Gerhart Hauptmann eserlerinde kullandığı üslup nedeniyle Alman edebiyatının son klasik yazarı kabul ediliyor ve 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış.
Hat Bekçisi Thiel, demiryollarında çalışan Thiel karakterinin çöküşünü anlatan, okuru buz kestiren bir öykü. Öykü düz okumaya çok yatkın olsa da sembolik yönü güçlü.
Makineleşen insan, gelenekselden sanayi toplumuna geçiş, modernleşme karşısında doğa, dindar ve tutkularının esiri Thiel’in yaşadığı çatışmada simgeleştiriliyor.
Bir
Şebnem Sunar editi, Hat Bekçisi Thiel ile ilgili sorularıma verdikleri detaylı cevaplar için de çok teşekkür ederim
Çok beğendiğim kapak illüstrasyonu Elif Gürlek.
özel kapak tasarımından etkilenip okumak istediğim bir kitabın böylesine kısa sürede böylesine çarpıcı bir etki yaşatacağını düşünmezdim. resmen yarım saat içerisinde o kırk sayfa ve içerisindeki gerçekler yüzüme bir bir çarptılar.
evet, "hat bekçisi thiel"
gerçekliğe yabancı, takıntılı bir insan psikopatolojisi.
prusya demiryolları’nda görevli olan thiel’in yaşamı, yaşadığı talihsizlikler ve gördüğü halüsinasyonlarla çevrilidir. karısı minna doğum yaparken ölünce kendini büyüyen bir iç çatışmanın içinde bulur(çevreye verdiği yanlış izlenim veya çevrenin ön yargılı eleştirilerinin aksine) ve oğlu tobias’ın bakımı için yeniden evlenir amaaa hayat her zaman umduğumuz yaşamı karşımıza çıkarmaz. thiel için de bu böyledir hayatında büyük bir felaket yaşanır.
eserimiz, makineleşme tehdidi karşılığında insanın çaresizliğini, dindarlığını ve tutkularını örnekler üzerinden bize simgeleştirmektedir. bunu yaparken insanın psikolojisini çok yetkin yorumlamış ve okuyucuya aşılamayı başarmıştır ki sonuç bölümünde hazmedebilmek için duygu durumlarını kelime kelime okumak zorunda kaldım ve çok çok etkilendim. (kişiliğimin hassaslığını da ön plana katarsak hakkını verebiliriz tabii.)
Gerhart Hauptmann memleketi Almanya da çok sevilen ve kendi çağının son klasik edebiyat yazarlarından Nobel edebiyat ödüllü bir yazar...
Hat Bekçisi Thiel kitabı ise 44 sayfalık dram ve gerilim tarzı psikopatolojik bir öykü olarak kendi sınıfında başarılı bir kitap ama edebi niteliği bence hiç yok ...bu olumsuz eleştirimin yine
çeviri kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
(Can yayınları)
Hat Bekçisi Thiel• Gerhart Hauptmann
Selam dostlarımm
Bugün beni duygusal açıdan çok etkileyen, hüzne boğan 44 sayfalık kendisi minicik ama hissettirdikleri tarif edilemez bir kitapla geldim.
İncelemeye başlamadan önce Allah kimsenin annesini başından eksik etmesin diye dua ederek başlamak istiyorum.
1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almış bu kitap gayet akıcı ve sade bir dille yazılmış.
Kitapta demiryollarında çalışan Thiel’in başına gelen çaresizlikler ve iç çatışmaları anlatılmaktadır. Karısı doğumda ölünce oğlunu emanet etmek ve bakımını üstlenmesi için bir kadınla evlenir ama hayat hiç umduğu gibi şeyler çıkarmaz karşısına.
Annesiz kalan yavrucağa, üvey annesi nasıl davranacak? Thiel gördüğü halüsinasyonlara ne kadar dayanabilecek? Bunun gibi bir sürü sorunun cevabını merak ediyorsanız bir saatinizi ayırıp şu güzel öyküyü okumanızı isterim.
Şimdiden Keyifli Okumalar
" Yağmur ona iyi gelmişti, gözyaşlarıyla karışıp yüzünden akıyordu."
”Yaşaması gerek, yaşaması diyorum sana, yaşaması gerek, yaşaması.”
”Zamanını yaşayanlarla ölüler arasında insaflıca pay edebildiği için Thiel'in vicdanı sahiden de yatıştı.”
Genel olarak kıtabin yorumlarına baktım ve nedense beni o kadar etkilemediğini fark ettim. Kötü bir kitap değildi ancak okurken bir şeyler çok sıktı beni. Şuan okuduğum döneme de bağlı olabilir, bilmiyorum.
Prusya Demiryolları'nda özveriyle çalışan hat bekçisi Thiel'in yaşamı, yaşadığı talihsizlikler ve gördüğü halüsinasyonlarla gölgelenmiştir. Çok sevdiği karısı doğum yaparken ölmüş Thiel' de kendini güvenceye almak için yeniden evlenmiştir. Fakat her şey umduğu gibi gitmez her şey darmadağın olur. Cinnet dolu karamsar bir kitap kısacık ama dopdolu her bir sayfa farklı bir macera gibi. Fakat her tarafı üzücü.
Çok sevdiği karısı ölünce, demiryollarında hat bekçisi olarak çalışan Thiel, oğlu Tobias'ın bakımı için yeniden evlenir. Ancak bu evlilik anlaşmazlıkların da ötesinde büyük bir aile felaketini beraberinde getirir.
Hat Bekçisi Thiel, Alman edebiyatının son klasiği olarak kabul ediliyor. Kısacık olan bu kitap sizi yanıltmasın zira her satırında çok güçlü bir anlatım var. Bir karakterin geçirdiği dönüşüm bütün gerçekçiliği ve etkileyiciliğiyle ancak bu kadar anlatılabilirdi.
Ve son sayfalarda kendime gelemedim diyebilirim.
Kesinlikle tavsiye ederim. Thiel' in kısa ama etkileyici hikayesi. Çok müthiş bir eser. Psikopatolojik bir kişilik, herşeyden uzak, ilgisiz, çevresindeki hiçbirşeyi umursamayan bir adam, oğluna getirdiği üvey anne felaketlere sebep olur. Thiel' in kendince olan iç çatışmaları, hesaplaşmaları ve ilk eşi Minna'nın ölümüyle yaşadıkları. Çok etkileyici bir kısa hikaye.
Çok kısa ama çok etkileyici bir kitaptı bence. Kitaptaki betimlemeler olayı bambaşka bir boyuta taşıyordu. Duyguyu sonuna kadar insanın içine işleyen bir kitaptı, gözüm kapalı önerebileceğim bir hikaye.
Çok kısa bir kitap olmasına ve olacakları az buçuk tahmin etmenize rağmen bu kadar vurgulayıcı bir anlatımı olmasıyla beni etkiledi. Kendimle baş başa kalmak ve zihnimi boşaltmak için kahve eşliğinde haftanın da yorgunluğunu atayım dedim fakat konusu sebebiyle kederle doldum :) Garibin yüzü gülür mü diyip kitabı özetlemiş olayım :)
Gerhart Johann Robert Hauptmann, Alman dramatist ve oyun yazarı olup, natüralizm akımının en önemli Alman temsilcisi olarak bilinir. Ancak çalışmalarında başka tarzlarla da bütünleşmiştir. 1912 yılında Nobel Edebiyat Ödülüne layık görülmüştür.
Gerhart Hauptmann, 15 Kasım 1862'de Aşağı Silezya'nın Obersalzbrunn şehrinde doğdu. Ebeveynleri, yörede bir otel işleten Robert ve Marie (Straehler) Hauptmann çiftidir. Hauptmann'ın kendisinden büyük üç kardeşi vardı: Georg (1853–1899), Johanna (1856–1943) ve Carl (1858–1921). Genç Hauptmann, çevresinde masalcı olarak tanınıyordu.
1868'de köy okuluna başladı. 10 Nisan 1874'te Breslau'da, ön yeterlilik sınavını geçerek liseye kaydoldu. Hauptmann, büyükşehirde karşılaştığı yeni çevreye alışmakta zorluk çekti. Bir papazın yanında kalmadan önce, ağabeyi Carl ile birlikte oldukça kötü şartlara sahip bir öğrenci pansiyonunda yaşadı. Bunun yanı sıra okul da ona çeşitli zorluklar çıkardı. En çok rahatsız olduğu şey, öğretmenlerinin kendisine karşı sert, soylu ailelerin çocuklarına ise daha iyi davranmalarıydı. Bu durum nedeniyle derslere isteksiz katıldı ve sık sık hastalandı. Sonuç olarak ilk yılını tekrar etmek zorunda kaldı.
Hauptmann, 1878 baharında amcası Gustav Schubert'in Udanin'deki çiftliğinde tarım eğitimi almak üzere okuldan ayrıldı. Ancak bir buçuk yıl sonra bu öğrenimini tamamlamak zorunda kaldı. Fiziksel olarak yetersizdi ve onu yaklaşık 20 yıl boyunca ölümle burun buruna getirecek bir akciğer hastalığına yakalanmıştı.
1880 yılında Breslau Sanat Enstitüsü’nde heykeltıraşlık eğitimi almaya başladı. 1883 yılında heykeltıraş olarak Roma’ya yerleşti. İki yıl sonra, zengin bir iş adamının kızı olan Marie Thielmann ile evlendi ve çiftin üç çocuğu oldu. Berlin yakınlarındaki Erkner semtine yerleştiler. Hauptmann burada, natüralist düşünceye sahip şairlerin derneği olan “Durch” ile iletişime geçti. 1889 yılında “Freie Bühne” (Serbest Sahne) adlı derneği kurdu ve birçok eseri burada sahnelendi. “Vor Sonnenaufgang” (Güneşin Doğuşu) adlı ilk yapıtının prömiyeri bu sahnede yapıldı. Böylece modern çağın dramasının önde gelen temsilcilerinden biri haline geldi.
Gerhart Hauptmann, 1904 yılında eşinden boşandıktan sonra müzisyen öğrencisi Margarete Marschalke ile evlendi. Bu evlilikten bir oğlu dünyaya geldi. “Die Ratten” (Fareler) adlı yapıtının prömiyeri 1911 yılında Berlin’de bulunan Lessing Tiyatrosu'nda sahnelendi.
Birçok ödüle layık görülen Hauptmann, 1918 yılında Almanya Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde de aktif rol aldı. Nasyonal Sosyalizm'e (Nazizm) karşı açık bir beyanatta bulunmayan Hauptmann, 1933 yılında kamu hayatından çekildi. 6 Haziran 1946’da, 84 yaşında Agnetendorf’ta hayatını kaybetti. Yahudilere uygulanan zulmü anlatan “Die Finsternisse” (Karanlıklar) adlı öyküsü, ölümünden sonra yayımlandı. Türkçeye çevrilmiş en bilinen eseri Dokumacılar’dır