Meursault,kendi kafasında kurduğu dünyada yaşıyor dersem bu bile yanlış olabilir,çünkü Meursault kafasının içinde bir dünya kuracak kadar bile düşünmüyordu!..Beni hadsiz derecede ,varoluşsal boşlukla yüzleşmeye itti.Kitabın yarattığı bu tekinsiz atmosfer,sanırım beni kendime de yabancılaştırdı.Kitabı kapattığımda
kendimi bir boşluğun içinde, tıpkı karakter gibi her şeye yabancılaşmış buldum.
İnsan ruhunun en kuytu köşelerindeki o "kayıtsızlık" duygusunu uyandırıyor. Albert Camus bize anlamın olmadığı bir dünyada dürüst kalmanın getirdiği o ağır ve yalnız bedeli gösteriyor.İnsanın evrendeki yersiz yurtsuzluğunu en saf hâliyle özetleyen bir kitap.
Ali K. evet hocam🥀zaten kitabın daha ilk cümlesi ele veriyor,”Bugün annem öldü belki de dün bilmiyorum”bu bile Meursault'nun duygusuz, toplumsal normlara kayıtsız ve varoluşsal bir yabancılaşma içinde olduğunu vurguluyor.
Aslında kayıtsız değildi, yorgundu annesinin ölüsüne bakmaya mecali yoktu.. sonraki zaman da cinayetle suçlanıyor ve suçlu bulunuyor bu süreç dolasıyla.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.