Markus Zusak ile tanışmama vesile olan kitap Hiç Kimse Sıradan Değildir oldu. Yazarın kalemi akıcı, anlaşılır, nüktedan. Kitabı bir solukta okutacak kadar samimi, eğlenceli bir dil kullanmış. Yazar bu romanıyla herkesin yapabileceklerinin ötesine geçebileceğini kendini sıradan olarak tanımlayan bir insanın üzerinden anlatmış. Sanırım diğer kitaplarını da okuyacağım.
Kitabımıza gelirsek. Kahramanımız Ed Kennedy 19 yaşında bir taksi şoförü. Kendisini sadece taksi şoförü ve arkadaşlarıyla bir araya geldiğinde kağıt oynamaya yarayan bir kişilik olarak görüyor. Eee tabi bu duruma Ed'in annesinin de katkısı büyük...
Bir banka soygunu esnasında orada bulunan Ed'in soyguncuyu yakalamaya yardım etmesi sonucunda hayatında belirgin değişiklikler olmaya başlıyor. Posta kutusuna gelen ve her biri farklı mesajlar içeren iskambil kağıtları, Ed'in sıradan düzenini değiştirmeye başlıyor. Her bir mesaj ile birlikte kendini de sorgulayan Ed, bizlere de küçücük de olsa bir dokunuşun hem bizim hem başkalarının hayatında kocaman mutluluklara yol açtığını gösteriyor.
Kitapta geçen şu alıntı: "Senin gibi biri bütün o insanlar için o kadar şeyi yapabildiyse, belki de herkes yapabilir. Belki de herkes yapabileceklerinin ötesine geçebilir." insana öğretilen sınır kavramını aşmayı, bir hayata dokunulduğunda aslında kendi hayatına da dokunduğunu çok güzel anlatıyor....
Okuduğum kitapların bana bir şeyler katmasını, farkındalık kazandırmasını seviyorum. Hiç Kimse Sıradan Değildir Kitabı da bu şekilde yüreğe dokunan farkındalıklar yaşattı bana.
Okumak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim.