dengesini kaybetmesi.
Kitapta en çok dikkat çeken şeylerden biri, inançların ve duyguların ne kadar kişisel ve kırılgan bir hâl alabileceği. Karakterler bazen susarak, bazen de küçücük bir duyguyu büyüterek kendi içlerinde kayboluyorlar. Bu yüzden okurken sadece yaşananları değil, insanların o yaşananları nasıl anlamlandırdığını da görüyorsun. Ve hiçbir şey siyah ya da beyaz değil; herkes biraz eksik, biraz dağılmış.
Hauptmann’ın dili oldukça sade ama derinliği tam da buradan geliyor. Abartıya kaçmadan yazılmış olmasına rağmen, metin ilerledikçe insanı içine çeken bir yoğunluk oluşuyor. Özellikle doğa tasvirleriyle karakterlerin ruh hâlinin paralel ilerlemesi, okurken hissi daha da kuvvetlendiriyor.
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
Gerhart Hauptmann kaleminden çıkan Havari öykü türünde yazılmış ve içerisinde üç farklı hikâye barındıran bir eser. Kitapta Hat Bekçisi Thiel, Havari ve Soana’nın Kafiri isimli üç öykü yer alıyor.
Benim en sevdiğim öykü, ilk sırada yer alan Hat Bekçisi Thiel oldu. Doğum sonrasında annesini kaybeden Tobias’ın babası Thiel’in yeniden evlenmesiyle başlayan süreçte, üvey anne ile Tobias arasında yaşananlar beni derinden etkiledi. Çok üzdü. Bir kez daha anlıyoruz ki hiçbir şey gerçek bir annenin yerini dolduramıyor. Özellikle hikayenin sonu oldukça çarpıcı ve etkileyiciydi.
Kitaba adını veren Havari öyküsünü okurken ise biraz zorlandığımı söylemeliyim. Dili bana daha ağır geldi ve bu da okuma sürecimi biraz yavaşlattı.
Genel olarak üç öyküyü de beğendim. Özellikle betimlemelerin yoğunluğu esere güçlü bir atmosfer katmış. Okuduğuma değen, keyifle okuduğum bir kitaptı. Öykü türünü seviyorsanız kesinlikle kaçırmamanızı öneririm.
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
Gerhart Hauptmann 'in kaleminden çıkan Havari, öykü türünde yazılmış bir kitaptır. Kitapta toplam üç tane öykü vardır ve her biri konu olarak birbirlerinden farklıdır. Hauptmann öykülerinde inanç bağına ve toplumsal sorunlara değinmiştir.
Üç öyküyü de çok sevdim ama favorim kesinlikle Hat Bekçisi Theil oldu, beni derinden etkilediğini belirtmek isterim. Üç öyküde de naturalizm esintilerini sonuna kadar hissediyoruz. Ayrıca Gerhart 1912 yılında Nobel Edebiyat ödülüne de layık görülmüştur. Kitabın dili biraz ağır gelebilir özellikle Havari öyküsünde bunu hissettim diyebilirim. Ama okumaktan çok keyif aldığımi belirtmek isterim. Hikaye kitaplarını seven herkese tavsiye ederiz.
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
Herkese Merhaba
Alman naturalizmin önemli temsilcilerinden Gerhart Hauptmann'ın 3 hikayeden oluşan kitabını okudum. Betimlemelerinde gerçekçiliği ve iyi yaşam koşullarını için çaba göstermeyi vurgulayan yazar 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.
Kitapta yer alan hikayeleri;
Hat Bekçisi Thiel :Doğum sonrasında annesini kaybeden Tobias'ın babası tekrar evlenmiştir. Üvey annesinin şiddetine maruz kalan Tobias'ın yaşadığı acılar ve babasının sonu sizi kesinlikle etkileyecek.
Havari:Kitaba ismini veren hikâyede Havari'nin rüyasındaki din arayışını anlatıyor.
Soana'nın Kafiri: Hikaye ,dağa tırmanan turistlerin sık sık çobanla karşılaşmasıyla başlıyor. Hikaye ilerledikçe çarpık aile ilişkilerine değiniyor.
Psikolojik değişimleri ve betimlemeleri okuyucuya net bir şekilde aktaran kitabı okumanızı öneririm.
"Bir sözcük, pırlanta gibi değerli tek bir harika sözcük vardır: Barış! "
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
Herkese merhaba Öncelikle size yazardan bahsetmek istiyorum. Gerhart Hauptmann, natüralizmin öncü yazarlarından biridir. 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür.
Bu kitap 3 adet öyküden oluşuyor. 1-Hat bekçisi Thiel, 2-Havari 3-Soana'nın Kafiri. Bütün öykülerde natüralizmi iliklerime kadar hissettim diyebilirim. Doğayla ilgili betimlemeler oldukça fazla. Toplumdaki olumsuzluklar usta bir dille işlenmiş. Fakirlik, işçilik, köylüler, kafirlik...
Bana soracak olursanız 1. ve 3. öyküyü çok sevdim. Kitaba ismini veren öyküyü okumak beni biraz zorladı. Ağır ama güzeldi. Nobel ve daha bir sürü ödüllü yazarın dilini anlatmaya gerek yok sanırım. Okuduğunuza değer, başarılı bir kitap. Tavsiye ederim, okuyun.
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
#okudumbitti #kitapyorum
#havari #gerharthauptmann
.
"İnsanın sadece bir kafası vardı. O bir kez karıştı mı (kafanın içindeki o arı sürüsü), ancak şeytan yeniden düzeltebilirdi: Her şey sınırlarını deliyor, doğal boyutlarını kaybediyor, iyice esniyor ve kendi başına buyruk oluyordu."
.
Herkese Merhaba
.
Bugün sizlere @cemyayinevi 'nden çıkan, çevirisi Leyla Uslu tarafından yapılan çok severek ve etkilenerek okuduğum öykü kitabı #havari 'nin yorumuyla geldim. Yazarın okuduğum ilk eseri oldu, lakin son olmayacak. Kitabın ilk sayfalarında Merhametin Yazarı: Gerhart Hauptmann başlığı altında yazar hakkında birçok bilgiye sahip oluyoruz. Alman natüralizminin en ünlü temsilcisi, romancı, şair ve 20. yüzyılın en önemli oyun yazarlarından Gerhard Johann Robert Hauptmann 15 Kasım 1862'de Polonya'da doğmuş. Dokumacılar oyunuyla ün kazanmış. Yazar tiyatro metinlerinin yanısıra öyküler de kaleme almış. Hauptmann 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne laik görülmüş.
.
Kitapta üç öykü var:
1/ Hat Bekçisi Thiel
2/ Havari
3/ Soana'nın Kâfiri
.
1/ Hat Bekçisi Thiel'in yaşadıklarını boğazımda düğümlerle okudum. Eşini doğum sırasında kaybeden Thiel, oğlu Tobias annesiz büyümesin diye yeniden evlenir. Yeni eşine aşırı bağlanan Thiel'in yaşadıkları sonrasında gelinen son nokta ise, her okura farklı bakış açısı sunabilir. Beni derinden etkileyen bir öykü oldu.
Bu kadar aşırı bağlılık da başa bela, keşke dememek için bazı önlemleri baştan almak mı gerikir acaba?
.
2/ Havari..
Havari ne demek;
Hıristiyanlıkta, Hazreti İsa’nın, İncil’i, inancını ve öğütlerini yaymakla görevlendirdiği on iki yardımcısından her birine verilen ad.
Bu öyküde, diğer insanlardan farklı olan Havari'nin rüyasında dinî arayışını okuyoruz. Bu öykü ise psikolojik olarak beni etkiledi. Verilmek istenilen mesaj rüya
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim.
.
.
Havari,Hz.İsa'nın inancını ve öğütlerini heryere yaymakla görevlendirilen on iki yardımcısına verilen isimdir.Havârî :İsa'nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği mürit ve öğrencilerinden her biri.Havari sözcüğü ile çoğunlukla "İsa'nın 12 Havarisi"kastedilmekle birlikte, kavram İsa'nın Hristiyanlığı yaymaya çalışan bazı diğer öğrencileri için de kullanılır.Yeni Ahit'in ilk dört bölümünü oluşturan Kanonik İncillerden Matta ve Yuhanna İncilleri aynı isimlerdeki havariler tarafından yazılmıştır.
.
.
3 öyküden oluşuyor kitap.
✈Hat bekçisi thiel
✈Havari
✈Soana'nın Kafiri
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
Harika bir kitap ile geldim. 3 güzel hikayeden oluşan kitabı bir solukta okudum diyebilirim. Her hikaye ayrı bir duygu yüklü ve düşündüren bir kitap . Mutlaka okuyun derim. Tavsiye ederim kitapla kalın
HavariGerhart Hauptmann · Cem Yayınevi · 043 okunma
Gerhart Johann Robert Hauptmann, Alman dramatist ve oyun yazarı olup, natüralizm akımının en önemli Alman temsilcisi olarak bilinir. Ancak çalışmalarında başka tarzlarla da bütünleşmiştir. 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür.
Gerhart Hauptmann, 15 Kasım 1862'de Aşağı Silezya'nın Obersalzbrunn şehrinde doğdu. Ebeveynleri, yörede bir otel işleten Robert ve Marie (Straehler) Hauptmann çiftidir. Hauptmann'ın kendisinden büyük üç kardeşi vardı: Georg (1853–1899), Johanna (1856–1943) ve Carl (1858–1921). Genç Hauptmann, çevresinde masalcı olarak tanınıyordu.
1868'de köy okuluna başladı. 10 Nisan 1874'te Breslau'da, ön yeterlilik sınavını geçerek liseye kaydoldu. Hauptmann, büyükşehirde karşılaştığı yeni çevreye alışmakta zorluk çekti. Bir papazın yanında kalmadan önce, ağabeyi Carl ile birlikte oldukça kötü şartlara sahip bir öğrenci pansiyonunda yaşadı. Bunun yanı sıra okul da ona çeşitli zorluklar çıkardı. En çok rahatsız olduğu şey, öğretmenlerinin kendisine karşı sert, soylu ailelerin çocuklarına ise daha iyi davranmalarıydı. Bu durum nedeniyle derslere isteksiz katıldı ve sık sık hastalandı. Sonuç olarak ilk yılını tekrar etmek zorunda kaldı.
Hauptmann, 1878 baharında amcası Gustav Schubert'in Udanin'deki çiftliğinde tarım eğitimi almak üzere okuldan ayrıldı. Ancak bir buçuk yıl sonra bu öğrenimini tamamlamak zorunda kaldı. Fiziksel olarak yetersizdi ve onu yaklaşık 20 yıl boyunca ölümle burun buruna getirecek bir akciğer hastalığına yakalanmıştı.
1880 yılında Breslau Sanat Enstitüsü’nde heykeltıraşlık eğitimi almaya başladı. 1883 yılında heykeltıraş olarak Roma’ya yerleşti. İki yıl sonra, zengin bir iş adamının kızı olan Marie Thielmann ile evlendi ve çiftin üç çocuğu oldu. Berlin yakınlarındaki Erkner semtine yerleştiler. Hauptmann burada, natüralist düşünceye sahip şairlerin derneği olan “Durch” ile iletişime geçti. 1889 yılında “Freie Bühne” (Serbest Sahne) adlı derneği kurdu ve birçok eseri burada sahnelendi. “Vor Sonnenaufgang” (Güneşin Doğuşu) adlı ilk yapıtının prömiyeri bu sahnede yapıldı. Böylece modern çağın dramasının önde gelen temsilcilerinden biri haline geldi.
Gerhart Hauptmann, 1904 yılında eşinden boşandıktan sonra müzisyen öğrencisi Margarete Marschalke ile evlendi. Bu evlilikten bir oğlu dünyaya geldi. “Die Ratten” (Fareler) adlı yapıtının prömiyeri 1911 yılında Berlin’de bulunan Lessing Tiyatrosu'nda sahnelendi.
Birçok ödüle layık görülen Hauptmann, 1918 yılında Almanya Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde de aktif rol aldı. Nasyonal Sosyalizm'e (Nazizm) karşı açık bir beyanatta bulunmayan Hauptmann, 1933 yılında kamu hayatından çekildi. 6 Haziran 1946’da, 84 yaşında Agnetendorf’ta hayatını kaybetti. Yahudilere uygulanan zulmü anlatan “Die Finsternisse” (Karanlıklar) adlı öyküsü, ölümünden sonra yayımlandı. Türkçeye çevrilmiş en bilinen eseri Dokumacılar’dır