Gönderi

En ürkütücü şey, kötülüğün uzak olması değil; tanıdık gelmesi.
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bazı kitaplar olay anlatmaz; insanın içine sakladığı karanlığı yavaş yavaş açar. Ben de bugün tam böyle bir kitapla geldim: Yok Oluşum. Fuminori Nakamura bu romanda yalnızca bir hikâye kurmuyor; travmanın, bastırılmış öfkenin, suçun, arzunun ve insanın kendi içindeki yabancılığın izini sürüyor. Kitabın çıkış noktası, insan ruhunun karanlık tarafı. Travmanın bir insanı nasıl şekillendirdiği, tutkunun onu nasıl dönüştürdüğü ve insanın kendi içindeki yabancıyla nasıl yaşamaya çalıştığı, roman boyunca derinden hissediliyor. “Bazı karanlıklar geceyle değil, insanla başlar.” Sakin bir anlatı beklerken, bir anda insanın kendi iç sesiyle karşı karşıya kaldığı bir metnin içinde buluyorsunuz kendinizi. Yer yer rahatsız eden, yer yer büyüleyen bu roman; acı, aşk ve intikam duygusunu iç içe geçirirken okura bir bilmece hissi de bırakıyor. “En ürkütücü şey, kötülüğün uzak olması değil; tanıdık gelmesi.” Nakamura’nın dünyasında karanlık dışarıda değil; insanın tam içinde duruyor. Bu yüzden Yok Oluşum, bitince yalnızca konusu akılda kalan bir roman olmuyor. Daha çok, insanın kendine sormak istemediği soruları geride bırakan bir roman hâline geliyor. Kitap boyunca şu duygu peşinizi bırakmıyor: İnsan gerçekten kim olduğunu biliyor mu? “Yok oluş bazen bir anda değil, insanın içinde sessizce başlar.” Benim için bu kitap; sert, soğuk, tekinsiz ama aynı zamanda çok etkileyici bir okuma oldu. Herkese hitap eden bir roman olmayabilir. Ama insan psikolojisinin dip akıntılarını, kırılmayı, suçun gölgesini ve varoluş sancısını anlatan metinleri seviyorsanız, kesinlikle güçlü bir okuma.
Roman-Edebiyat
Yok OluşumFuminori Nakamura · Doğan Kitap · 202611 okunma
·
49 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.