İhsan Oktay Anar ile Karşılaştırmalı Edebiyat dersinde tanışmıştım. Postmodern romanların bence şahı olan Efrasiyab’ın Hikâyeleri’ni okumuştum. Okuduğum her sayfayı “nasıl olabilir, nasıl olabilir?” diye okudum. Başından kalkamadım ve kitabı hemen o gece bitirdim. İhsan Oktay Anar’ı hayatıma kattığı için ders hocam Ahmet Özgür Güvenç’e minnettarım. Puslu Kıtalar Atlası, çevremdeki herkese okumadan önerdiğim, hediye ettiğim ama bugüne kadar okumayı maalesef ertelemek zorunda kaldığım bir kitap oldu. Zihnimi sokak sokak gezdirdi, gözlerim Bünyamin’in gözlerine eşlik etti. Lağımcı oldum, Kubelik’i sessizce takip ettim. Alibaz’ı leylek yuvasında sonsuz uykusuna terk ettim. Son sayfaya kadar Uzun İhsan'ı bekledim. Uzun İhsan ile tanıştım ve kucaklaştım. Bütünüyle mükemmel bir kitaptı. İyi ki varsın, İhsan Oktay Anar.