Eğer biyografik romanları seviyorsanız ve Türkiye'nin modernleşme sancılarını bir sanatçının gözünden görmek isterseniz, Ayşe Kulin 'in Füreya 'sı mutlaka okumalısınız.
Füreya'nın sanat anlayışı mı yoksa Şakir Paşa ailesinin diğer üyeleri mi daha çok ilgimi çekti bilmiyorum. Kitabı okurken bir taraftan da Şakir Paşa ailesinin renkli hayatlarını araştırdım.
Füreya, ”Son Osmanlı soyluları” içinde yer alan Şakir Paşa Ailesinin bir üyesi. Şakir Paşanın kızı Hakkiye hanımın kızı. Bir teyzesi Aliye Berger, diğer teyzesi Fahrelnisa Zeid, dayısı Cevat Şakir Kabaağaçlı; bildiğimiz adıyla Halikarnas Balıkçısı.
Osmanlı’nın çöküş döneminde giderek yoksullaşan Şakir Paşa ailesinin fertleri için Fransızca bilmemek, keman-piyano çalmamak kabul edilemez bir şey. Bütün çocuklar Robert Kolej gibi çok iyi okullara gidiyor.
İyi bir eğitim ve Osmanlı terbiyesi ile büyüyen Füreya birkaç yıl süren çok mutsuz bir evliliğin ardından Atatürk’ün çok güvendiği bir devlet adamı olan Kılıç Ali ile evleniyor ve uzun yıllar evli kalıyor. Füreya, verem teşhisi ile İsviçre’deki bir hastaneye yatıyor. Tedavi devam ederken ressam olan teyzesinin yönlendirmesi ile kendisini sanatın (seramik) içinde bulur. Önceleri çamur ile başlar. Tedavi için Fransa’ya nakledildiğinde seramik ile haşır neşir olur. Bir sergi açar, artık o ünlü bir seramik sanatçısıdır. Türkiye Cumhuriyetinin ilk bayan seramik sanatçısı olur. Hayatının devam eden günlerinde hem hastalığı ile hem de seramik ile uğraşır. Dünya çapında ödüller, burslar alır.
Bu arada Kılıç Ali ile ilişkileri kopma noktasına gelir. Erkek kardeşinin kızı olan Sara’yı gelinlerinin itirazına rağmen evlat edinir. Çocuklara duyduğu özlemi onunla dindirmeye çalışır. İkinci eşi Kılıç Ali’den paylaşacak bir şeyleri kalmadığı için ayrılır. Teyzeleri ve kardeşi maddî ve manevî olarak Füreya’ya her zaman destek olurlar.
Füreya da Türkiye’nin çeşitli yerlerinde ölümsüz sanat eserleri yaratır .Birçok değerli seramik sanatçısının yetişmesinde büyük rol oynar. Bundan sonraki yaşantısı tamamen sanata ve seramiğe yönelik olur. Seramik adına Türkiye’deki bir çok ilki gerçekleştirir. 1997’de vefat ettiğinde arkasında pek çok seramik sanatçısı, pek çok eşsiz eser ve büyük bir onur mücadelesi bırakır.
Çok severek, çok etkilenerek okudum Füreya'yı öncelikle tüm kadınlara örnek olması açısından tavsiye ediyorum, keşke tüm kadınların hayatta bir amacı olsa ve bunu başarmak için sevincini hiç kaybetmese...