Gönderi

Bazen elime bir kitap alıyorum ve sayfaları çevirirken şunu düşünüyorum: Şu an aslında hiç tanımadığım birinin, belki yüz yıl önce ölmüş birinin zihninin en mahrem köşelerinde geziyorum. Onun korkularını, neşesini, dünyaya bakışını sanki kendi anımmış gibi içselleştiriyorum. Modern dünya bizi sürekli hızlı olmaya, her şeyi tüketmeye zorlarken, bir kitabın başında saatlerce vakit geçirmek aslında dünyaya karşı yapılmış en zarif başkaldırı değil mi? ​Son zamanlarda okuma eyleminin sadece bir bilgi edinme süreci değil, bir yavaşlama sanatı olduğuna inanmaya başladım. Bir cümleyi okuyup, dakikalarca tavana bakmak, o cümlenin ruhundaki yankısını dinlemek... İşte o anlarda insan, sadece bir okur olmaktan çıkıp o hikayenin bir parçası haline geliyor. ​Peki, biz kitapları gerçekten bitiriyor muyuz, yoksa bazı kitaplar içimizde hiç bitmeyecek bir yolculuğu mu başlatıyor? Belki de raftaki o tozlu sayfa, henüz cevabını bulamadığımız bir sorunun sığınağıdır. ​Bugünlerde sizi en çok hangi cümle yavaşlattı? Hangi yazarın zihninde misafir olmak size kendi evinizdeymişsiniz gibi hissettirdi?
Edebiyat
·
2 +1'leme
·
1.756 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
"Biz böyleyiz işte, bir ânda doyarız dünyaya ve bir anda da açlıktan öleceğimizi sanırız. Gözümüzün yaşı kurumadan daha, mutluluktan, sevinçten kalbimiz durabilir. Tek bir ânda ve bu denli kolay ulaşabileceğimiz bir şey için sabır ve şükürle beklemek varken, bir ömür üzülüp kahrolmaya değmezmiş meğer, deriz ardından. Yine de kalbimizin bir başka köşesindeki bir başka insanın elinden yakamızı kurtaramayız." Gülşefdeli Yemeni
Berken
Gönderi Sahibi
Çok güzel izah etmiş.
Nurettin Topçu’nun “Var Olmak” kitabında ki şu cümle beni çok etkiledi ve yavaşlattı: “Başka varlıkların kendinde metafizik tecrübesine yer bırakmak için bizzat kendi kendisinden boşalmalıdır insan.” Çoğu zaman o kadar çok kendimizle doluyuz ki başkalarına ya da başka hakikatlere yer kalmıyor…
Berken
Gönderi Sahibi
Müthiş bir cümle gerçekten.
Beni son zamanlarda İntihar Dükkânı kitabındaki şu cümle çok etkilemişti Belki basit bir cümle ama bir saatten fazla sayfaya dalıp gitmiştim: "Küçücük bir kızken anaokuluna giderken annesi, son dersten sonra üstü kapalı avludaki bir bankta oturup kendisini beklemesini ister ve uslu olduğu takdirde salıncağa bindireceğini söylerdi. Annesi çoğu zaman geç gelirdi, bazen de hiç gelmezdi." Bu cümle bana küçüklüğümü hatırlattı. Küçükken insanın en çok yaptığı şey aslında beklemekmiş birini bir sözü küçücuk bir mutluluğu ve o bekleyişin karşılığı gelmeyince insanın içinde sessizce bir şeyler eksiliyor. Belki de bu yüzden bu kadar takılı kaldım o sayfada. Ama burada annemi suçlamıyorum onca köy işi arasında kendine bile zor vakit ayıryordu Yine de o küçük çocuk üzülüyordu okulda arkadaşlarının yanına anneleri abileri ablaları gelirken o sadece bekliyordu biraz içimi dökmüş gibi oldum jdjdnd
Berken
Gönderi Sahibi
İnsan büyüdüğünde her şeyi mantığa bürümeyi öğreniyor da işte o günkü çocuğun hevesi... O bekleyişlerin sonunda binilemeyen salıncaklar yüzünden bugün çoğumuz her şeye karşı bu kadar temkinliyiz belki de. Neyse ki artık büyüyoruz da kimsenin bizi o bankta bekletmesine izin vermiyoruz diyelim. :) Bazen bir cümle insana koca bir çocukluğu hatırlatabiliyor.