Hiç Kimse Sıradan Değildir

·
Okunma
·
Beğeni
·
17,2bin
Gösterim
Adı:
Hiç Kimse Sıradan Değildir
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053480204
Kitabın türü:
Orijinal adı:
I Am The Messenger
Çeviri:
Selim Yeniçeri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
"Neden ben?" diye sordum Tanrıya. Bir şey söylemedi.
Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi...

"19 yaşındayım, taksi şoförüyüm. Sadece bu işe yarıyorum, bir de arkadaşlarımla kâğıt oynamaya. Başka hiçbir uğraşım, isteğim, hedefim yok. Bir ev arkadaşım var, adı Kapıcı. Kendisi aynı zamanda köpeğim olur ve karşılıklı kahve içmekten büyük keyif alırız. Kısacası sıradanlığın mihenk taşıyım ve bundan şikâyetçi değilim. Ama bir gün posta kutumda bulduğum iskambil kartının, çerçevedeki bu resmi değiştireceğini nereden bilebilirdim ki? "Hiç" oluşum, kimliği belirsiz birini rahatsız etmişe benziyor ve belli ki benimle oyun oynamak istiyor. Neden sorusunun cevabı aslında çok basit: umursamak için.
Peki o halde, oyuna hazırım!"

Dilde sadeliği kullanma yeteneğini başarılı bir şekilde ortaya koyan Markus Zusak, Hiç Kimse Sıradan Değildir adlı eğlenceli olduğu kadar düşündüren romanıyla, herkesin yapabileceklerinin ötesine geçebileceğini en sıradan insanlar üzerinden göstererek zekâsını gözler önüne seriyor.

"Zusak dilde abartıdan uzak duran, sadeliği kullanarak hayal dünyanıza girmeyi ustalıkla başaran bir yazar. Hiç Kimse Sıradan Değildir de bu yeteneğini ortaya koyan iyi bir örnek." 
Time Magazine

"Yalın ve akıcı bir dille anlatılan, güzel olduğu kadar etkileyici bir roman."
Kirkus Reviews

"Olağanüstü bir kitap. Mutlaka okunmalı."
School Library Journal
%38 (175/464)
·Puan vermedi
Hayatımda bir kez bir korsan kitap alayım dedim, ona da pişman oldum.

Bu kitabı dün akşam Rahmanlar'da bir sahaftan satın aldım: sitelerdeki fırtına uyarısına rağmen eve hemen dönmemiş, Roka'da saatler süren arkadaş muhabbetinin ardından Çanakkale caddesinden aşağı ağır ağır inmiş ve bir anda karar vermiştim sahafa uğramaya. Bu sahaf en fazla iki yüz belki üç yüz kadar kitabın bulunduğu küçük bir sahaf. Kitabı seçmem zor olmadı. "Kitap Hırsızı"nı okumamıştım ve aslında merak da ediyorum. "Hiç Kimse Sıradan Değildir"i aldıktan sonra, yağmurdan kaçarak hızla eve döndüm, okumaya başladım.

Kitabın okuyabildiğim kadarı, yani 180 sayfadan görebildiğim kadarıyla okuması zahmetsiz, anlatımı hızlı, karakterleri belki ilgi çekici olabilecek -en azından karakterimizin köpeği Kapıcı ilginçti- bir eser bu: Türkçe ismi daha güzel orijinalinden -Elçiye Zeval Olmaz diye çevirebiliriz belki-, sayfalar hızla akıyor ve okudukça kader ve şans üzerine dönen bir öyküyle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Açılış sahnemiz bir banka soygunundan. Devamı ise baş karakterimiz Ed'in soygunu başarıyla durdurması üzerine ona gelen ilginç iskambil kâğıdı ve o kağıda yazılan 3 adet adres. İstemeden de olsa kahraman olmuş Ed bu adresleri bularak kendisinden istenen şeyi yapmaya karar veriyor. Ne istendiği de söylenmiyor ona, sadece adresler veriliyor. Ed adreslere giderek olayları anlamak, sonra da çözümlerine dahil olup olmama konusunda karar vermek zorunda kalıyor.

180. sayfaya geldiğimde korsan kitabın sayfaları değişti. Otuz sayfalık atlamalar var. Diğer sayfaları karıştırdığımda formaların bazı yerlerde karıştığını gördüm. İtinasız hırsızlığın bedellerinden birisi de bu olmalı. Çirkin, uyduruk kapağı; silik yazıların yanında bir de bu sorun çıkınca kitapla kopmam kaçınılmazdı. Kitabı en sevdiğim sınıflardan birinde, 8D'de okuyordum. elbetteki öğrencilerin çoğu karne gününden bir gün önce okula gelmemeyi seçmişti. Gelenler ise diğer sınıflardan getirilen birkaç şanssızla beraber EBA'da geziniyordu. Bazıları ise bana belli etmeden telefonuyla oynuyordu. Her yer kapkara bulutlarla doluydu, en sevdiğim hava. Öğretmen masasında ne güzel okuyordum işte. Herşey güzel gidiyordu. Ta ki 180. sayfayı okumayı bitirip de diğer sayfaya geçinceye dek. Orada kitap 230. sayfaya geçiyor. Şoka uğrayıp telaşla 181. sayfayı aradım, ama boşuna debelendim. Başka yerlerde de sayfa atlamalar vardı. Kitabın bundan sonrası karman çorman olmuştu. Böylece dersin ortasında kalakaldım. Korsan aldığım için cezalandırılmıştım tabi ki. Bir kitap tanrısı var idiyse, kuralları çiğnemenin bedeli gibi yanlış sıralanmış sayfaları suratıma fırlatmıştı; görünen o ki, bu tür şeylerden haz etmiyordu. Kara bulutlar ve 8D herşeyden habersiz rutin akışına devam etti: yağmur yağdı, rüzgâr esti, basket sahasının her yanı su dolmuştu, öğrenciler de hayatlarından memnun tenefüsün gelmesini bekliyorlardı. Ben de suç ve ceza üzerine düşündüm, sonra yaptığımın yanlış olduğuna, bir daha korsan kitap almamaya karar vererek öğretmenler odasına indim. Nescafemi doldururken kitabı çoktan kitaplığa koymuş ve herşeyi unutmuştum bile.

Kitabı okumaya niyeti olanlar için; evet, okuması kolay, hemen okunabilecek ve unutulabilecek bir eser bu. Zaman geçirmek için birebir. Ayrıca Ed de en az Kapıcı kadar sempatik geldi bana. Kitabın devamını bilemiyorum, ama herhalde bu ilk kısımdaki tempo ve üslûbunu yitirmeden nihayete eriyordur.

herkese iyi okumalar.
464 syf.
·9/10
''Sen sıradanlığın en mükemmel örneğiydin, Ed. Ve senin gibi biri bütün o insanlar için kalkıp o kadar şeyi yapabildiyse, belki de herkes yapabilir. Belki de herkes yapabileceklerinin ötesine geçebilir.''

Ed sıradan bir taksicidir. Sıradan bir günde, sıradan arkadaşlarıyla, sıradan banka işleriyle uğraşırken bankaya soyguncu gelmesi sonucu bir kahraman olur. Bundan sonra hayatı tamamen sıra dışı bir hal alır. Eve gittiğinde posta kutusunda bir iskambil kartı ve üstünde 3 isim bulunmaktadır. Bu insanlara yardım etmesi gerekmektedir ama bu olayları nasıl çözeceğini bilemez ve çözümü kendisi bulmalıdır.

Ed'in sorunları çözüm şekli, insanlara yardım etmesi çok hoşuma gitti. Kitabın cümleleri basit, dili esprili ve kolay anlaşılırdı. Edebi yönden pek bir şey ifade etmese de uzun zamandır bir kitabı okurken bu kadar gülümsememiş ve eğlenmemiştim.

Kitaptaki tek beğenmediğim şey sonuydu. Bana anlamsız geldi. Çoğu şey havada kaldı ve yapılan açıklamalar yetersizdi.

Keyifli okumalar...
464 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Markus Zusak 'ın kitap hırsızından sonra okuduğum 2.kitabı. Bu kitabı, 19 yaşındaki bir insanın içindeki cevheri bulması, kendisini keşfetmesi ve insanın isteyipde neler yapabileceğini ve başarabileceğini sade, anlaşılır okurken tebessüm edebileceğiniz bir polisiye tarzında bir keyifle okunası bir eser olmuş.
464 syf.
·4 günde·10/10
19 yaşındaki Ed'in hayatı sıradan ve annesine göre; işe yaramaz özellikleri olan bir kişiliği vardı. Ablaları ve kardeşi Tommy hayatlarını kurmuş o ise taksi şoförlüğü yapmaktan ileri gidememişti...

Ritchie, Marv, Audrey ve köpeği Kapıcı ile yaşadıkları sıradan hayat, bir banka soygunu ile değişir ve Ed iskambil kağıtlarında yazan, yerine getirmesi gereken notlar almaya başlar. Yaşadığı çevrede neleri gözden kaçırmış; kendi öz benliğinde var olan iyiyi nasıl ortaya çıkaracağını notlar da yazanlar ile tekrar keşfetmesi uzun sürmeyecek olsa da, notların arkasında kimin olduğununa dair merakı artmaktaydı. Bir insan kendini ve çevresinde tanıdığını söylediği insanları ne kadar tanıyor olabilirdi? Ed, köpeği Kapıcı'yı bile kendinden daha iyi tanıyor, kendi yapacakları ve yapamayacakları hakkında fikri ise aldığı notlar ile değişim göstermeye başlıyordu...

Ed'in üstlendiği görevler onu karar aşamasında zorlarken, yaşadığı çelişkiler ve yüzleşmesi gereken olaylar hiç beklemediği gerçekler ile kendini göstermeye başlamıştı...

Markus Zusak'ın okuduğum ilk kitabı. Yazım dili çok açık ve esprili. 19 yaşındaki bir insanın kendini keşfetmesini içindeki cevheri bulmasını yalın bir dil ile kaleme almış.İnsanın neler yapabileceğini iç dünyasını çok iyi yansıtmış... Okurken tebessüm edeceğinize emin olun...
464 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Eglenceli bir o kadar da akici bir kitap ti. Zevkle keyif alarak okudum. 'Sadece Ed' ile tanismaniz icin okumanizi oneririm 🤗 iyiki okudum dedigim kitaplar arasina girdi kesinlikle...
464 syf.
·1 günde·9/10
Markus Zusak ismini hep duymuştum ve onu ilk bu kitabından tanıma şansı yakaladım. Gayet çok akıcı bir dille yazılmış.
"Neden ben?" diye sordum Tanrıya. Bir şey söylemedi.
Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi...
464 syf.
Sen ne kadar güzel bir kitap, sen ne harika bir yazarsın canım Markus Zusak!

Markus Zusak 'ın ilk önce Kitap Hırsızı kitabını okumus aşırı beğenmiştim. Simdi Hiç Kimse Sıradan Değildir i okudum ve bayıldım. Bir kitap bu kadar basit bir konuyu bu kadar tatlı bir sekilde anlatırsa ancak bu kadar sevilebilir.

Kahramanımız Ed. 19 yaşında kaçak taksi şoförlüğü yapmakta ve kendisini ise yaramaz Sıradan biri olarak görmekte. Birgün bir banka soygunu sırasında hayatı değişiyor. ona belli aralıklarla bazı kartlar ve bu kartlarda yazan adresler ya da isimler geliyor. Ed bunların kendisine verilen görevler olduğunu anlıyor ve işe koyuluyor.

Ilk basta bu görevleri yerine getirme konusunda yeterli olmadığını düşünüyor ve yureklendirilmek için bir miktar kaba kuvvetle harekete geçiriliyor. Iste Ed için hayat buradan sonra başlıyor.

Kendisini hiçbir işe yaramadığını düşünen Ed, eşinden dayak yiyip tecavüzüne uğrayan bir kadını kurtarıyor, koşu yarışmalarına hazırlanan bir kıza kendi değerini, surekli kavga eden abi kardeşe kardeşliğin ne demek olduğunu gösteriyor, bir rahibin kilisesini insanlarla dolduruyor, arkadaşlarının hayatına dokunuyor ve daha bir sürü şey...

Kitap başından sonuna kadar inanılmaz şekilde akıcı. Surekli bir devinim var. Okur surekli merak ediyor.

Kitabın sonunda ise tüm bu isi tasarlayan kişiyle tanışıyor ve şaşırıyoruz. Gercekten hoş bir kitap.

Canım Ed! Sen sıradanlığın en mükemmel örneğisin, sen yaptıysan herkes yapabilir!!
464 syf.
·23 günde·5/10
Her ne kadar uzun sürede kitabı bitirsem de Martı yayınevinin o hızlı okunası kitaplarından biriydi. Taksi şoförü Ed ve köpeği Kapıcı ile devam eden arada farklı olaylara maruz kalınan bir kitap. Genel olarak beğenemedim. Edebi açıdan önemli diyebileceğim sözler içermiyordu. Okuduğum ilk kitabı oldu,bundan sonra sıra övülen kitabı Kitap Hırsızı olacak. İyi okumalar.
464 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
~ Okurken Kitap Hırsızı ile mukayese etmemenizi öneririm. Tamamen ayrı konu, ayrı anlatım var karşınızda.

19 yaşlı, sıradan bir taksi şoförü olan Ed`in hayatı tesadüfen şahid olduğu banka soygunu sayesinde değişecektir... Ed`e bu olaydan sonra mesajlar gelmeğe başlar. Kart oyunlarının üzerinde çeşidli adresler vardır ve Ed bu adreslerde bulunan insanların muhtaç oldukları şeyleri onlara iade etmelidir.

İlk önce, kurgu dikkat çekici şekilde işlenmiş. Her kartta yazar hem Ed`e hem bize mesajlar veriyor. Ed`e gönderilen mesajların basit olmasını yazar`ın okuyucuya kolay mesaj vermesine bağlıyorum.
Mesela; hepimizin yalnız yaşayan, yaşlı komşuları vardır. Ne zaman kapılarını çalıp "merhaba" deyip, iki kelam ettik? Ya da ne zaman bir arkadaşımızın "yersiz öfke" adlandırdığımız öfkesinin özüne inip, sebebini araştırdık. Ya da bir insanın sade, önemsiz gibi görünen eşyaya gereksinimi olduğunu bildiğimiz halde onun ihtiyacını karşıladık?
Dediğim gibi mesajlar basit. Basit olduğunun sebebini yazarın ;
"Sen sıradanlığın en mükemmel örneğiydin, Ed. Ve senin gibi biri bütün o insanlar için kalkıp o kadar şeyi yapabildiyse, belki de herkes yapabilir. Belki de herkes yapabileceklerinin ötesine geçebilir.” sözlerinden daha iyi anlayacağınıza eminim.
Son cümlede değildiği gibi " Mesaj aslında onların için değil benim içindi. " Okuyucu- mesaj aslında sadece Ed için değil senin içindi... " gibi de algılamalıyız bence.

Kitapta beğendiğim kısımlar;

Dili anlaşılırdı. Cümleler "Kitap Hırsızı"ındaki gibi özenle seçilmiş olmasa da vasat diyemeyeceğim kadar sadeydi. Cümlelerin böyle sade seçilmiş olmasını ben; Karakterimizin sıradan ve sade olmasına bağladım. Bizim gibi konuşuyormuş mesajı vermiş oluyor böylelikle yazar. "Bak, o da senin gibi konuşuyor, sıradan iş, yemekler, sıradan köpek, sıradan hayat... Ama neler başarabileceğini, kendi çapında insanların hayatlarına küçücük mutluluklar getirebileceğini gör. Sen de yapamaz mısın? Yaparsın tabii... "
Verilen mesajlar.
Mesajların sıradanlığı.
Her mesajda okuyucuya bir şeyler aşılanması.
Esas karakterin seçimi.
İnsanları tasvir etme yeteneği.
Ed`in köpeği.. :)
Espirili anlatım tarzı.

Beğenmediğim kısımlar;
Bazı kısımların aklınızda soru işaretleri bırakması. Mesela, Ed`e sadece mesaj iletilecek! Sonu önemli değil. Mesajlar neden Ed`e verildi? Neden Ed hiçbir şey sorgulamadan denileni yapıyor? Sonu sizce de kafa karışıklığı bırakmadı mı? :) Bunun dışında beğenmediğim fazla ayrıntı yok galiba.

Sonda; kitabı beklentisiz okumanızı öneririm. "Kitap Hırsızı" yazarı diye okumaya başlamayın. Yeni bir kitap, yeni yazar diye başlayın.

Mesajın kendisi olmanız dileyi ile. Keyifli okumalar :)
464 syf.
·3 günde·Beğendi
"Sen sıradanlığın en mükemmel örneğiydin, Ed. Ve senin gibi biri bütün o insanlar için kalkıp o kadar şeyi yapabildiyse, belki de herkes yapabilir. Belki de herkes yapabileceklerinin ötesine geçebilir."

Beni ilk sayfadan itibaren içine çeken bir kitap oldu. Sayfaların su gibi akıp gittiğini hissettim. Elinizden bırakmayacağınız bir kitap..
Hayattan hiçbir beklentisi olmayan, hayatı sıradanlığın mihenk taşı olan, kendini bu hayatta hiçbir yerde görmeyen birinin büyük bir değişimine şahit oldum bu kitap ile. 

Ed Kennedy 19 yaşında bir taksi şoförü. Kapıcı adında neredeyse kendisi ile yaşıt (17) köpeğiyle birlikte yaşıyor. Babası ve annesi sıradan etrafımızda görebileceğimiz tiplerden. Babası erken yaşta vefat etmiş. Annesi ise ağzından küfür eksik olmayan, evden uzakta olan çocuklarına özlem dolu ama yani başında olan Ed'e hep ters tarafını gösteren bir kadın. Bunun sebebi ise Ed'in babasına olan benzerliği. 
Ed'in Marvin, Ritchie ve Audrey adında 3 tane yakın arkadaşı var. Onlarla toplanıp kağıt oynamak en büyük eğlencesi. Birde kapıcı ile karşılıklı kahve içip, kitap okumayı çok seven biri. 
Bir banka soygunu sırasında arkadaşları ile orada bulunan Ed kendilerini oradada belli eder ve soyguncuyu çileden çıkarırlar. Ed bir şekilde soyguncunun yakalanmasını sağlar ve gazetelere çıkar. Bugünden sonra Ed'in hayatı bambaşka bir yol alır. 

Birgün posta kutusunda bir iskambil kağıdı bulur ve üzerinde üç adres yazmaktadır. Hangimiz bize bir iskambil kağıdı ile gelen talimatları yerine getirmek isteriz ki? Ama Ed Kennedy kağıttaki her talimatı yaşamı buna bağlıymış gibi uyguluyor. Bunun onun görevi olduğunu ve o insanların kendisine ihtiyacı olduğunu hissediyor. Çünkü her görevden sonra kendini daha işe yarar biri olarak görmeye başlıyor. İnsanların hayatlarına dokunduğu kadar kendi hayatını da baştan yazıyor. 
Görevler bitip yeni kartlar geldikçe Ed'in ruhundaki büyük değişime de şahit oluyoruz. Ed artık kendini işe yaramaz biri gibi hissetmiyor. En güzeli de aşkını sevdiği kıza gösteriyor. 

"Neden ben?" diye sordum Tanrı'ya.
Bir şey söylemedi.
Güldüm ve yıldızları seyrettim.
Yaşamak güzeldi...

Sayfaların arasında kaybolduğunuz, her gelen kart ile sizinde maceraya atıldığınız muhteşem bir kitap. Şiddetle tavsiye ediyorum.
464 syf.
·Puan vermedi
"Kendini kurtarmanın tek yolu başkalarını kurtarmak için çabalamaktır." diyor ya Alexis ZORBA. Bu cümle bu kitabı özetliyor sanki. Sıradan olan, hatta "sıradanlığın mihenk taşı" olanların bile aslında kahraman olabileceğini anlatıyor yalın bir dille. Birilerinin hayatlarına dokunmak, hayat kurtarmak için mükemmel olmak gerekmediğini... Ve Amerikan filmlerindeki o klasik dünyayı kurtarma masallarının aslında balon olduğunu. Hepsi sıradan olan insanların birini böcek ısırıyor, birini kedi tırmalıyor falan... Ertesi gün bir bakıyorsun hepsi iyilik timsali kahramanlar olmuş ve dünyamızı kurtarıyor. Hayır, buna gerek yok. Ed Kennedy belki insanları ölümden kurtarmıyor ama yaşamaları için onlara sebep veriyor. Hem de kendisi kurtarılmaya muhtaçken. Asıl kahramanlık da bu bence.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hiç Kimse Sıradan Değildir
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053480204
Kitabın türü:
Orijinal adı:
I Am The Messenger
Çeviri:
Selim Yeniçeri
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
"Neden ben?" diye sordum Tanrıya. Bir şey söylemedi.
Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi...

"19 yaşındayım, taksi şoförüyüm. Sadece bu işe yarıyorum, bir de arkadaşlarımla kâğıt oynamaya. Başka hiçbir uğraşım, isteğim, hedefim yok. Bir ev arkadaşım var, adı Kapıcı. Kendisi aynı zamanda köpeğim olur ve karşılıklı kahve içmekten büyük keyif alırız. Kısacası sıradanlığın mihenk taşıyım ve bundan şikâyetçi değilim. Ama bir gün posta kutumda bulduğum iskambil kartının, çerçevedeki bu resmi değiştireceğini nereden bilebilirdim ki? "Hiç" oluşum, kimliği belirsiz birini rahatsız etmişe benziyor ve belli ki benimle oyun oynamak istiyor. Neden sorusunun cevabı aslında çok basit: umursamak için.
Peki o halde, oyuna hazırım!"

Dilde sadeliği kullanma yeteneğini başarılı bir şekilde ortaya koyan Markus Zusak, Hiç Kimse Sıradan Değildir adlı eğlenceli olduğu kadar düşündüren romanıyla, herkesin yapabileceklerinin ötesine geçebileceğini en sıradan insanlar üzerinden göstererek zekâsını gözler önüne seriyor.

"Zusak dilde abartıdan uzak duran, sadeliği kullanarak hayal dünyanıza girmeyi ustalıkla başaran bir yazar. Hiç Kimse Sıradan Değildir de bu yeteneğini ortaya koyan iyi bir örnek." 
Time Magazine

"Yalın ve akıcı bir dille anlatılan, güzel olduğu kadar etkileyici bir roman."
Kirkus Reviews

"Olağanüstü bir kitap. Mutlaka okunmalı."
School Library Journal

Kitabı okuyanlar 3.001 okur

  • Yasemin Dokuz
  • Zozan Demirel
  • eti
  • ZÇ
  • Hatice Argun
  • sadesoda
  • Batuhan Taylan
  • Nilgün Özdemir
  • miaw miaw
  • Elif Ertunç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.5
14-17 Yaş
%8.1
18-24 Yaş
%30.8
25-34 Yaş
%21.8
35-44 Yaş
%24.7
45-54 Yaş
%7.2
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.5
Erkek
%26.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.6 (234)
9
%19 (181)
8
%22.1 (210)
7
%16.4 (156)
6
%7.2 (68)
5
%5.5 (52)
4
%2.4 (23)
3
%1.5 (14)
2
%0.6 (6)
1
%0.7 (7)

Kitabın sıralamaları