Hiç Kimse Sıradan DeğildirMarkus Zusak

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.005
Gösterim
Adı:
Hiç Kimse Sıradan Değildir
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
464
ISBN:
9786053480204
Kitabın türü:
Orijinal adı:
I Am The Messenger
Çeviri:
Selim Yeniçeri
Yayınevi:
Martı Yayınları
"Neden ben?" diye sordum Tanrıya. Bir şey söylemedi.
Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi...

"19 yaşındayım, taksi şoförüyüm. Sadece bu işe yarıyorum, bir de arkadaşlarımla kâğıt oynamaya. Başka hiçbir uğraşım, isteğim, hedefim yok. Bir ev arkadaşım var, adı Kapıcı. Kendisi aynı zamanda köpeğim olur ve karşılıklı kahve içmekten büyük keyif alırız. Kısacası sıradanlığın mihenk taşıyım ve bundan şikâyetçi değilim. Ama bir gün posta kutumda bulduğum iskambil kartının, çerçevedeki bu resmi değiştireceğini nereden bilebilirdim ki? "Hiç" oluşum, kimliği belirsiz birini rahatsız etmişe benziyor ve belli ki benimle oyun oynamak istiyor. Neden sorusunun cevabı aslında çok basit: umursamak için.
Peki o halde, oyuna hazırım!"

Dilde sadeliği kullanma yeteneğini başarılı bir şekilde ortaya koyan Markus Zusak, Hiç Kimse Sıradan Değildir adlı eğlenceli olduğu kadar düşündüren romanıyla, herkesin yapabileceklerinin ötesine geçebileceğini en sıradan insanlar üzerinden göstererek zekâsını gözler önüne seriyor.

"Zusak dilde abartıdan uzak duran, sadeliği kullanarak hayal dünyanıza girmeyi ustalıkla başaran bir yazar. Hiç Kimse Sıradan Değildir de bu yeteneğini ortaya koyan iyi bir örnek." 
Time Magazine

"Yalın ve akıcı bir dille anlatılan, güzel olduğu kadar etkileyici bir roman."
Kirkus Reviews

"Olağanüstü bir kitap. Mutlaka okunmalı."
School Library Journal
Hayatımda bir kez bir korsan kitap alayım dedim, ona da pişman oldum.

Bu kitabı dün akşam Rahmanlar'da bir sahaftan satın aldım: sitelerdeki fırtına uyarısına rağmen eve hemen dönmemiş, Roka'da saatler süren arkadaş muhabbetinin ardından Çanakkale caddesinden aşağı ağır ağır inmiş ve bir anda karar vermiştim sahafa uğramaya. Bu sahaf en fazla iki yüz belki üç yüz kadar kitabın bulunduğu küçük bir sahaf. Kitabı seçmem zor olmadı. "Kitap Hırsızı"nı okumamıştım ve aslında merak da ediyorum. "Hiç Kimse Sıradan Değildir"i aldıktan sonra, yağmurdan kaçarak hızla eve döndüm, okumaya başladım.

Kitabın okuyabildiğim kadarı, yani 180 sayfadan görebildiğim kadarıyla okuması zahmetsiz, anlatımı hızlı, karakterleri belki ilgi çekici olabilecek -en azından karakterimizin köpeği Kapıcı ilginçti- bir eser bu: Türkçe ismi daha güzel orijinalinden -Elçiye Zeval Olmaz diye çevirebiliriz belki-, sayfalar hızla akıyor ve okudukça kader ve şans üzerine dönen bir öyküyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Açılış sahnemiz bir banka soygunundan. Devamı ise baş karakterimiz Ed'in soygunu başarıyla durdurması üzerine ona gelen ilginç iskambil kâğıdı ve o kağıda yazılan 3 adet adres. İstemeden de olsa kahraman olmuş Ed bu adresleri bularak kendisinden istenen şeyi yapmaya karar veriyor. Ne istendiği de söylenmiyor ona, sadece adresler veriliyor. Ed adreslere giderek olayları anlamak, sonra da çözümlerine dahil olup olmama konusunda karar vermek zorunda kalıyor.

180. sayfaya geldiğimde korsan kitabın sayfaları değişti. Otuz sayfalık atlamalar var. Diğer sayfaları karıştırdığımda formaların bazı yerlerde karıştığını gördüm. İtinasız hırsızlığın bedellerinden birisi de bu olmalı. Çirkin, uyduruk kapağı; silik yazıların yanında bir de bu sorun çıkınca kitapla kopmam kaçınılmazdı. Kitabı en sevdiğim sınıflardan birinde, 8D'de okuyordum. elbetteki öğrencilerin çoğu karne gününden bir gün önce okula gelmemeyi seçmişti. Gelenler ise diğer sınıflardan getirilen birkaç şanssızla beraber EBA'da geziniyordu. Bazıları ise bana belli etmeden telefonuyla oynuyordu. Her yer kapkara bulutlarla doluydu, en sevdiğim hava. Öğretmen masasında ne güzel okuyordum işte. Herşey güzel gidiyordu. Ta ki 180. sayfayı okumayı bitirip de diğer sayfaya geçinceye dek. Orada kitap 230. sayfaya geçiyor. Şoka uğrayıp telaşla 181. sayfayı aradım, ama boşuna debelendim. Başka yerlerde de sayfa atlamalar vardı. Kitabın bundan sonrası karman çorman olmuştu. Böylece dersin ortasında kalakaldım. Korsan aldığım için cezalandırılmıştım tabi ki. Bir kitap tanrısı var idiyse, kuralları çiğnemenin bedeli gibi yanlış sıralanmış sayfaları suratıma fırlatmıştı; görünen o ki, bu tür şeylerden haz etmiyordu. Kara bulutlar ve 8D herşeyden habersiz rutin akışına devam etti: yağmur yağdı, rüzgâr esti, basket sahasının her yanı su dolmuştu, öğrenciler de hayatlarından memnun tenefüsün gelmesini bekliyorlardı. Ben de suç ve ceza üzerine düşündüm, sonra yaptığımın yanlış olduğuna, bir daha korsan kitap almamaya karar vererek öğretmenler odasına indim. Nescafemi doldururken kitabı çoktan kitaplığa koymuş ve herşeyi unutmuştum bile.

Kitabı okumaya niyeti olanlar için; evet, okuması kolay, hemen okunabilecek ve unutulabilecek bir eser bu. Zaman geçirmek için birebir. Ayrıca Ed de en az Kapıcı kadar sempatik geldi bana. Kitabın devamını bilemiyorum, ama herhalde bu ilk kısımdaki tempo ve üslûbunu yitirmeden nihayete eriyordur.

herkese iyi okumalar.
''Sen sıradanlığın en mükemmel örneğiydin, Ed. Ve senin gibi biri bütün o insanlar için kalkıp o kadar şeyi yapabildiyse, belki de herkes yapabilir. Belki de herkes yapabileceklerinin ötesine geçebilir.''

Ed sıradan bir taksicidir. Sıradan bir günde, sıradan arkadaşlarıyla, sıradan banka işleriyle uğraşırken bankaya soyguncu gelmesi sonucu bir kahraman olur. Bundan sonra hayatı tamamen sıra dışı bir hal alır. Eve gittiğinde posta kutusunda bir iskambil kartı ve üstünde 3 isim bulunmaktadır. Bu insanlara yardım etmesi gerekmektedir ama bu olayları nasıl çözeceğini bilemez ve çözümü kendisi bulmalıdır.

Ed'in sorunları çözüm şekli, insanlara yardım etmesi çok hoşuma gitti. Kitabın cümleleri basit, dili esprili ve kolay anlaşılırdı. Edebi yönden pek bir şey ifade etmese de uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar gülümsememiş ve eğlenmemiştim.

Kitaptaki tek beğenmediğim şey sonuydu. Bana anlamsız geldi. Çoğu şey havada kaldı ve yapılan açıklamalar yetersizdi.

Keyifli okumalar...

Benzer kitaplar

  • Kaiken
    7.7/10 (366 Oy)261 beğeni1.135 okunma52 alıntı4.848 gösterim
  • Günahkar
    8.6/10 (393 Oy)355 beğeni1.504 okunma67 alıntı5.915 gösterim
  • Kukla
    8.2/10 (310 Oy)291 beğeni1.196 okunma121 alıntı4.453 gösterim
  • Sis ve Gece
    7.8/10 (544 Oy)434 beğeni2.246 okunma111 alıntı8.234 gösterim
  • Bir Ses Böler Geceyi
    6.9/10 (264 Oy)195 beğeni1.074 okunma170 alıntı3.691 gösterim
  • Kar Kokusu
    7.3/10 (286 Oy)232 beğeni1.030 okunma94 alıntı5.178 gösterim
  • Patasana
    8.3/10 (831 Oy)713 beğeni2.974 okunma256 alıntı10.839 gösterim
  • Kavim
    8.4/10 (587 Oy)517 beğeni2.050 okunma161 alıntı6.449 gösterim
  • Dijital Kale
    8.3/10 (1.069 Oy)934 beğeni4.169 okunma67 alıntı10.594 gösterim
  • Şibumi
    8.8/10 (471 Oy)406 beğeni1.045 okunma341 alıntı9.203 gösterim
19 yaşındaki Ed'in hayatı sıradan ve annesine göre; işe yaramaz özellikleri olan bir kişiliği vardı. Ablaları ve kardeşi Tommy hayatlarını kurmuş o ise taksi şoförlüğü yapmaktan ileri gidememişti...

Ritchie, Marv, Audrey ve köpeği Kapıcı ile yaşadıkları sıradan hayat, bir banka soygunu ile değişir ve Ed iskambil kağıtlarında yazan, yerine getirmesi gereken notlar almaya başlar. Yaşadığı çevrede neleri gözden kaçırmış; kendi öz benliğinde var olan iyiyi nasıl ortaya çıkaracağını notlar da yazanlar ile tekrar keşfetmesi uzun sürmeyecek olsa da, notların arkasında kimin olduğununa dair merakı artmaktaydı. Bir insan kendini ve çevresinde tanıdığını söylediği insanları ne kadar tanıyor olabilirdi? Ed, köpeği Kapıcı'yı bile kendinden daha iyi tanıyor, kendi yapacakları ve yapamayacakları hakkında fikri ise aldığı notlar ile değişim göstermeye başlıyordu...

Ed'in üstlendiği görevler onu karar aşamasında zorlarken, yaşadığı çelişkiler ve yüzleşmesi gereken olaylar hiç beklemediği gerçekler ile kendini göstermeye başlamıştı...

Markus Zusak'ın okuduğum ilk kitabı. Yazım dili çok açık ve esprili. 19 yaşındaki bir insanın kendini keşfetmesini içindeki cevheri bulmasını yalın bir dil ile kaleme almış.İnsanın neler yapabileceğini iç dünyasını çok iyi yansıtmış... Okurken tebessüm edeceğinize emin olun...
Markus Zusak ismini hep duymuştum ve onu ilk bu kitabından tanıma şansı yakaladım. Gayet çok akıcı bir dille yazılmış.
"Neden ben?" diye sordum Tanrıya. Bir şey söylemedi.
Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi...
Her ne kadar uzun sürede kitabı bitirsem de Martı yayınevinin o hızlı okunası kitaplarından biriydi. Taksi şoförü Ed ve köpeği Kapıcı ile devam eden arada farklı olaylara maruz kalınan bir kitap. Genel olarak beğenemedim. Edebi açıdan önemli diyebileceğim sözler içermiyordu. Okuduğum ilk kitabı oldu,bundan sonra sıra övülen kitabı Kitap Hırsızı olacak. İyi okumalar.
~ Okurken Kitap Hırsızı ile mukayese etmemenizi öneririm. Tamamen ayrı konu, ayrı anlatım var karşınızda.

19 yaşlı, sıradan bir taksi şoförü olan Ed`in hayatı tesadüfen şahid olduğu banka soygunu sayesinde değişecektir... Ed`e bu olaydan sonra mesajlar gelmeğe başlar. Kart oyunlarının üzerinde çeşidli adresler vardır ve Ed bu adreslerde bulunan insanların muhtaç oldukları şeyleri onlara iade etmelidir.

İlk önce, kurgu dikkat çekici şekilde işlenmiş. Her kartta yazar hem Ed`e hem bize mesajlar veriyor. Ed`e gönderilen mesajların basit olmasını yazar`ın okuyucuya kolay mesaj vermesine bağlıyorum.
Mesela; hepimizin yalnız yaşayan, yaşlı komşuları vardır. Ne zaman kapılarını çalıp "merhaba" deyip, iki kelam ettik? Ya da ne zaman bir arkadaşımızın "yersiz öfke" adlandırdığımız öfkesinin özüne inip, sebebini araştırdık. Ya da bir insanın sade, önemsiz gibi görünen eşyaya gereksinimi olduğunu bildiğimiz halde onun ihtiyacını karşıladık?
Dediğim gibi mesajlar basit. Basit olduğunun sebebini yazarın ;
"Sen sıradanlığın en mükemmel örneğiydin, Ed. Ve senin gibi biri bütün o insanlar için kalkıp o kadar şeyi yapabildiyse, belki de herkes yapabilir. Belki de herkes yapabileceklerinin ötesine geçebilir.” sözlerinden daha iyi anlayacağınıza eminim.
Son cümlede değildiği gibi " Mesaj aslında onların için değil benim içindi. " Okuyucu- mesaj aslında sadece Ed için değil senin içindi... " gibi de algılamalıyız bence.

Kitapta beğendiğim kısımlar;

Dili anlaşılırdı. Cümleler "Kitap Hırsızı"ındaki gibi özenle seçilmiş olmasa da vasat diyemeyeceğim kadar sadeydi. Cümlelerin böyle sade seçilmiş olmasını ben; Karakterimizin sıradan ve sade olmasına bağladım. Bizim gibi konuşuyormuş mesajı vermiş oluyor böylelikle yazar. "Bak, o da senin gibi konuşuyor, sıradan iş, yemekler, sıradan köpek, sıradan hayat... Ama neler başarabileceğini, kendi çapında insanların hayatlarına küçücük mutluluklar getirebileceğini gör. Sen de yapamaz mısın? Yaparsın tabii... "
Verilen mesajlar.
Mesajların sıradanlığı.
Her mesajda okuyucuya bir şeyler aşılanması.
Esas karakterin seçimi.
İnsanları tasvir etme yeteneği.
Ed`in köpeği.. :)
Espirili anlatım tarzı.

Beğenmediğim kısımlar;
Bazı kısımların aklınızda soru işaretleri bırakması. Mesela, Ed`e sadece mesaj iletilecek! Sonu önemli değil. Mesajlar neden Ed`e verildi? Neden Ed hiçbir şey sorgulamadan denileni yapıyor? Sonu sizce de kafa karışıklığı bırakmadı mı? :) Bunun dışında beğenmediğim fazla ayrıntı yok galiba.

Sonda; kitabı beklentisiz okumanızı öneririm. "Kitap Hırsızı" yazarı diye okumaya başlamayın. Yeni bir kitap, yeni yazar diye başlayın.

Mesajın kendisi olmanız dileyi ile. Keyifli okumalar :)
Markus Zusak'ın okuduğum ikinci kitabı. Kitap hırsızını okuduğum zamanki tat ile aynı bir tat idi bu. Dostane samimi bir anlatım tarzı vardı. Zamanınızı kesinlikle eğlenceli bir hale getiriyor. Büyük beklentilere girmeden okumanızı öneririm. Kitaplı günler
Kitap Hırsızı adlı mükemmel kitabı okuduktan sonra Zusak’ın basılmış dört kitabını da aldım. Hani bir kitaptan çok etkilenirsiniz ve yazarının bütün kitapları okumalıyım diye düşünürsünüz ya Zusak, Kitap Hırsızı’yla bende o etkiyi yaratmıştı. Şu an yazarın bütün kitaplarını okumuş bulunuyorum. Yazarla ilgili gözlemim şu: Kitap yazdıkça daha iyi olmuş, her seferinde daha iyisini yazmış. Yani Kitap Hırsızı > Hiç >Wolfe Brothers serisi.

Kitap Hırsızı çok güzel bir kitaptı, herkesin okumasını dilerim ama diğer kitaplarını okunmaya gerek yok diye düşünüyorum. Tezime göre yazarın yeni kitabı, eğer yazarsa, çok güzel olacak. Onu da okumak isterim ama şimdilik Kitap Hırsızı dışındaki kitaplarını okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz.
Bu kitabı yazanın kurgulama yeteneği hat safhada. Çok güzel bir kitap ve çok akıcı. Sıradan hayat hikayelerinden sıkılanlar için muhteşem bir kitap. Okunabilecek en guzel romanlardan diyebilirim.
Kitabın ilk kelimesinden son kelimesine kadar okuyucuyu sıkmayacak akıcı bir dil kullanılmış. Bir karakterin hayatının başka bir karakterin hayatıyla aynı olmaması ve her karakterin özenle seçilip yazılmış olması yazarın kaleminin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor okuyucuya. Ayrıca kitaptan çok fazla ders çıkarıp insanoğlu olarak yardıma ve yardım etmeye ne kadar ihtiyacımız olduğunu görüyoruz
Yazarın çok heyecan verici, sürükleyici ve sürprizlerle dolu bir kalemi var. Romanın sayfalarında kat ettikçe, daha da fazla kaptırıp gidiyorsunuz kendinizi ustaca işlenmiş karakterlere ve olağanüstü olan olay örgüsüne...
19 yaşındaki bir taksi şoförünün hayatı posta kutusuna gelen iskambil kağıtları nedeniyle hızla değişecektir. Okumaya başladığınızda kendinizi 19 yaşındaki taksi şoförünün yerine koymaktan alamayacaksınız. Roman okuyucuya hakikaten hiç kimse sıradan değildir dedirtiyor.Yazarın kaleme aldığı olay örgüsüyle kitabın ismi oldukça uyumlu olmuş.
Markus Zusak, iskambil kağıtlarındaki mesajları kimin göndermiş olabileceğini çok profesyonel olarak gizleyip, okuyucuyu merakın esrarengiz kollarına bırakmayı büyük bir özen ve titizlikle başarabilmiş.
Markus Zusak'ın okuduğum ikinci romanıydı. Bu roman daha ilk sayfalardan iyi ki okumuşum dediğim romanlar arasında yerini aldı. Markus Zusak kalemi, sonraki bölümü merak içinde sayfaları çevirmenizi sağlıyor. Okuyana tebessüm ettirecek olağanüstü bir kurguya sahipti. Okumayanlara şiddetle tavsiye ediyorum. Markus Zusak'a ve Martı Yayınevine sonsuz teşekkürler...
Yalnızca senin cesaretin lazım bize Ed. Kendini kendinle tanıştırmak gibi bir şey senin yaptığın... Çünkü Kitap okuyorsan bundan bi ders almalısın bi şey eklemelisin ondan hayatına. Iyi Biseyler kazanmalısın. Ve kaybetmelisin kötüye giden bir şeyini.
Bazen insanlar çok güzel oluyordu.
Görünüşleriyle değil.
Söyledikleriyle de değil.
Sadece varlıklarıyla...
Raskolnikov’un bir defasında dediği gibi: “Sağduyu etkisiz kaldığında şeytan yardıma koşar!”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hiç Kimse Sıradan Değildir
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
464
ISBN:
9786053480204
Kitabın türü:
Orijinal adı:
I Am The Messenger
Çeviri:
Selim Yeniçeri
Yayınevi:
Martı Yayınları
"Neden ben?" diye sordum Tanrıya. Bir şey söylemedi.
Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi...

"19 yaşındayım, taksi şoförüyüm. Sadece bu işe yarıyorum, bir de arkadaşlarımla kâğıt oynamaya. Başka hiçbir uğraşım, isteğim, hedefim yok. Bir ev arkadaşım var, adı Kapıcı. Kendisi aynı zamanda köpeğim olur ve karşılıklı kahve içmekten büyük keyif alırız. Kısacası sıradanlığın mihenk taşıyım ve bundan şikâyetçi değilim. Ama bir gün posta kutumda bulduğum iskambil kartının, çerçevedeki bu resmi değiştireceğini nereden bilebilirdim ki? "Hiç" oluşum, kimliği belirsiz birini rahatsız etmişe benziyor ve belli ki benimle oyun oynamak istiyor. Neden sorusunun cevabı aslında çok basit: umursamak için.
Peki o halde, oyuna hazırım!"

Dilde sadeliği kullanma yeteneğini başarılı bir şekilde ortaya koyan Markus Zusak, Hiç Kimse Sıradan Değildir adlı eğlenceli olduğu kadar düşündüren romanıyla, herkesin yapabileceklerinin ötesine geçebileceğini en sıradan insanlar üzerinden göstererek zekâsını gözler önüne seriyor.

"Zusak dilde abartıdan uzak duran, sadeliği kullanarak hayal dünyanıza girmeyi ustalıkla başaran bir yazar. Hiç Kimse Sıradan Değildir de bu yeteneğini ortaya koyan iyi bir örnek." 
Time Magazine

"Yalın ve akıcı bir dille anlatılan, güzel olduğu kadar etkileyici bir roman."
Kirkus Reviews

"Olağanüstü bir kitap. Mutlaka okunmalı."
School Library Journal

Kitabı okuyanlar 1.213 okur

  • Kaan KAPLAN
  • Melike Yalçınkaya
  • Muhterem Nur Ulupınar
  • Fatma Merve Esen
  • Muhammed Ali ÇEKİÇ
  • Ebrar Türker
  • Matrisa
  • dilara kardaş
  • DAMLA ÇOLAK
  • Mustafa Morkoç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%7.7
18-24 Yaş
%31.5
25-34 Yaş
%21.9
35-44 Yaş
%25.5
45-54 Yaş
%7.9
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74
Erkek
%26

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.2 (106)
9
%19.4 (85)
8
%23.5 (103)
7
%16.2 (71)
6
%7.3 (32)
5
%3.9 (17)
4
%3 (13)
3
%1.4 (6)
2
%0.7 (3)
1
%0.5 (2)

Kitabın sıralamaları