8/10
·448 syf.··
2026 2. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 15:36
Mükememel bir kitaptı. 1. kitaba göre duygu, alan, kişi ve cinayet olarak çok kapsamlıydı. Yeni yeni kişiler, mekanlarda geçiyordu ve kadın karakterimizi her bu durum karşısında tepkilerini; yaşadıklarını okumak çok büyük bir zevkti. Hikaye çok sarmal ilerleyip bölümler olay olay bölündüğünden hiç sıkmadan kafa karışıklığı yaratmadan okudum. Kitaptaki katili yine tahmin edemedim, edeceğim noktada da işler öyle bir hal aldı ki wtf oldum. Bir anda yerde gezen zararsız karıncanın bir anda hulka dönüşmesi gibiydi. En güzel yanı kadın karakterimiz olan Audrey Rose'un duygularına, thomasla ilişkilerine yaptıkları hatalardan çözümlere kadar bu kitapta işlenmiş olması. 1. kitaba göre daha da duygusal ve kararlı bir kitaptı. Ne istediğini, kendi duygularının ne olduğunu okumak bir noktada çok rahatlattı.Hani kitapta sinirleneceğim bir olay olsa bile benim sinirlenmeme gerek kalmadı çünkü Rose o kadar ince, ve olması gerektiği gibi karşılık verdi ki ben sadece öyle ohh oldum. Ve sonunda hani hem şoka girip hem sevindim hem üzüldüm. Bu kitabı daha çok sevme nedenimin bir diğeriyse cinayet örgüsü içinde size çok fazla kültür, kural, mimari sunuyor olması. Sadece bir olayı değil onunla bağlantılı her şeyi yavaş yavaş işliyor. Hatta bazı yerlerinde beynim basmadı çok karmaşık olaylarda var çok ara açılmadan okunması gerekiyor bence. Durup durup neyin ne olduğunu araştırmak zorunda kaldığım anlar oldu. Bununla beraber kitabın en sonunda yazarın bu kullandığı her tarihi şeyi de açıklaması sadece bir kurgu amaçlı değil öğretici amacı olduğunuda belli ediyor ki bu detaylar kitabın başındaki harita gibi çok ilgi çekici. Bu kitap sayesinde Rumenceye ilgim oluştu mesela. Hımm başka ne diyebilirim bilmiyorum polisiyenin ağır bastığı anda duygular, duyguların ağır bastığı anda polisiyeler geri planda kalmasını başta biraz yardırgasamda kitabın sonuyla bunun en iyi karar olduğunu fark ettim. Hani ikisi beraber olduğu anlar vardı ama çok karışsaydı aksiyon anları çok geride kalırdı. Bu kitap hakkındaki tek hoşnutsuzluğum aksiyon anlarında daha çok betimlemeye ihtiyacımız olduğu. Daha kişisel şeyler işlenmesi gerektiği. Belki polisiye diye yapmamıştır ki bu çok normal betimlemeyle boğmak biraz olaydan koptururdu ama, biraz daha açıklayıcı olabilir. Kitabın başındaki harita olmasa bazı şeyleri anlamicaktım mesela. Bir de olaya dair daha çok düşünce okumak isterdim, genelde bunu konuşma üzerine veriyor ama dümdüz durduğundaki düşünceleri, parçaları okusakta güzel olurmuş. Bu kitabın yine en güzel yanlarından biri sadece kadın değil erkek karakterimiz olan, 1. kitapta neredeyse kapalı kutu olarak gördüğümüz Thomasın ailesi, kendisi, duyguları hakkında bir sürü şey öğrenmemiz. Sadece Audrey Rose değil Thomasın da bu yanlarına, hatta direkt bütün karakterlerin bir yere kadar duruş ve duygularını bilmemiz kitabın içine girmemize baya olanak sağlıyor. Bununla beraber yazarın bizzat kendi tercihi olarak seçtiği güçlü kadın modelinin her çeşitte, toplumda olduğunu, toplumsal normları, haklara da değiniyor. Sadece bir kadının değil o dönemde yakışıksız kalan her şeye rağmen var olmaya çalışan kadınlar okuyoruz. Aynı zamanda bu normları sürdürmesi gereken erkek karakterimizin kararını. Hımmm kitabı ne kadar sevdiğimi daha başka nasıl dile getirebilirim bilmiyorum, araya konulan görseller mektuplarla tek düzede ilerlemiyor. Okuduğum için mutlu olduğum, dolu dolu, altını çizmekten kendimi alamadığım bir kitap oldu ciddi anlamda.
Duygu ve Düşünce
Kül ve KanKerri Maniscalco · Ephesus Yayınları · 2019786 okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.