7/10
·283 syf.··
2026 1. kitabı
Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okuduktan sonra yazarın diline duyduğum merakla bu kitaba başladım. Kitap, insanlığın ilerleyişini durdurmak amacıyla başka bir gezegenden dünyaya gönderilen bir uzaylının buradaki deneyimlerini konu alıyor. Başlangıçta, bu yabancı varlığın insan doğasına karşı beslediği o saf ve yargılayıcı nefreti iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Ancak zihnindeki sert önyargılarla dünyaya adım atan uzaylı, zamanla bedenini ele geçirdiği matematik profesörü Andrew’in kimliğini ve yaşantısını içselleştirmeye başlıyor. Yavaş yavaş temposu yükselen ve okuyucuyu içine çeken hikaye, bize kendi türümüze tamamen "yabancı" bir gözle bakma fırsatı sunuyor. Önce insanlığın karanlık ve yıkıcı yönleriyle yüzleşirken; sahte Andrew'in, profesörün eşi ve oğluyla kurduğu bağ sayesinde insanın içindeki şefkati ve aydınlık yönleri keşfetmesine tanık oluyoruz. Ne var ki, çok güzel bir tonda ve akıcılıkta ilerleyen hikaye, sonlara doğru keskin bir viraj alarak kendi inşa ettiği o felsefi atmosferi bozuyor. Başlarda beni içine çeken ve keyifle okuduğum bu romanı, finalindeki o üslup değişimi yüzünden ne yazık ki aynı heyecan ve tatmin duygusuyla bitiremediğimi söylemeliyim.
1000Kitap
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.