Su

@Su4721
Puan vermedi·216 syf.··
2026 70. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 16:51
“Eğer bir halkın, kendi ölüm biçimini seçmekten başka hiçbir şeyi kalmadıysa eğer ezenlerden aldığı tek armağan umutsuzluksa halkın kaybedecek neyi olabilir?” J. P-Sartre Yaşar Kemal sömürgecilerin ve sömürülen bir halkın öyküsünü anlatıyor. “Doğanın en büyük hayvanı olan fili sömürücü olarak aldım. Sömürülenlerin çokluğunu, çalışkanlığını yaratıcılığını göstermek için de karıncayı. Birçok halk hikâyesinde de bu böyledir” diyor ve ekliyor: “Neye üzülüyorum biliyor musunuz, bu kitabı okuyanlar özellikle de çocuklar filleri belki hiç sevmeyecekler, bu bana çok dokunuyor…” Çocuk kitabı olarak kaleme alınmış olsa da alegorik yapısı düşünüldüğünde büyükler için de toplumsal derinliği olan bir eser. Dünyanın her yerinde zalimle ezilenin mücadelesi hep vardı ve var olmaya devam ediyor, bu yönüyle düşünüldüğünde Yaşar kemal dünyanın bütün ezilenlerine sesleniyor. Ve umut dolu, insana cesaret veren kitabın şu son cümlesi belki de Yaşar Kemal’in düşüydü. “Dünyanın bütün karıncaları birleşirse” Kitap şu cümleyle başlıyor: “Anlat.” Ve Ulukepez anlatmaya başlar. Ulukepez bir kuştur. Karınca dilini de bilir, fil dilini de. Karıncalar ülkesinde kalır bir süre, onlarla yer içer dostça zaman geçirir. Döndüğünde o artık sultanın en büyük yardımcısıdır. Filler sultanı karıncalarla ilgili ilk bilgileri Ulukepezden alır. Bilgi vermekle kalmaz karıncaları nasıl sömürecekleriyle ilgili filler sultanına önerilerde bulunur. Bu işten çıkarı fillerin gücünü arkasına almak ve düşlediği köşkte çalışmadan yaşamaktır. İşin trajik yanı karıncalar Ulukepezi dost bir aracı sanmaktadır. Karıncalara karşı yürütülen sömürü politikalarının ilk adımı karıncaların ülkelerini yerle bir edip onları kıyımdan geçirmek, korku üretip itaat etmelerini sağlamaktır. Korku en büyük tutsaklıktır. İşgal başlar. Filler karıncaların ülkelerine saldırır, yerle bir ederler, karıncaların çoğunu öldürürler. Sonra karıncaların karşısına geçip, “Bu savaşı siz başlattınız. Bize haince saldırdınız. Biz de size gününüzü gösterdik” derler. Artık itaat etmeyen her karınca öldürülecektir. Karıncalar yaşamlarını kurtarmak adına filler sultanının emirlerine uyacaklarını bildirirler. Filler sultanının karıncalardan ilk istediği şey kendisi için görkemli bir saray inşa etmeleridir. İkinci adım onlara karınca olduklarını unutturmak için dillerini yok etmektir. Bunun için fil okulları kurarlar ve karınca dilini yasaklarlar. Dillerini unutturmak bütün karıncaları öldürmekle eşdeğerdir. Karıncalar doğar doğmaz fil okullarına alınır orda eğitilirler. Üçüncü adım ise karıncaları kendi içlerinde bölerek birbirlerine karşı kışkırtmak öfke uyandırmak. Yaşar Kemal bu kısımda önemli bir sosyal analiz yapıyor. Karıncaların içindeki en tembel, üretemeyen kendine yetemeyen sarıca karıncaları fillere itaat etmeye ve muhbirlik yapmaya en uygun grup olarak belirliyor. Çünkü onlar aç ve tembeldir. Karınlarını tok sırtlarını pek tutarsak yapamayacakları şey yoktur der filler sultanı ve onlarla anlaşır. Sarıcalar muhbirlik yapmayı seve seve kabul ederler. Yeter ki hayatta kalsınlar ve yeter ki yiyecekleri olsun onların varlık sebebi budur. Dördüncü adım karıncaların neyi doğru bulacaklarına, neye inanacaklarına onların yerine karar vermektir. Düşünmemelerini sağlamaktır. Düşünmek tehlikelidir çünkü özgürlüğün ilk adımıdır. Bunun için gazeteler, televizyonlar, kitaplar devreye girer. Ülkenin dört bir yanına borazanlar yerleştirilir. Gün boyunca fil olmanın doğal bir üstünlük olduğu anlatılır. Fil olmak övülür. Zamanla bunu fil okulunda yetişen karıncalar yapmaya başlar, televizyona çıkıp fil olmayı överler. Karıncalar dillerini unutur, karınca olduklarını da. Hep bir ağızdan coşkuyla tekrar tekrar bağırırlar: “Her karınca bir fildir, her karınca bir fildir…” Filler Sultanı'nın en uzun kahkahasını attığı andır bu. Fakat yine de unutmadığı bir şey vardır. İlk andan beri işler yolunda gittiği haldeFiller Sultanı'nın içinde korku salan bir karıncadır unutamadığı. En başındaFiller Sultanı'na itaat etmeyen ve sonra da ortalıktan kaybolan Kırmızı Sakallı Topal Karınca, diğer kırmızı sakallı karıncalarla dağlara sığınmıştır. Karıncalar ülkesini fillerin işgalinden nasıl kurtaracağını düşünmektedir. Umutsuzdur. Üzgündür. Çünkü hiç durmadan kitap okuduğu ve düşündüğü halde küçücük karıncaların filleri nasıl yeneceğini bulamamıştır. Bir gün bir ses belki bir türkü yüreğine umutla seslenir. Ülkedeki bütün karıncaların duyduğu anda karıncalıklarını hatırladıkları bir türküdür bu.Kırmızı Sakallı Topal Karınca ayaklanır, bütün karıncalar birleşir. Kırmızı Sakallı aynı zamanda bir demirci ustasıdır, Mezopotamya’da zulme direnen demirci Kawa’yı anımsatır. Ve tıpkı demirci Kawa’nın Asur kralı Zalim Dehak’a karşı zafere ulaştığında yaptığını yapar. Şehrin etrafındaki yüksek dağlarda ateşler yakar. Dumanlar yükselir. Bunun anlamı saraylarının çöktüğü, zalimlerin yenildiği zulmün bittiğidir. Özgür, eşit, kardeşçe bir yaşamın başladığıdır.
Roman-Edebiyat
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
·
40 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.