Hikâyeye hep coğrafi bir pencereden baktım; Spotify’da denk gelen 'Yaylanın Çimenine' türküsü, zihnimde bambaşka bir kapı araladı. Düşünsene; o dondurucu dünyada ne yayla var ne de çimen... Yeşil nedir bilmeden, dünyanın geri kalanından bihaber bir beyaz karanlığın içinde yaşıyorlar. Kitabın esas oğlanı Naas, bu bakir coğrafyanın ve kadim bir yerli kabilesinin evladı. Ancak hikâyesini anlatmaya başladğında, beyaz adamın elinin değdiği her vahayı nasıl bir ateş topuna çevirdiğini ve dokunduğu her ruhu nasıl kuruttuğunu görüyorsun. Beyaz adamın o amansız kini ve dinmeyen intikam aşkı, bir zehir gibi Naas’ın kanına işlemisti. Atalarından devraldığı o saflık, yerini beyaz adamın karanlık hırslarına bırakmış. Güncel bir deyişle ifade edersek; kime benzemekten en çok korktuysa, hikâyenin sonunda tam da ona dönüşmüş Naas.
Biraz durup kendi coğrafyamızı ve o köklü kültürümüzü yad edeyim: Türküde o kadar nahif söyler ki; 'Koyamazsın kimseyi sevdiğinin yerine.' Naas da yolun en başında, o yıkıcı yabancı gelmeden evvel, sadece sevdasının ve süregelen bir davayı sonlandırmanın o asil gayesiyle yola çıkmıştı. Söylesene, bu âşık hangi yolda yürüsün? Naas kendine bir yol seçti seçmesine ama o yolun menzili onu hiç ummadığı bir sona, yabancılaştığı bir iklime götürdü. Ben yerleşik bir kültürün insanı olarak, kendi hayat tecrübelerimden yola çıkarak 'yaylanın çimenini', yani sükûneti ve aidiyeti tercih ederdim. Fakat bu sadece bir ihtimal, bir gönül tahmini... Zira Naas’ın geçtiği o ateş çemberinden geçmeden, onun buz denizlerindeki yalnızlığını tatmadan verilen her karar, eksik bir cümleden ibarettir." Bir Kuzey MacerasıJack London
Bir Kuzey MacerasıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202425,3bin okunma