Üst üste kült eser okuduğumda hem okuduğum eserin etkisine ihanet etmek istemediğimden hem de kafamı biraz olsun dağıtmak amacıyla daha akıcı ve çıtır çerez diyebileceğim eserlere yöneliyorum. Bu yazarların başında Freida McFadden geliyor benim için.
Kusursuz Çocuk’a gelelim. Bazı çocuklar sadece “farklıdır, peki ya bu fark karanlık bir sırra zemin hazırlıyorsa?
Yine sürükleyici bir romanla karşı karşıyayız. Dışarıdan bakıldığında ideal görünen bir ailenin içinde giderek artan bir gerilim ve huzursuzluk hissi romanın merkezinde. Sayfalar ilerledikçe “gerçekten kusursuz olan kim?” sorusu zihninizde dönüp duruyor.
Freida McFadden’ ı ve kalemini tanıyanlar bir ters köşe olacağını bilir, alternatif seçenekler üretmeye başlar. Bu romanda çocuk karakterin davranışları o kadar ince işlenmiş ki, okurken hem merak hem de tedirginlik aynı anda artıyor. Durmadan ‘’Kesinlikle o!’’ diyorsunuz. Kitap, klasik bir gerilimden çok daha fazlası; ebeveynlik, güven ve içgüdüler üzerine de düşündürüyor.
Anlamsız bulduğum bir nokta Erika’nın babasının bu romanda tam olarak neye hizmet ettiği… Bir varmış, bir yokmuş… Bazı değinmeler harici romana katkısı pek yok. Bu da bir eksiklik yaratıyor.
Final kısmı ise hikâyeyi toparlayarak güçlü bir etki bırakıyor. Okuduğum en güzel ve en heyecanlı sonlardan biriydi. Kafa dağıtmak için daha iyi bir yazar düşünemiyorum.