Kendini "çok sorgulayan aydın" sanıp inançlı insanlara tepeden bakanlar, aslında cehaletin en konforlu halini yaşıyorlar. :) Sorgulamayı sadece inkardan ibaret sanan bu tayfaya karşı en güzel örnek Ebu Zer el-Gıfari'dir. O, Mekke’nin kurulu düzenine, o günün "modern" sayılan putçuluğuna ve statükosuna karşı tek başına kafa tutmuş, gerçeği bulana kadar her şeyi elinin tersiyle itmiş bir adamdı.
Bugün "Sorgulamıyorsun!" diyenlerin çoğu, aslında sadece rüzgarın estiği yöne giden, kendi mahallelerinin dogmalarına hapsolmuş birer fikir fukarası. Ebu Zer gibi bir hakikat devinin, her şeyi göze alarak yaptığı o muazzam sorgulamanın zekatını verseler, bugün o kibirli cümlelerini kuracak yüzü bulamazlar. Birinin inancını "akıl noksanlığı" olarak yaftalamak, asıl kendi sığlığını "özgür düşünce" diye pazarlayanların acizliğidir. Ebu Zer gibiler hakikatin peşinde devleşirken, bu "aydınlanma" meraklılarının sığ sularında boğulmalarını izlemek büyük keyif doğrusu. Kısacası; benim inancım bir kaçış değil, onların hayal bile edemeyeceği kadar büyük bir yüzleşmenin sonucudur. :) şimdi Ebu Zer kimdir bilmeyenlerin bir şeyi inkar etmesi ne kadar araştırıp inkar ettiklerinin en büyük göstergesi olacaktır. Muhatabı olan kitleye düşer umarım iletide aydınlanma yaşarlar :)