Halil Cibran’ın Ermiş'in devamı niteliğindeki Ermişin Bahçesi, felsefi derinliği ve lirik anlatımıyla ruhun sessiz köşelerine hitap eden bir yapıttır. İlk kitapta halka hitap eden El Mustafa, bu kez kendi iç dünyasına, köklerine ve doğanın sinesine döner.
Ermişin Bahçesi içsel, meditatif ve teolojik bir düzlemde ilerleyen bir eserdir.
El Mustafa, doğduğu adaya döndüğünde artık bir gözlemci ve dinleyicidir.
Eserde yaşamın bir döngü olduğu ve ölümün bir son değil, kaynağa dönüş olduğu vurgulanır. Ağaçlar, çiçekler ve bulutlar bilgeliğin bizzat kendisidir. Kalabalıkların gürültüsünden arınan zihnin, hakikati ancak sessizlikte duyabileceği anlatılır.
Kitap, El Mustafa’nın dokuz müridiyle birlikte geçirdiği zamanı ve onlara verdiği son dersleri konu alır. Müritler ise bizi yani okuyucuları temsil eder. Şüphe duyarlar, korkarlar ve anlam ararlar. El Mustafa ise onlara doğrudan cevaplar vermek yerine, bakışlarını gökyüzüne veya toprağa çevirmelerini önerir.
Cibran’ın dili "mensur şiir" türünün en seçkin örneğidir. Cümleler kısa ama anlam yoğunluğu bakımından ağırdır.
Modern dünyanın hızı ve gürültüsü içinde kaybolan birey için bu kitap bir duraktır. Size ne yapmanız gerektiğini söylemez; kim olduğunuzu hatırlatır. Halil Cibran