Puan vermedi·128 syf.····Okunma: 02 Nisan 2026 19:56 Ayfer Tunç’un Suzan Defter adlı eseri, kısa hacmine rağmen yoğun bir anlatım gücüne sahip, alışılmadık yapısıyla öne çıkan bir romandır. Eser, 12 Eylül döneminin yarattığı toplumsal ve bireysel kırılmaların gölgesinde şekillenen bir aşk ve yalnızlık hikâyesini konu alır. Ancak bu hikâye, klasik bir anlatım çizgisini takip etmek yerine, iki farklı karakterin günlükleri aracılığıyla çok katmanlı bir biçimde sunulur.
Romanda Ekmel ve Derya adlı iki karakterin aynı zaman diliminde tuttukları günlükler yer alır. Kitabın en dikkat çekici özelliği, bu günlüklerin sayfa düzeniyle birbirinden ayrılmasıdır: Bir karakterin anlatımı sol sayfalarda, diğerininki sağ sayfalarda ilerler. Bu teknik, okura aynı olayların iki farklı zihinde nasıl algılandığını görme imkânı sunar. Böylece metin, yalnızca bir hikâye anlatmakla kalmaz; aynı zamanda “gerçek” kavramını sorgulayan bir yapıya dönüşür.
Eserde aşk, alışılagelmiş romantik bir duygu olarak değil; daha çok yıpratıcı, gecikmiş ve içsel çatışmalarla dolu bir deneyim olarak ele alınır. Bunun yanı sıra yalnızlık, bireyin kendini başkasının gözünden algılaması ve geçmişin insan üzerindeki etkileri gibi temalar da derinlikli bir biçimde işlenir. Karakterlerin iç dünyalarına odaklanan anlatım, okuyucuyu psikolojik bir çözümleme sürecine davet eder.
Suzan Defter, olay örgüsünden çok anlatım biçimiyle öne çıkan bir eserdir. Akıcı bir olay akışından ziyade, karakterlerin içsel dünyalarına yoğunlaşır ve bu yönüyle daha dikkatli bir okuma gerektirir. Melankolik atmosferi ve parçalı yapısı, her okura hitap etmeyebilir; ancak farklı anlatım tekniklerine ilgi duyan ve psikolojik derinlik arayan okurlar için etkileyici bir okuma deneyimi sunar.
Sonuç olarak Suzan Defter, kısa olmasına rağmen düşündürücü, çok katmanlı ve anlatım biçimiyle iz bırakan bir eserdir. Okura yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda farklı bakış açıları üzerinden gerçekliği sorgulama fırsatı sunar.
Keyifli okumalar...