Yaban romanını 10. sınıfta, edebiyat öğretmenimin verdiği kompozisyon ödevi için okumuştum. Başta bir ödev olarak başlamış olsam da, okudukça eserin derinliğini fark ettim. Ahmet Celal’in köyde yaşadığı yabancılık ve yalnızlık, sadece bireysel bir durum değil, aydın ile halk arasındaki kopukluğun güçlü bir yansımasıdır. Köy halkıyla kuramadığı bağ, dönemin sosyal yapısını açıkça ortaya koyar. Bu nedenle Yaban, benim için sıradan bir ödev kitabı değil; düşündüren ve etkisi kalıcı olan bir eser haline geldi.