Zamanı biriktirmeye çalışırken hayatı kaçırıyor olabilir miyiz?
Momo bana bunu yeniden düşündürdü. Yıllar önce, üniversitenin başında okuduğumda daha çok bir çocuk hikâyesi gibi gelmişti; bugün yeniden karşılaştığımda ise aynı metnin çok daha derin bir yerden konuştuğunu fark ettim.
Michael Ende sanki yıllar öncesinden bugüne bir şey söylemiş:Zamanı korumaya çalışırken, onu yaşamayı unutabilirsiniz.
Bugün kimse gelip zamanımızı açıkça çalmıyor.Ama bir yandan da sürekli bir yere yetişmeye çalışıyoruz.Sürekli daha verimli olmamız gerektiği söyleniyor.Ve fark etmeden en “gereksiz” görünen şeyleri siliyoruz hayatımızdan:
Uzayan sohbetleri,Amaçsız yürüyüşleri,Birine gerçekten kulak verdiğimiz anları…
Instagram, TikTok…Belki de bugünün gri adamları tek bir yerde değil.Hem cebimizde, hem zihnimizde, hem de bize dayatılan o görünmez “yetişmelisin” hissinde.
En tuhafı şu:Kimse zorla almıyor zamanımızı.Biz veriyoruz.
Ve sonra “hiç vakit kalmadı” diyoruz.
Belki mesele zamanı biriktirmek değil,onu fark ederek yaşamak.
Çünkü bazı anlar vardır:Hiçbir işe yaramaz gibi görünür…Ama aslında hayat tam da oradadır.