Kitap Hırsızı

Markus Zusak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Hikâye Bitiyor, Kitap Bitmiyor
10/10
·574 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 17:48
Kendini tanıtmaya gerek duymayan bir anlatıcı düşün. Daha ilk sayfada sana yaklaşan, “ruhunu kollarımda taşıyacağım” diyen… Ve sen daha neye uğradığını anlamadan fark ediyorsun: Bu hikâyeyi anlatan bir........ Kitap Hırsızı seni baştan yakalıyor. Çünkü Markus Zusak sana bir savaş hikâyesi anlatmıyor. Sana ölümü anlatıyor. Ama alıştığın gibi değil—uzaktan, soğuk, keskin bir şey olarak değil. Yanında duran, nefesini duyduğun, hatta zaman zaman seni anlayan bir şey olarak. “Sizin için geldiğimde her şey ne renk olacak?” İşte burada başlıyor mesele. Renkler. KIRMIZI: BEYAZ:◯ SİYAH:卐 Bu bir süs değil. Bu kitabın kalbi. Kırmızı, olan biten her şey. Beyaz, o olan bitenin sessizliği. Ve siyah… sadece ölüm değil. İnsan eliyle büyütülmüş, sistem haline getirilmiş ölüm. Bu yüzden bu kitap okuduğun diğer savaş hikâyelerine benzemiyor. Çünkü burada olaylar anlatılmıyor, hissediliyor. Bir kız var. Nazi Almanyası’nda. Ve o kız kelimeleri öğreniyor. “Liesel kelimeleri okuyamayan kitap hırsızıydı.” İşte kırılma noktası bu. Çünkü o kelimeler geldiğinde, sadece okumayı öğrenmiyor—dünyayı öğreniyor. Kelimelere tutunuyor. Onları sıkıyor. İçinden anlam akıyor. Ama burada bir terslik var. “Kelimeler. Neden var olmak zorundaydılar ki?” Çünkü bu kitap sana şunu yüzüne vuruyor: Kelimeler hem kurtarır, hem öldürür. Aynı kelimeler: bir çocuğu hayatta tutar bir kalabalığı kışkırtır bir insanı insanlıktan çıkarır Ve sen bunu okurken yavaş yavaş fark ediyorsun—mesele kitaplar değil. Mesele kelimelerin gücü. Hans’ın bir fikri, bir hayatı kurtarmaya çalışırken başka riskler doğuruyor. Bir fırsat, başka bir felaketi çağırıyor. Hayat, hayat doğuruyor. Ölüm… daha fazla ölüm. Ve bu döngü kırılmıyor. Sen okurken yorulmuyorsun. Ama içten içe bir şey ağırlaşıyor. Çünkü bu hikâye seni zorlamıyor—içine
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma
Moj Dragi..
Puan vermedi·574 syf.·
2017 24. kitabı
Rahmetli dedem Üsküp'lü bir boşnaktı. Boşnaklar, çoğunlukla uzun boylu, sağlam yapılı, kumral ve ela gözlü olurlar. Orada doğmuş okumuş evlenmiş ve 1965 yılında Türkiye' ye göç etmişti. Üsküp, Makedonya'nın başkenti ve en büyük kentidir. Boşnak idi. Ne midir Boşnak? Tabii güzellikleri kadar, akan kan ve gözyaşıyla kendisinden söz ettiren Balkan ülkesi halkı boşnakların, bu ismi nereden aldığına dair birçok rivayet bulunuyor. Hakan Albayrak, bu rivayetlerden bir tanesini Ebuzer isimli kitabında şu şekilde anlatıyor: "İgman dağının eteklerinde İsevi dervişler yaşarmış. Bunlar İncil'de bahsi geçen son Peygamberi beklerlermiş. Bir gün "Vakit tamam, artık gelmiş olmalı" deyip son peygamberi bulmak ümidiyle yalın ayak yola koyulmuşlar. Yıllarca yürümüşler. Binlerce kilometre yol katetmişler. Ayakları kana bulanmış. Derken Medîne-i Münevvere'ye varmışlar. Medine'de önlerine çıkan ilk adama "Biz Allah'ın elçisini arıyoruz. Adı Muhammed" demişler. Adam "Ne yazık ki geç kaldınız. Allah'ın elçisi dün öldü" demiş. Dervişler içli içli ağlamaya başlamışlar."Ben Hattab oğlu Ömer" demiş adam. "Elçinin yakınıydım. Buyrun mescide geçelim, biraz soluklanırsınız. Bu arada ben size elçinin getirdiği mesajı anlatırım." Dervişler teklifi şükranla karşılayıp, Peygamber mescidini kanlı ayaklarıyla kirletemeyeceklerini söylemişler. Bunun üzerine Ömer bin Hattab onlara sarı mesler hediye etmiş. Dervişler mesleri öpüp bağırlarına basmışlar. "Bir Peygamber dostunun hediyesini ayağımıza süremeyiz" demişler."Siz kimlersiniz?" diye sormuş Ömer bin Hattab. "Biz Igumanlarız" demiş İgumanlar. "Geldiğiniz ülkenin adı ne?" "Geldiğimiz ülkenin adı yok." "Peki, sizin dilinizde yalınayak nasıl denir?" "Bos." "O halde ülkenizin adı biraz sizin dilinizden, biraz bizim dilimizden BOSNA olsun." Yalın
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma
Birkaç kitap, birkaç bomba...
10/10
·537 syf.··
Beğendi
·
2023 146. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2023 00:00
"Sözcüklerden nefret ettim ve onları çok sevdim, umarım onları doğru kullanmışımdır." Bazen kimin iyi kimin kötü olduğunu bilemez insan. Tarafını dayatılar eşliğinde seçer. Bu da kişi içinde bir savaşa yol açar... Bu kitapta tarafını seçemeyen insanları izledim, onların birbirlerine karşı sevgilerini hissettim. Minik bir kız olan Liesel'in insanlara bağlanmasını, kitaplara, kelimelere ilgisini okudum. Konusu bile insan üzerinde muazzam bir etki bırakıyor. Liesel babasını ve kardeşini kaybetmiş bir kız çocuğu. 2. Dünya Savaşı sırasında annesinin onu koruyucu bir aileye göndermesi üzerine Himmel Sokağı'ndaki yaşamı başlıyor. Babasına karşı inanılmaz bir sevgi duyuyor, evinde bir Yahudi olan Max'ı saklıyor ve ona dış dünyayı anlatıyor, arkadaşı, hayır bir arkadaştan daha fazlası bir kişiyle, ona aşık olan Rudy ile tarafını arıyor. Sözcüklerin büyüsü ile hayatı tamamiyle değişiyor. Tabii Liesel başına geleceklerden habersiz. Kitap ilginç bir anlatım tarzına sahip. Hikayeyi insanların ruhlarını alan kişi, ölüm meleği anlatıyor ve kitabın başında bizi hazin sondan haberdar ediyor. Bu kitabın sonunun bendeki etkisini azaltmadı tabii. Hala o şoktayım, hala kitap hayatın adil olmadığı gerçeğiyle içimdeki o rahatsız edici hissi uyandırıyor. Ve Rudy... Cidden uzun zamandır okuduğum en keyifli diyaloglardı Rudy ve Liesel'in diyalogları, kimi zaman gülümsetti, kimi zaman duygulandırdı ve o sonu hazmetmemi zorlaştırdı. Ya Liesel ve babası, o kadar güzeldi ki... Kitapta Max ve Liesel'in konuşmaları bana çok şey kattı, artık gökyüzüne her gün daha dikkatli bakıyorum. Dünyayı seyrediyor ve yaşamanın sevincini arıyorum. Ya sözcükler... Liesel'in sözcükleri, Liesel'in çaldığı her kitap, yazdığı her cümle, Max'ın hikayeleri, o kadar güzellerdi ki. Savaş
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma
10/10
·574 syf.··
Beğendi
·
2017 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2017 15:29
Nereden başlayacağımi inanın bilmiyorum. Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki. Sokaktan geçen insanları durdurup kitabı anlatmak istiyorum resmen. Elimden düşüremedim. Beni zaman zaman gülümseten bir kitaptı. ( ki gözlerimin dolduğu zamanlar daha çoğunlukta) 2.dünya savaşıni anlatırken gülümseten ilk ve tek kitap olarak tarih yazabilir.Sıcacık bir hikayeydi. Kelimelerin gücüyle iktidara gelen Hitler ve nazi Almanyası yine kelimeler kullanılarak ancak böyle güzel anlatılabilirdi. Dönem o kadar güzel anlatılmış ki. Üzerine yoğun çalışıldığı çok belli. Verilen emek oranınca da ortaya çok kaliteli bir iş çıkmış. Hans'ın savaşa gittiğinde ve ceset toplayıcılık işinde çalıştığı bölüm ve bombardıman sahnelerini bir solukta okudum. En sevdiğim karakter valinin karısı oldu. Oradaki beklenmedik süpriz gerçekten farklı bir tad verdi. Kurgusu dahice. Söyleyebilecek tek bir olumsuz lafım, eleştireceğim tek bir sayfa olmadı. Kendimce İkinci Dünya Savaşıyla ilgili roman yazmanın zor olduğunu düşünürüm. Hele ki iyi bir roman yazmanın. Çünkü ister istemez yazarın kimliģi ve sempati duyduğu taraf sayfalarda kendini gösteriyor sırıtıyor. Bu açıdan herkese eşit mesafede duran ve herkesin bir gün mutlaka tanısacağı ölüm meleğinin dilinden olması kitaba tarafsızlık katmış. Kitap hırsızının kitapları çalarak okuması dükkanın ilgi çekici, cafcaflı vitrini. İçeride daha ne hikayeler var....
Edebiyat
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma
Puan vermedi·574 syf.··
2017 42. kitabı
Bu kitap okuyup ta en cok etkilendiğim nazi almanyasini anlatan ikinci kitap diyebilirim schindler in listesi başlı başına bir yapıt ve bu kitabında ondan eksik kalır bir yönü yok mutlaka okunması gerekenler listesine alinmali
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma
Puan vermedi·574 syf.··
2018 77. kitabı
Sürükleyici bir roman olmasının yanı sıra duygusal anlamda da gerçekten sarsıcı bir kitap. Hitler hegomonyası ile ilgili çok şey okudum izledim ama her yeni bir kitapta hala bu insanlık dramının nasıl yapıldığına aklım ermiyor. Markus'un anlatım tarzı çok hoşuma gitti. Sıkmadan ve olayların içine çekerek harika bir eser vermiş.
Edebiyat
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma
Puan vermedi·574 syf.··
2017 36. kitabı
Kitaba ilk başladığımda anlatım tarzı yüzünden karmaşık geldi biraz okuyup bıraktım.Her kitabın okunmak için bi zamanı vardır derler bu da öyle galiba sonra tekrar meraklanıp okumaya yeniden başladım.Liesel'in evlatlık verilmesi ardından basından geçenleri , mezarlıkta bulduğu kitapla başlayan kitap sevgisini,2.dünya savaşı sırasında Almanya da yaşananları ölümün ağzından anlatan değişik ama güzel bir kitaptı.
Edebiyat
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma
8/10
·574 syf.··
Beğendi
·
2015 65. kitabı
2. Dünya Savaşı Hitler döneminde Alman halkının ve Yahudiler`in yaşadığı zorlukları Liesel`in gözünden ve Ölüm meleğin`in dilinden okuyoruz.Alman olan Liesel`le Yahudi Max`ın hayatlarının nasıl kesiştiğini okuyacaksınız... Hikayeyi Ölüm meleği`nden dinlemek güzel fikirdi. Kitabın dili oldukca akıcı. 570 sayfanın ne zaman başlayıp ne zaman bittiğini anlamıyorsunuz . Benim açımdan tek eksik tarafı ( o kadar da eksik yok :)) ) fazla spoiler vermesi. Yazar umut etmek için içinizde tek bir kırıntı bile bırakmıyor. Yeni karekterle tanışıyorsunuz ve ardından hemen " ağzı açık ölecek" falan diyor. Neyse olaylar o kadar akıcı ki takılmıyorsunuz bile. Kitapları bizim gibi sevenlerin hikayesi Kitap Hırsızı. Hele bir de tarihi kitapları seviyorsanız beğeneceğinize eminim. İyi ki okumuşum dedirten kitaplar azdır benim için. İyi ki okumuşum :) Not: Sırada filmi var izlenmeli. Bakalım yine kitaptan dışarı çıkmışlar mı yoksa kitapa sadık mı kalmışlar. Göreceğiz. Keyifli okumalar...
Edebiyat
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma
10/10
·574 syf.·
2014 10. kitabı
Küçük bir kitap hırsızını ve ölümün penceresinden 1939 yılının Almanyasını,Yahudileri,Nazileri ve Hitler dönemini anlatıyor. Kahramanımız Liesel’in evlatlık olarak verildiği aileye geldikten sonra yaşadığı olayları tanıştığı insanları akıcı ve güzel bir anlatımla bize aktarıyor.Yazarın anlatıcı olarak seçtiği karakterde kitabı oldukça farklı kılmış.Böyle bir hikayeyi ölümün ağzından dinlemek oldukça farklı bir deneyim oldu benim için.Ayrıca hikaye tek bir konu üzerinde sabitlenmemiş aynı tarihler arasındaki farklı yerleri ve farklı insanlarıda bizlere aktaran bir kitap. Kitabı elimden bırakamadım bir türlü ve sonunda bitirdiğimde de eksiklik hissettim.Okuduğum ve etkisinde kaldığım en güzel kitaplardan biriydi.Özellikle son sayfaları gerçekten çok etkileyiciydi. Tabiki kitabının ardından filminide izledim.Filmlerin kitapları kadar iyi olmadığı düşüncem beni yanıltmadı yine filminden daha iyi bir kitapla karşı karşıya kaldım çoğu beklediğim şeyden yoksun bir filmdi özelliklede sevdiğim repliklerin hiç birini barındırmıyordu.Son olarak filmini tavsiye etmiyorum ama kesinlikle tavsiye edebileceğim bir kitap bir an önce mutlaka kütüphanenize eklemelisiniz,Merak uyandıran ve vicdanlara seslenen bir hikaye … İyi Okumalar :)
Edebiyat
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma
Kitap Hırsızı İnceleme
8/10
·574 syf.··
2021 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2021 10:47
İlk önce filmi izlemiştim ama film ile kitap arasında epey bir zaman vardı. Pek çok detayı unutacak kadar bir zaman.. Yine de muhtemelen Ölüm'ün bu kadar sürprizbozancı oluşuna kızmamamda önce filmi izlemiş olmam yatıyor olabilir. Ama sanıyorum ki, hiç bilmeseydim de bu beni çok rahatsız etmeyecekti. Çünkü kitabın amacı dram yapmak değil. Kitapta bir gerçekçilik hakimdi bana kalırsa. Yani sizi o dönemlere götürmek ve ölümün gözünden o zamanları anlatmayı hedefliyordu. O yüzden ölen karakterlerin öleceği önceden belirtiliyordu ya da ölmeyecek olanın. Bana kalırsa bu da yeterince hüzünlüydü. Bir karakterin öleceğini öğrenince o karakter, hayatta olduğu o bölümlerde birer hayalete dönüşüyordu. Ve o küçük hayaletin küçük mutlulukları ve büyük dertleri kalp burkucu oluyordu. Bu kitapta en hoşuma giden şeylerden biri gereksiz yorumların azlığı ve propagandalardan kaçınılması. Gereksiz yergi, övgü yoktu. Ayrıca genellikle 2. dünya savaşı üzerine yapılan klasik iki yüzlülük olarak, Hitler'ın tek diktatörmüş gibi davranılması olayı da yoktu. Stalin'in de eleştirilmesi hoşuma gitti. Ölüm'ün anlatıcı olma fikri ise çok hoştu. Hem onun gözünden olayları görmeyi tattık hem de devamlı ölümü hatırladık. Savaşı iliğimize kadar hissettiğimiz bu kitapta ölümü de ensemizde hissediyorduk.. Kitapla kalın..
1000Kitap
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Kitabevi · 201214,5bin okunma

Yazar Hakkında

Markus ZusakYazar · 8 kitap
Markus Zusak (23 Haziran 1975 doğumlu) olan Avustralyalı bir yazar. Onun kitapları içinde uluslararasında iyi bilinenleri Kitap Hırsızı ve Messenger olmuştur. Markus Zusak beş kitabın yazarıdır. İlk üç kitap, Underdog, Ruben Wolfe Mücadele ve 1999 ve 2001 yılları arasında yayımlanan Köpekler Crydir. Tümü uluslararası yayınlanmış ve çok sayıda ödül kazanmıştır.